Nobuhiro Watsuki'nin gerçek hayattan tarihsel bir kişilik ve Bakamatsu dönemi suikastçisi olan Kawakami Gensai'den esinlenerek çizdiği manga Rurouni Kenshin'in televizyon serisine uyarlandığı 1996'dan bu yana neredeyse yirmi yıl geçmiş. Aradan geçen zamana karşın mangası halen ilgi ile okunuyor, anime serisi ile oav'ları kült yapımlar arasında kabul görüdü. Live action sinemaları merakla takip edildi ve oldukça da sevildi. Şimdilerde Manga merkezli yeni bir Tv uyarlamasıyla yoluna devam ediyor.
Benim Rurouni Kenshin'e dair anime türünde favorilerim, arka planında Taku Iwasaki'nin mükemmel müzikleri eşliğinde görsel bir ziyafet sunan ve gezgin samurayın gençlik yıllarına odaklanan Oav 1: Samurai X: Trust & Betrayal /Rurouni Kenshin: Tsuioku Hen /1999) ile Kaoru ve beraberindekilerle yaşadığı maceralara ve sonrasında geçen onbeş yıla hatıralar şeklinde göz attığımız Oav 2: Samurai X: Reflection / Rurouni Kenshin: Seisō hen'dir. Bir çizgi film size "sizi ağlatabilecek kadar yoğun duygular yaşatabilir mi?" diye sorarsanız işte bu iki Oav bana tam da bunu hissetiren yapımlar diyebilirim. Kanımca tekrar ve tekrar izlense de aynı zevki alacağınız nadir animelerden.
Mangasını okuyan ve gerek anime gerekse live action olsun her tür Kenshin uyarlamasını izleyen bir izleyici olarak 1996 yılında yayınlanmaya başlanan 95 bölümlük Tv serisinin bunlar arasında en vasat yapım olduğu düşüncesindeyim. Özellikle ilk sezonu baskın olmak üzere çizimler özentisiz ve sevimsiz gelmişti. (Yandaki resim Tv serisi için hazırlanmış ama animenin kendisi bu tarz çizgilere sahip değil ne yazık ki.) Tabii shonen bir manga uyarlaması olduğu için kadınsı ve naif çizimler görmeyi beklemekte çok doğru değil. (Manga tarzına bakınca aslında bu eleştirim biraz yersiz kaçıyor galiba) 66. bölüm sonrası çizgiler büyük ölçüde güzelleşse de bu kez de ne yazık ki konu çok kötüydü. Hatta mangada o konu yoktu bile. Keşke bu kaliteyi ilk bölümlerden itibaren uygulasalardı. Hatta bölümler arası kalite iniş çıkışı bazen fazlasıyla belirginleşip insanın göz zevkini sorgulatacak ölçüde değişiyordu. Shisio sonrasi bölümlerle ticari kazanç için adeta sündürülen bir yapıma dönüştürülmesi bu anlamda bir kayıp. Manga dışı "Happy Kaoru! Kenshin's Proposal! Kaoru Ecstatic!" adı ile yayınlanan ve sevdiğim tek bölüm, Kaoru ve Kenshin arasında yaşanan buluntu bir nişan yüzüğü ile ilgili yanlış anlaşılmanın anlatıldığı 66. bölümdür ki her dakikası kesinlikle çok eğlenceliydi.
Burada mangaya dair bir pencere açmadan edemeyeceğim. 20 ve 28'inci ciltler arasının tamamen Jinchuu yani Yukishiro Enishi'nin intikamına odaklandığı hakkında bir fikrim yoktu ve hikayeye dalmış giderken bir noktada Watsuki-san beni öyle bir köşe edip şoka uğrattı ki gözü yaşlı halde bunca zaman sonra -bazen karşılaştığım üzere sonu biribirini tutmayan- bir anime serisi izlemişim sandım. (Neyseki Watsuki-san da kederimi sona erdirdi:) Sonuç olarak Rurouni Kenshin mangası Shonen bir mangadan beklenmeyecek ölçüde duygusaldı bence. Shojo niyetine de zevkle okunabilir.
Seri ile ilgili söylenebilecek bir diğer rahatsız edici nokta background muzikleri hariç açılış ve kapanış temalarının bu popülerlikte bir anime için genel anlamda bir facia olduğu. (Tarihsel bir dönemi anlattığına göre daha makul enstrumanlarla çalınan sakin müzikler secilebilirdi.) Hele o kulak tırmalayan ilk açılış müziği kimin tercihiydi bilemiyorum ama seçilebilecek en berbat şarkıydı herhalde. Bu yüzden serinin yirmi yılın ardından yeniden televizyona uyarlanacağını duyduğumda fazlasıyla sevindim. Umarım bu remade abartı çizgilerle bezeli, CGI içeren, rengarenk bir festival havasında değil de Oav'larının tarzı çizimlerle ve sephia tonda ağır bir renkle yapılır.
Samurai X Ova 1: Tsuioku Hen (1999)
Shinta (Sonrasında Kenshin) |
Himura Kenshin (Yaş: 15) |
Himura Kenshin (Yaş: 15) |
Şemsiyesi ve kimonosu az önceki kan şelalesine bulanmış görünen genç bir kız doğruca O'na bakmaktadır. "Sen gerçekten de bu kan yağmurunu yağdıransın." dediğinde sıkı sıkı kavradığı kılıcı parmaklarından kayıp düşer. Aklına gelen ilk şey "görgü şahidini ortadan kaldırmalı mıyım?" sorusudur. Bu arada kız da gördüklerinin etkisiyle olsa gerek birkaç adım atabilmiştir ki kendinden geçerek Kenshin'in kollarına yığılır. Kılıcını yere saplayıp son anda tutabildiği yabancıyı doğruca kaldığı otele götürdüğünde işletmeci kadın geceyi geçirmek üzere bir kız getirdiğini zanneder. Dolayısıyla ekstra oda talebine "onu odana götürsene" yanıtını alan Kenshin fazla sorgulamaz. Zaten yatarak uyumayan biri olarak bu kendisi için sorun değildir. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanınca doğrudan kıza bakınır ancak ortalıkta değildir. Merdivenlere yöneldiğinde yemek tepsilerini taşıdığını görür. Kendini Yukishiro Tomoe olarak tanıtan kız bayılmasına neden oarak önceki gece çok fazla içtiğini belirtir. (ki bu durum Kenshin'i hayli şaşırtır. Gecenin bir yarısı yanlız başına bir kadının içmeye gitmesi dönemin anlayışına tamamen terstir çünkü.) Sorun yarattığı için özür diler. Bunun dışında ne kendinden ne de o gece şahit olduklarından bahsetmeye gönüllü değil gibidir. Bir çalışanmışcasına ev sahibesine yardım eder. Aniden çevrelerine giren kız hakkında bir casus olabileceğine ihtimaline karşlık Lord Katsura Kogoro'nun Izuka'ya yaptırdığı araştırma sonuç vermez.
Tomoe (Yaş: 17) |
Köydeki yaşantıları dingin ve huzurlu şekilde devam eder. İlaç vs satarak geçimlerini sağlayan genç evli bir çift görünümündedirler. Kenshin bile eski hayatını unutmuş ve bu yeni yaşama adapte olmuş gibidir. Tarla ekmek gibi hayat kurmaya, yerleşmeye dair Tomoe'yi de kapsayan planlar yapar. Onu sesizlikle içinde izleyen Tomoe de halinden memnundur. Lordun hizmetindeki İzuka ara sıra uğramakta ve Kyoto yangını sonrasında yaşanan gelişmeleri rapor etmektedir. Tomoe O'nun kendilerine dair lakayıt cümlelerine yorum yapmaz ama bariz şekilde adamın varlığından hoşlanmaz. Derken günün birinde bir başka misafir, Tomoe'nin küçük erkek kardeişi Enishi çıkagelir. Kenshine'i açık bir nefret ve öldürme arzusu ile süzer. Kenshin'se bunu farketmez ve rahat konuşabilmeleri için ikisini yalnız bırakır. Enishi, ablasına neden eve dönmeyip o adamla kaldığını sorar. Tomoe yanıt vermez ve geri dönmesini ister. Aldığı cevap Enishi'yi daha da öfkelendirir. Tomoe geride bıraktıklarının aksine Kenshin'nin görünenin aksine bambaşka, ince bir ruha sahip olduğunu keşfetmiştir. Muhtemelen daha önce kimseye göstermediği bu yönü Tomoe'nin düşünceleri ile birlikte kalbini de değiştirmiştir. Zavallı kız başlangıç çizgisinden tamamen sapmış durumdadır. Kaçınılmaz biçimde aşık olmuştur ki bu kesinlikle yapmaması gereken birşeydir. Yola çıkarken yanına aldığı katanayı artık ona duyduğu güvenin etkisi ile taşımamaktadır. Kendi ile ilgli cümleler kurmak istese de başarılı olamaz. Bir gece kalbinin derinliklerindeki sırrı Kenshin'e anlatır. Nişanlısı bir suikatçinin elinde can vermiş O da yaşadığı acı yüzünden evini terk etmiştir. Hikayesini şaşkınlıkla dinleyen Kenshin soru sormaz (muhtemelen bunu yapanın kendisi olacağı ihtimalini de aklına getirmez.) Tomoe, yasını tutması gereken bir başka insanın ölümüne neden olan kişiyi sevmenin verdiği vicdani yükün altında ezildiğini hissetse de elinden birşey gelmez. Nihayetinde kız, vicdan azabını, pişmanlığını ve hissetttiği suçluluğu onun varlığında dindirmeyi seçer. Birlikte olurlar... Ertesi gün Kenshin uyanmadan önce Tomoe geri dönmek üzere kulubeyi terk eder.
Eşi adlettiği kadını kendi elleriyle öldürmüş olmanın verdiği derin acı ve azap Kenshin için bundan sonra ömrü boyunca taşıyacağı bir yük olacaktır. Ziyaretine gelen ve taziyesini sunan Katsura ortaya çıkan yeni bir suikasçinin (Seriden aşına olduğumuz Makato Shisio) aralarındaki casus olduğunu anladığı İzuka'yı ortadan kaldırdığını ve mevcut durumda ise O'nun yine kılıcına ihtiyaç duyacağını belirtir. Ancak artık amacını ve yaptıklarını sorgulayan Kenshin kararını çoktan vermiştir. Bundan böyle insanların hayatını almayacaktır. Kaldıkları evi genç kadının cansız bedeniyle birlikte ateşe vererek terk ederken gençliğine de veda eder gibidir. Beraberinde yüzündeki yara ile sonsuza kadar kalbine yerleşen Tomoe'nin hayali vardır. Kılıcını zayıfları korumak üzere kullanmayı sürdürür. Bu doğrultuda mücadelesi Shinsengumi kaptanı Okita Sōji ve gelecekte de karşılacağı, Saitō Hajime ile olur. En nihayetinde Bakumatsu devrimin sona erdiği ve barış çağının geldiği günler Hitokiri Battōsai iz bırakmadan ortadan kaybolur.
Kaoru Himura (Yaş:34) |
Oav'ın tekrarları dışına çıkan orijinal sayılcak ilk öyküsü Tomoe'nin Kenshin'in kılıcıyla hayatını kaybetmesi sonrası yaşananlara şahit olan erkek kardeşi Yukishiro Enishi'nin, ablasının önce mutluluğunu sonrasında ise kılıcı ile hayatına son veren Kenshin'den intikam almasıdır. Bu doğrultuda Kaoru'yu kaçıran ve bir adada rehin tutan Enishi, Kaoru'ya şu soruyu sorar. "Sen O'nun için ne kadar değerlisin?" İşte Kaoru için Kenshin'in kalbindeki yer ve ne ifade ettiği büyük bir soru işaretidir. Biliyordur ki Tomoe, hayatını vererek ve yüzündeki çarpı şeklindeki yara ile Kenshin'in kalbinde kazınmışken kendi varlığı belkide asla O'nun edindiği biçimde yer bulamayacaktır. Hatta kendisini sevdiği için kurtarmak üzere gelmesi durumunda Enishi acı çekmesi için gözleri önünde hayatına son vereceğini söylese de Kaoru sahilde beklemeyi sürdürür. Enishi kadının hayatından çok Kenshin'in kendisi için gelip gelmeyeceği yönündeki endişeli bekleyişini anlamakta zorlanır. Ona göre ablasının hayatını alan birisi asla sevilmeye layık değildir. Ancak Kaoru bir zamanlar nişanlısının ölümü için ablasının da Kenshin'i affettiğini hatırlatır. Nihayetinde bekleyişleri sona erer. Kenshin adaya ulaşır ve Kaoru Enishi ile sahile iner. İkili arasındaki ölümüne mücadele Kenshin'in kazananı da belirleyen son darbesi ile biter. Buna rağmen Kenshin önünde eğilerek, eğer acı ve öfkesini dindirecekse hayatını almasını ister. Enishi intikamının ateşinde kaybolup kılıcını kaldırdığı anda Kaoru Kenshin'în üzerine kapanır. Ablassının hayalini Kaoru'nun bedeninde gören ve ölmesini istemediğini düşünen Enishi böylece intikamından vazgeçer. (Kaoru ölen ablası gibi 17 yaşında.)
İkili bir kez daha Tokyo'ya geri döner. Dojoda sakin bir yaz gecesi ikisi de uyuyamaz ve gece yarısı dışarda oturular. Kaoru hayatını ona adayacağını söyler. Ama Kenshin her ne kadar O'nun gülümseyişi için herşeyi yapmayı arzu etse de geçmişinde kıydığı canların ve geride bıraktığı yas tutan gözü yaşlı insanların affını kazanamamanın verdiği acıyı omuzlarında taşımaktadır ve mutlu olmayı hak etmediğini düşünmektedir. Kaoru ne yapacağını bilemez. Eğer mutluluk bu anlamda her ikisi için bir günahsa onunla bu günahı paylaşacaktır. O'nun ailesi olmasını ister.
Hikaye bu noktada (Director cut versiyonu dahilinde) Kenshin ve Kaoru'nun düğün töreni, oğulları Kenji'nin doğumu ve sonrasında geçirdikleri hayattan kesitler sunarak 15 yıl sonrasına bağlanır. Sakabotosunu genpuku yani yaşının geliş hediyesi olarak Yahiko'ya verdikten sonra kılıç taşımayı tamamen bırakan Kenshin evliliklerinin büyük bölümünde gitgide kötüleşen sağlığına rağmen kefaretine cevap arayışını sürdürmekte ve insanlara yardım edebilmek, acılarını dindirebilmek adına uzun yolculuklara çıkmaktadır. 15 yaşındaki oğulları Kenji de kendi yolunu çizmiş ve babasının efsanesini geçmek derdinde Hiten Mitsurigi Ryuu'yu öğrenmek üzere Usta Hiko Seijiro'nun yanına gitmiştir. Uzun bekleyişlerinin getirdiği yalnızlıkla anılarında kaybolan Kaoru ise (seyahatlerinden döndüğü günlerden birinde birlikte oldukları zaman) Kenshin'e de sirayet eden hastalığı yakalanmış haldedir. Sağlığının Kaoru açısından iyi gitmediği aşikar olunca Yahiko, Kenji'yi eve getirmek üzere yola çıkar. Durumu giderek ağırlaşınca Tsubame, doktor Megumi'yi çağırmak zorunda kalır. Muayene sonrası Megumi Kenshin'deki aynı semptomları gördüğünde anlar ki Kaoru bu hastalığı bile bile kabul etmiştir.
Diğer yandan ülkenin uzak bir köşesinde hastalığının son aşamasındaki Kenshin de sefil bir durumdadır. Eve dönerken patlayan fırtınada denize düşer. Sahile çıktığında ise artık neredeyse adını bile hatırlayamayacak ölçüde hafıza kayıpları yaşamaktadır. Muhtemelen yüzündeki yara izi ile kıyıya vuran yabancı söylentilerini duyarak gelen Sanosuke, Kenshin'i evine götürür. Bununla birlikte halinden anladığı üzere fazla zamanı kalmamış görünen arkadaşını son günlerini geçirebilmesi için eve göndermeye karar verir. Ama yolculuğu kaldıramayacağına dair şüpheleri vardır. En nihayet biraz topralanınca O'nu Tokyo'ya götürecek bir gemiye bindirir. Mevsim artık kiraz çiçeklerinin seyir dönemidir. Geminin güvertesinde bilincininin gelgitleri arasında havadan süzülüp düşen bir çiçek yaprağı, aklına baharın kendisi gibi süzülen genç ve güzel Kaoru'nün görüntüsünü getirir. Böylece Kenshin limana ulaştığında dudaklarında sadece Kaoru'nun ismi vardır ve aklındaki tek düşünce O'na ulaşabilmektir. Kaoru ise az önce geçirdiği bir kriz sonrası, kocasının gelmiş olabileceği ümidiyle karşılamak üzere yine limana gitmek için yatağını terk eder. Duvarlara tutunarak yürür. İkili, bir zamanlar Kyoto'ya gitmeden önce gecenin karanlığında vedalaştıkları su kıyısında karşılaşırlar. Kenshin sendeler halde ve kalan son gücüyle, kollarını açarak kendisini karşılayan Kaoru'ya sarılır. Kaoru, ayrılırken istediği üzere ailesinin verdiği eski adı ile hitap ederek "Hoşgeldin Shinta" der. Kiraz çiçeklerinin süslediği bir agacın gölgesinde yorgun düşen Kenshin, başı Kaoru'nun kucağında yere uzanmış halde yatar. Kaoru birşeyler anlatırken yüzünde huzurlu bir ifadeyle uykuya dalar gibi son nefesini verdiğinde, genç kadın yüzündeki çarpı şeklindeki yaranın da sonun da tümüyle kaybolduğunun gözyaşlarıyla fark ederek O'na sarlır.
New Kyoto Arc (OVA)
Günümüzde mangadan ya da animeden yola çıkarak hayat bulan birçok sinema ya da dizi yapılıyor. Bunların genelde pek izlenir olduğunu düşünen biri değilim. Söz gelimi Detective Conan'ın tv dizi uyarlaması. Karakterlerin yapay durduğunu hissetmiş ve bu live action uyarlamadan hoşnut kalmamıştım. Sanırım hikayedeki olağandışı olayları, kanlı canlı karakterlerle bir dizide yansıtmak onu her zaman gercekçi kılamıyor. Bir de önce de söz ettiğim üzere dizi uyarlamalarında karakterlerin animedeki ya da mangadaki karakteri taklit eder biçimde rol yapma çabası kanımca kaliteyi dibe taşıyan unsurlardan da biri.
Anime Oav / Lİve Action Movie |
Hikayenin orjinalin dışına pek fazla çıkmadan devam ettiği ve tüm anime serisinin kayda değer hikayeleri ile en yeni Oav: Shin Kyoto Arc'ı harmalayan devam filmi; Rurouni Kenshin: Kyoto İnferno (Rurouni Kenshin: Kyoto Taika-hen)'daki Hittokiri Bakyyusai tiyatrosu kısmını hayli eğlenceli buldum. Bu arada o tiyatro afişi neden o kadar tanıdık geldi hiç bilemedim. Gerçekten de aynı dönemde böyle bir tiyatro yapılmış olmaz herhalde değil mi?
Filme daha da renkli karakterler, yani Hiko Seijuro (Masaharu Fukuyama), Sato Seijiro (Ryunosuke Kamiki), Makato Shishio (Tatsuya Fujiwara), Makimachi Misao (Tao Tsuchiya) ve abayı yaktığı Shinomori Aoshi (Yusuke Iseya) gibileri eklendi. İkinci film anime dışı bir sonla bittiğinde "yine bir kadını kurtarmak için yola düştü temasını" çok sevdiğimi söyleyemeceğim. Ayrıca Kenshin, Kaoru'yu kaybı için intikam gibi herhangi bir duygusal bir yaklaşım sergilemediği gibi insanların acı çekmesini önlemek için Shishio'a savaş açması biraz garip geldi. Yaşadığını öğrendiğinde ise yanına gidip iki çift laf edemedi. (Gerçi sanırım buna dair çekilen görüntüler var ama neden bilmiyorum filme eklenmemiş. Muhtemelen çıkan dvd sonrası bir extended editionla bu sahneleri görebilmemiz mümkün olabilir.) Sürekli gülen ama tam bir katil tiplemesi çizen Sato Seijiro (Ryunosuke Kamiki) rolünün hakkını sonuna kadar vermiş. Ayrıca Shisio'ya neredeyse acıdım diyebilirim. Kullanılıp kenara atılmış bir zavallı hissini uyandırdı. Bir de Kenshin'in Kyoto'ya gitmeden Kaoru ile vedalaştığı sahneyi gece karanlığında ve ağustos böceklerinin yaydığı ışık eşliğinde görebilmek isterdim. Seriye ve Oav'lara aşina olanlar için bu sahne unutulmazdır:)
Rurouni Kenshin:Tv / RK OAV 3: Reflection/RK Live Action Movie 2: Kyoto İnferno |
Rurouni Kenshin: The Legend End (Rurouni Kenshin: Densetsu no Saigo-hen) ise bu bağlamda beklentilerimi aştı. Kenshin'in yarım kalan tekniği öğrenme süreci ve ustası ile karşılıklı sake içip sohbet etttikleri kısım oldukça hoştu. Live action sinemaların tümünü göz önüne alarak sanırım en sevdiğim yan karakter Hiko Seijuro (Masaharu Fukuyama) oldu diyebilirim. Animeye göre duygularını daha iyi dışa vuruyordu. Her üç film içinde yadırgadığım yegane karakterse sanırım en çok Sanasuke Sagara'dır. Animede taşralı, kaba saba tuhaf bir tipleme iken pek yadırgamamıştım ama filmlerde tavırları sanki biraz yapmacıktı ve sürekli kavga etmeye bağlı bir beyin hasarı varmışcasına anormal kaçıyor gibiydi.
Kiyosato Akira ve Yukishiro Tomoe'ye dair geçmişi anlatan sahnelerin ikinci ve üçüncü filmde tekrar ettiğini görmek biraz sıkıcıydı. İçerik daha derin biçimde işlenerek verilebilirdi. Açıkcası ilk filmin ardından gelen bu iki filmin Makato Shisio konusuna odaklandığını anladığımda biraz hayal kırıklığına uğradığımı eklemeden geçemeyeceğim. Son filmde Yukishiro Enishi ve O'nun intikamıni işleyeceğni düşünmüştüm. Hoşnut olduğum bir diğer konu ise anime tv serisinde sürekli bir "oro" tepkisi veren ve zaman zaman şebek durumuna düşen Kenshin'in neyseki Live Action sinemalarda Oav'lardan alışık olduğum ağırlığı taşıması. Hatta bu bağlamda Oav'ların, komedi ağırlıklı öğeleri seven izleyiciler tarafından eleştirildiğini okumuştum.
Part 1: İlk kısımda okyanusun diğer tarafından geçmişin izini süren bir adam Himura Kenshin'in hayatını cehenneme çevirmeye yeminli olarak ana karaya ayak basar. Şangay mafyasına mensup bir silah tüccarını trende göz altına almak isteyen Saito karşısındakinin kolay lokma olmadığını kısa sürede fark eder. Adam direnir gözükse de Himura hakkında sorduğu sorulara aldığı cevabın ardından teslim olur. Neredeyse ölümcül biçimde yaralanmasına karşın iyileşmeyi başaran Himura (Takeru
Satoh) başkentte efsaneleşen ismine rağmen Meiji Restorasyonu’nun
getirdiklerini kabul etmiş, kılıcını bırakmış ve köyde kılıç ustalığı
okulu işleten Kaoru Kamiya ile
huzurlu bir hayat sürmeye seçmiştir. Şehir merkezinde tüm ekip dolaşırlar. Batılı bir düğün alayı herkesin dikkatlerini çeker. Bayan Megumi'nin yorumları arasında Kaoru'nun bakışlarındaki özlemi anlamayan tek kişi tabi ki Kenshin'dir:)
Aynı süreçte tutuklu tüccar serbes bırakılır. (Çin elçiliği bir şekilde bu
işin içindedir.) Bir gece ara sıra yemek yedikleri Akabeko Restaurant
bir top atışıyla yıkılır. Kenshin Himura harabelerde iz sürereken üzerinde "Hüküm
İnsanındır" anlamına gelen “Junchu” yazılı bir not bulur. Meiji öncesi hem İshin Shishi hem de Bakumatsu aynı mantıkla infazlar gerçekleştirmiş, hatta kendisi de geçmişte bunlardan birine hizmet etmiştir. Karmaşa bununla bitmez. Bireysel saldırılar güçlü katillerin işidir. Kenshin durumu anlamlandırmaya çalışırken sonunda aradığı kişi karşısına çıkar. Amacı sadece onu yok etmek değil derin bir acıya boğulmasını da sağlamaktır. Artık kendisini için yazıldığın fark ettiği ve anlamını çok iyi bildiği not O'nu ruhsal anlamda alt üst eder. Bu noktada birçok acı ve tatlı anıyı geride bıraktığı yol arkadaşlarına herşeyin meydana geliş sebebini anlatır. O güne değin bahsetmediği geçmişte, kendi elleriyle hayatına son verdiği karısı Yukishiro Tomoe'den ve O'nun erkek kardeşi Yukishiro Enishi'den bahseder. Hatıralarına eşlik eden görüntüler anime Oav'dan kareler taşır:)
Part 2: İkinci bölüm 16'sındaki Himura Kenshin’in geçmişinden daha fazla ize rastlarız. Yeni bir çağ uğruna kılıcını kullanmaya başlamasının ardından karanlık ünü giderek yayılmaktadır. Kan yağmuru yağdırdığı gecelerden birinde genç bir samuray da hedefi olur. Adam hayatta kalmak için öyle çok direnir ki sonunda hızına rağmen rakibinin yüzünü kesmeyi başarır. Ancak mutlak ölümden kurtulamaz. Himura sıkça yarasını yıkamasına karşın günlerce kanamaya devam eder. Aldığı emirler doğrultusnda suikastlerini sürdürmekte yarattığı vahşet dilden dile yayılmaktadır. O'nu Tomoe Yukishiro ile biraraya getiren kanlı gece ve tanışma süreci, görünüşe göre bir tesadüf şeklinde gerçekleşir ve işinin ortasında yaptığını gören genç kadın bilincini kaybederken delikanlı geride tanık bırakmalı yoksa ortadan kaldırmalı mı düşüncesinin sürüncemesinde kalır. Şartlar gereği önce aynı mekanda birlikte kalırlar. Klan liderinin emri doğrultusunda kız hakkında yapılan araştırmadan da pek birşey çıkmaz.
Klanlar arası mücadeler devam eder. Tomoe konaklama mekanında kalmayı seçmiş gibidir Karşılığında mekanda çalışmaya başlar. Har anlamda bir gizem yumağıdır. Zaman zaman içme isteği duyar Böyle akşamlardan birinde tehlikeli gördüğü için Himura'dan kendisine eşlik etmesini ister. Gece ani baskınla sona erer. Kaçmaktan başka seçenekleri yoktur. Yollarına çıkan her engeli Himura kılıcıyla kaldırımakta genç kadın da soğuk kanlılıkla onu izlemektedir. Bir süre saklanma emri alır ve kimliklerini gizleyerek göden uzak bir köyde yaşamaya başlarlar. Kılıcıyla yaptıkları düşünülünce Himura bu yeni yaşam şekline kolayca uyum sağlamış gibidir. Tomoe'de aynı dinginlikte farklı bir insan yansıması görmektedir. Birlikte geçirdikleriz zaman onları adım adım birbirlerine yakınlaştırır. Ancak mutlulukları uzun sürmez. Tomoe'siz yatağında uyanan Kenshin genç kadının tuttuğu günlükte hiç bilmediği gerçekleri farkına varır. Tomoe ölen nişanlısı Kyosato'nun intikamını almak istediğini yazmıştır. Kenshin'in kılıcıyla can veren ve ölmeden önce yüzüne ilk kesiği atan genç samurayı hatırlar. Taşlar artık yerine oturmaktadır.
Kişisel Not: Aslında önce part 2'de yer alan hikaye sonra part 1'deki yayınlanmalıydı bence. Neden böyle ters iş yapılmış anlayamadım.