Anime Adı: Fullmetal Alchemist: Brotherhood (Remake) ve Fullmetal Alchemist.
Türkçesi: Metal Simyager: Kardeşlik ve Metal Simyager /
Bölüm Sayısı : 64 ve 51.
Oav: 4 Bölüm
Yapım Yılı: 2009 ve 2003.
Anime Sinema Filmi: Fullmetal Alchemist: Conqueror of Shamballa.
Animw Sinema Filmi: The Sacred Star of Milos (2011)
Live Action Movies:
Fullmetal Alchemist (2017)
Fullmetal Alchemist: The Revenge of Scar (2022)
Fullmetal Alchemist: The Last Transmutation (2022)
Manga: 26 Cilt (Hiromu Arakawa). (Türkçesi: Çelik Simyager / Metal Simyager)
Bu seri hakkında yazacak bir dolu şey olabilir. İyi bir özet
ve muhteşem yorumlar eşliğinde teknik bir analiz vs yapılabilir. Ancak işin özellikle
analiz kısmında iyi değilim. Sadece bir parça kıyas ve bıraktığı izi –tabii
kendimce- kelimelere dökmeye karar verdim. Usta işi analizleri onda iyi olanlar
yapmalı. Yapmaya çalışıp batırmak bana göre değil. Seri benim için çok yeni ve memnun eden hisler bıraktı. Dolayısıyla altta pek çok ayrıntı yer almakta. İzlemeyi düşünen ama tadı kaçmasın diyenlerin okumasını önermem.

Seriyi ilk duyduğumda ki bana öneren kişi anime konusunda
benim olduğum kadar eski bir geçmişe sahip değildi- pek de önem vermemiştim.
“Tam senin seveceğin türde” derken de kulak astığımı söyleyemem. O zamanlar
izleme önceliklerim başka serilere yönelikti herhalde. Oysa O tamamen haklıydı.
İki kardeşin drama dönüşen -annelerini hayata döndürme çabası- saflığı ve
masumiyeti simgeliyorken, Edward’ın kardeş sevgisinin derinliğini ve fedakârlığının ölçüsünü –ödenmesi
gereken bedeli kendinden bir parça olarak belirleyip tereddütsüz sunarken-
böyle bir hikâyeye kayıtsız kalmak imkânsızdı. Belki de sahip olduğum
kardeşlere duyduğum sevgi ve güvenin -bana bunun abartı sayılmayacak bir öykü
sunduğunu hissettirdiği için- Elric kardeşlerin hikâyesinden keyif aldım. Zaman
zaman duygulandım ve ağladım da. Son zamanlarda kanlı canlı insanların boy
gösterdiği dizilerin ya da filmlerin kaçı o duyguyu bana verebildi diye
düşünmeden de edemedim. Sonuçta çizgiler –orada gördüğünüz hiçbir şey gerçek
değil- diye bağırırken gözleriniz dolabiliyorsa bunu size sunmayı başarabilen
ekibe ve hikâyeyi böylesi bir duygu ile yazan kişiye hayran olmamak imkânsız. Son bir bir hatırlatma ile bu kısmı noktalayım. Imdb'de en iyi anime listesinin senelerdir değişmeyen bir numarasıdır. Bu nedenle bile göz atmayı hak eder.

Öykü annelerinin ölümcül bir hastalıkla yitiren Elric
kardeşlerin çalışıp öğrendikleri kadar olası –baba mirası gen- simya gücü ile
onu geri getirmeye karar vermeleri ile başlıyor. Ancak sadece 11 ve 10 yaşında
olan çocuklar babalarından kalan simya kitaplarını sınırlı anlama çabaları ile
ne ölçüde okusalar da simya bilimi yapmayı düşündükleri insan diriltme çabasını
en katı biçimde yasaklamakta ve ulaşabileceği felaketi anlatmaktadır. Daha çok
abisini izlemeye ve dinlemeye eğilimli olan Alphonse muhtemelen onun
başaracağına duyduğu inanç ve annesinin dönmesini en az abisi kadar istemişken kalplerinde
yatan çarpık arzunun tümüyle yanlışlığını yazan kitapları Edward’a hatırlatsa
da ısrarına hayır diyememiştir.
Çemberin yıkıcı etkileri küçük kardeşin tüm
bedenini söküp aldığında Edward “bunu başlatan abi” annesinin bedenine karşılık
simyadaki “eşit takas ilkesi” uyarınca tek bacağı koparılır ve kardeşi
ellerinden kayıp giderken seçimini yapar. Kendi kanı ile ikinci bir simya çemberi
çizer ve karşılığında kolunu da feda ederken Alphonse’nun ruhunu son anda bir
zırha bağlayarak mühürlemeyi başarır. Kırık dökük bedeni ile sargılar içinde
yatar. Eski aile dostları mekanik uzuv yapımcısı büyükanne Pinako ve torunu Winry'nin yanında tedavisi sürerken
yetenekli simyagerleri orduya kazandırma görevi ile bölgeye gelen resmi Alev Simyager Roy Mustang’ın önerisini değerlendirmeye karar
verir. Koluna ve bacağına metal ptotez takılan
Edward ve zırha mühürlü ruhuyla Alphonse bir yıllık rehabilitasyon
süreci sonrası yaşadıkları evi de ateşe vererek Rosenpool'u terk
ederler. Yıkımı sayılabilecek bu deneyimin ardından artık 14 ve 15 yaşında gördüğümüz iki kardeşin -kaybettikleri bedenleri geri alma- çabası öykümüzün başlangıcı olur. Simyagerlerin hayat yaratma çemberini deneyip meydana
getirdikleri ve filozof taşıyla beslenerek yaşam formu halini alan insan
görünümlü Ouroboros dövmeli Homonkulus’lar ile 5. Labratuardan çıkan kobay
insanlar karanlık bağlantıların odağındaki iki diğer başlıktır. Ana seri finalde Dante'nin beden bulma derdiyle adeta kadınlar matinesine dönüşür. Brotherhood'da ise "Baba" kendine "kurban" aramaktadır ve bu kişilerin en önemli özelliği yaşam dönüştürme çemberi oluşturup "gerçeği" görenlerden oluşması gerektiğidir.

Kahramanlarımıza eşlik eden diğer karakter de hayli rekli. İshval
halkına karşı yürütülen soykırım niteliğindeki saldırıda masumlara silah
kaldırmış ve aynı zamanda bir ateş simyageri de olan karizmatik Yarbay Roy
Mustang, kardeşlerin zarif görünümlü ama tam bir cadaloz gibi davranan simyager
hocası Izumi Curtis, Küçük kızı Elysia
ve karısı Grecia’ya düşkünlüğünü her fırsatta çevresindekileri ve
özellikle en yakın dostu Yarbay Mustang’a anlatarak kafasını ütülemeyi kendine
görev addetmiş Maes Huges, acı kaybına sorumlu tuttuğu simyagerleri avlamayı
kendine görev kabul eden İshval'lı Scar, kasları ile her daim arz-ı endam etme
derdindeki Louise Armstong, Fuhrer King Bradley, oğlu Selim ve her
biri ayrı cins Homunkulus
karakterleri ile Brotherhood’dan Prens Ling Yao ve Prenses May Chang…
Serilerin benim açımdan ilgi çeken bir başka özelliği ise adı geçen
şehirler ve yansıttığı karakterler… Amestrist 1920'lerin Almanya'sını anımsatırken.
Lior
kenti ve adını işbara tanrısından almış görünen İshval halkı ortadoğu toplumlarının proflini çizer gibidir, İlerleyen bölümlerde Selim ki bu karaktere de rastlarız ki
Brotherhood’a hayli geniş bir yer kaplamakta. Özellikle doğuya özgü bir
çok motif var.
Seride romantizm var mı? Evet ve hem de hayli hissedilir ölçüde. İlki ve izlenmeye en değeri, Edward - Winry ikilisi. Birlikte büyümüşlerdir. Kardeşler aralarında Winry'nin hangisi ile evleneceğini bile tartışmış hatta Alphonse kız tarafından "kısa" olduğu için reddedilmiştir. Görünüşe göre Edward'da "uzun boylu" olmaktan yana Winry'nin standartlarında değildir. Bundan ötürü duyduğu memnuniyetsizliği gözyaşı musluklarıyla ifade ederken hayli komikti. Ne de olsa 15 yaşında. Kendisine yakıştırılan "Yerden Bitme", "Bücür", "Fasulye" gibi sıfatlar takanlara, sıklıkla süt içmeyişini kısalığına bağlayanlara ve Ünlü Metal Simyager denince herkesin küçük kardeş ama büyük bir zırh içindeki Alphonse'ya hayran hayran bakmasına köpürür. İlerleyen bölümlerde ise tıpkı Winry gibi delikanlının fiziksel gelişimini fark ediyoruz. (Gerçi sadece o bölümde belirgindi. Sonra yine bücürleşti:) Diğer çiftimiz aralarındaki duyguların sonucu belirsiz kalan Roy Mustang ve danışmanı Riza Hawkeye, çocukların ebeveynleri Trisha Elric ve Van Hohenheim ile Maes Huges ve karısı Grecia.

Hikayeye yön veren en önemli konu ise Harry Potter’dan aşina
olduğum Filozof Taşı arayışı. Kardeşler için eşit takas olmaksızın bedenlerini geri
alabileceklerini düşündüren bu olgu ikiliyi bitmek tükenmek bilmeyen
yolculuklarında bir dizi karanlık olayın içine çekiyor. Ancak Doctor Marcoh’dan taşı edinemeyeceklerini
anlayıp da
verdiği ipucu sayesinde nasıl yapılabileceğini öğrendiklerinde
dehşete düşerler. Görünüşe göre Filozof taşı canlı insan kullanılarak
üretilebilmektedir. Üstelik sayıca hayli fazla kurban gerekmektedir.
Ayrıca Edward
acı bir şekilde farkına varır ki Ulusal Simyacı olarak hizmet ettiği
ordu
resmiyette kapalı gösterilen gizli bir araştırma laboratuvarını bu
araştırmalar
için kullanmaktadır. İnsan kaynağı ise görünüşe göre yakındaki
hapishaneden
sağlanmaktadır. (Brotherhood'da en yeni kaynak İsbar katliamından
gelmiştir.) Mekanı araştırmak, kardeşlerin amaçlarını sorguladıkları
hüzünlü sonuçlar doğurur. Alphonse abisnin -sahip olmak için yanup tutuştuğu insan bedeni- hakkındaki şaka yollu sarfettiği cümlelere fazlasıyla içerir. Edward yaptığı gafı hemen farkına varıp toparlamaya çalışsa da yaşanan tartışma anında küçük kardeşi günlerdir içini kemiren ve varlığının gerçekliğinden şüphe duyarak simya ile yaratılan bir kukladan başka birşey olmayabileceği düşüncesini yüzüne haykırdığında O'nun içinde yatan karanlığı farkına varır. Aslında aradan geçen dört yılın ardından bile zaten herşey için kendini suçladığı ağır bir çöküntü içerisindedir. Rehabilitasyon sürecinde hasta yatağında yatarken "artık benim yüzümden ne yemek yiyebiliyor, ne uyuyabiliyor ne de acı hissedebiliyor" derken duygularını sadece büyükanne Pinako ve Winry'e anlattığında vücudundan mahrum kalışı yüzünden "Alphonse'nun ondan nefret ettiği" düşüncesinin yarattığı ruhsal acı içinde kaybolmuştur. Neyseki Winry onun yerine duygularına tercüman olur ve Alphonse hatasını fark eder. (İşin aslı uzun süredir gözyaşı musluklarımı bir anime için açmamıştım. Bu bölümü o kadar beğendim ki kaç kez izledim anımsamıyorum:)

Kardeşler gerçeğe biraz daha yaklaşabilmek adına Dublith’de kocası ile bir kasap dükkanı işleten
simya öğretmenleri bayan İzumi Curtis’i gitmeye karar verirler. Dahası sadece karşısına çıkıp da
başlarına geleni açıklamak zorunda olacakları gerçeği karşısında tir tir titrerler. Öyleki sadece öğrencilik testinde geçerlerse eğitim vereceğini şart koşup her ikisini ikisini bir ay süresince ıssız bir adada bırakmaktan çekinmemiştir. Edward yaşam dönüştürme çemberini yaptığı gece karşısında beliren kapıdan
girip beynine dolan bilgiyle birlikte çember oluşturmadan simyasını
gerçekleştirebilmeye başladığı o beceriyi hatırlarken birden bire fark eder ki
çember yaratmaksızın simya yapabilen öğretmenleri de aynı deneyimi yaşamış ve
yasağı çiğnemiştir. İşin aslı İzumi Curtis de, ölü doğan bebeğin canlandırmak istemiş ve eşit
takas kavramı uyarınca sıkca kan kusmasına neden olacak biçimde iç organlarının bir bölümünü tümüyle yitirmiştir. Sonraki gün gerçeği öğrenmek isterler ama bu arada fark ederler ki öğretmenleri sakladıkları sırrı çoktan farkına varmıştır. Aslında Bayan İzumi Elric kardeşleri büyük olasılıkla hiçbir zaman sahip olamayacağı çocukların yerine koymuştur. Başlarına geleni fark ettiğinde de yaşam dönüştürme çemberi konusundaki deneyimi çok daha önce anlatmadığı için fazlasıyla üzülür.

Botherhood’un finalinde kardeşler “baba” yı Hohenheim’ın da yardımı
ile yenmeye çalışır. Abisinin mekanik kolunu kaybetmesi üzerine Baba karşısında şansı kalmayacağını anlayan Alphonse dönüşüm çemberini “kendinde simya
uygulamak üzere” kullanır. Edward çaresizce durmasını haykırmakla yetinir. Kaybettiği
kolu geri gelirken kardeşi hiçlikte kaybolur. Ruhu kapının önünde bir deri bir
kemik kalmış bedeniyle bütünleşir. Ancak halen orada kısılı kalmıştır.
Edward kardeşi için bir kez daha kendine kapıyı gösterecek simayı uygular ve eşit
takas ilkesi uyarınca kendi kapısını vermeyi önerir. (Burada 2. Kapının nereden
çıktığını çok anladığımı söyleyemem.) Böylece simya gücünden vazgeçmektedir.
Onun gerisinde bekleyen kardeşiyle geri dönerler. İki yıl sonra evin
çatısını tamir eden Edward çekici çivi yerine parmağına geçirir. Öfkelenip
simyaya yönelir ama tabii simyası çalışmaz. Al, Winry’nin elmalı turta için çay
yapmalarını beklediğini söyler. Sonunda Alphonse doğudaki simyayı öğrenmek ve
elbette kabile prensesi May Chang’i ziyaret için :), Edward ise batı simyasını
bulmak için seyahate çıkar. Winry onu tren garında yolcu ederken mekanik
uzuvlarının bakımı konusunda bir dizi hatırlatma yapmaktadır. Edward aklından
geçen bir dizi düşünce sonrası kızarır ve “eşit takas uyarınca bana ömrünün
yarısını ver ben de benimkini vereyim” deyiverir. Artık her nasılsa bu hayatını
benimle paylaşır mısın demenin yoludur. Sözcüler kızın bir an için dudaklarında
donar. Sonra kahkahalara boğulur ve “eşit takas mı boş versene, eğer istersen sana
ömrümün tamamını veririm deyiverir. Sonra ağzından çıkan sözlerin farkına varıp
kızarır ve belki de % 90 ya da 80 de olabilir der. Edward gülme krizine
tutulduktan sonra eşit takası bir çırpıda atıverdin, inanılmazsın der. Ardından kıza sarılırken mutlu
olduğunu, döneceğini dile getirir. (Bu kısım çok şekerdi doğrusu. Bitiş yazıları eşliğinde
devam eden görüntülerde duvara iliştirilmiş resimlerin birinde her ikisinin
kollarında biri kız diğeri erkek birer ufaklı vardır:) Belli ki sağlam bir dönüş yapmış:) (Edward'ın parmağındaki alyans da dikkate değer. Elleriyle sıkıca tuttuğu bücür de hık demiş burnundan düşmüş, sizce de öyle değil mi:)
Full Metal Alchemist hangi dönemde geçiyor derseniz. 2. Dünya
savaşı öncesi derim. Çocukların annesinin mezarında 1904 tarihi var. (İlk seride 1910 yazıyor.) Görünüm
onu yansıtsa da yaşadığımız dünya ilgisi yok aslında. Amestris ülkesi ve
komşuları anlatılmakta. Ancak nette yazan kimi yorumlara karşın ben bu serilerde
naziler ya da hitlere dair bir şey göremedim. Evet führer olarak çevrilen bir
karakter ya da o dönemi yansıtan bir
hava var ama hepsi o kadar. Brotherhood ve sinema filmi Conqueror of
Shamballa’da geçiyor.

İlk seride Lior Şehri rahibi Leto ve onun tanrısal
öğretilerine tereddütsüz inanan Rose isimli karakter final kısmında da kendini
göstermektedir. Bana fazlasıyla uyduruk ve yetersiz gelen bu finalde Rose
karakteri çok saçma salak bir tipti. Bir yerde sanırım Lust, kardeşlere
"hoşlandıkları kız" şeklinde yorum yapmıştı. Ayrıca eski zamanlardan Hohenheim'ın sevgilisi olduğunu öğrendiğimiz Dante isimli kocakarı meğerse ruhunu yıllar boyunca bir bedenden diğerine aktarmak üzere adaylar bulan, büyük işlerin peşindeki yegane şahsiyettir. Finalde Alphonse'nun kendini
feda etmesi ile kolu geri gelen Edward, bedenini çember yaparak simya
uygular ve Kapının diğer tarafı olarak söylenen ve yaşadığımız dünyada 1. Dünya Savaşı’nın yenilgisini tüm etkileriyle yaşayan 1920
li yılların Almanya’sına
gitmesi ile sona erer. Alphonse ise yaşam dönüşüm çemberini yaptıkları 10 yaşındaki
hali ile diğer tarafta kalır. O arada yaşanan hiçbir şeyi
hatırlamaz. Abisini bulmak için yine simya eğitimi almak ister. Burada hikaye,
sinema filmi Conqueror of Shamballa ile devam eder. Amestris'te İzumi Curtis uzun süredir verdiği yaşam savaşını sonunda kaybetmiş, Roy Mustang'sa mücadele sonrası tek gözünü yitirmiştir. Günümüz dünyasında Van Hohenheim'ı bu kez üniversite profesörü olarak görürüz. Bilim adamları bir yandan eski büyü olarak adlandırdıkları simyayı araştırmakta bir yandan da efsanevi ülke Shamballa’yı bulmaya çalışmaktadır. Söylentilere göre oraya giden kişi yenilmez bir güce sahip olacaktır. (Paralel evren şeklinde nitelendirilen teorilerden bahsedilir.) Günümüz dünyasında diğer tarafta yaşayan yüzler bulunur. Hatta Edward kardeşine çok benzeyen ve roket teknolojisini inceleyen Alfons Heiderich ile sıkça biraraya gelmektedir. Hikayenin sonunda Edward iki dünya rasındaki geçidi kapatmak zorunda kalınca bir kez daha günümüz dünyasında sıkışır. Ancak kardeşi Alphonse'da son anda geçidi aşar. Ancak geri dönme şansları yoktur.
İlk seriyi izledikten sonra başladığım FMA: Brotherhood’u nette incelemediğimden devam
niteliğinde bir yapım zannetmiştim. Ancak karşımda bir re-make bulunca önce fazlasıyla hayal
kırıklığı yaşadığımı söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle önceki seriyi
bitirdiğim için nasılsa aynı diye son bölümüne bakmakta sakınca görmedim ve orijinal
mangaya dayanan tamamen farklı bir son görünce şaşırdım. Ayrıca Brotherhood'u adamakıllı baştan sona izleyince ilk baştaki fikirklerim tamamen değişti. Ana serinin bitişi insanı mutlu
etmiyor zaten ve Brotherhood’un daha sağlam bir konu içeriği olduğu düşüncesindeyim.
Şimdi düşünüyorum da ilk önce Brotherhood'u izlemiş olsam illkine bakmazdım bile. Brotherhood'da Edward ve Alphonse’yu birer yetişkin olarak görmek, özellikle final bölümündeki
kapanış müziğinde yer alan aile fotoğrafı karesindeki halleri beni gülümsetti.
Zaten kanımca bu seri kesinlikle çocuklar hatta yeni yetme ergenler için uygun değil. Kimi görüntüler insanın rüyalarına girecek cinsten ürkütücü.
Son olarak bu serideki müziklere değinmem gerekirse dinledikçe açılış şarkılarından Period ve Rain ile iç tema müziklerinden Track 11: One is All, All is One, Track 21: Trisha's Lullaby, 14: Lullaby of Resembool, Track 12: Requiem of the Brigadier General, The Fullmetal Alchemist~Legato~'yu çok sevdim. Duygusal yerlere mükemmel uyum sağlayordu.
İki seri arasındaki bazı farklılıklar:
* Ana
seride yer verilmeyen bir ayrıntı 15 yaşında olmasına karşın Edward’ın
neden olması gereken gelişimde gözükmeyişidir. Brotherhood’a Edward yaşam
dönüşüm çemberinde bedenleri ayrışmadan önce annelerin oluşumu için
hazırladıkları bileşenlerin üzerine kendi kanlarını akıtmaları ve bunun
sonucunda ayırışıma sırasında bedenlerinin birebirleriyle bir şekilde
bağlandığı için meydana geldiği şeklinde açıklamaktadır.
* Brotherhood’un
40’lı bölümleri sona ererken Edward’ın bedeni yetişkin bir erkek halindedir.
(Winry ile odasında bitip de karşılıklı konuştukları bölüm irdelenmeye değer.) Zaten Alphonse, King Bradley
(Homonkulus Warth) Greed ve beraberindekilere saldırdığında yaptığı katliamın
sonucusu Martel ölürken yaşam döndürme çemberi sonrası yaşadığı bilgi
patlamasını ve kapıyı anımsamış böylece yitirdiği hafızasını geri kazanmış ve
tıpkı abisi gibi çizmeden simya yapmaya başlamıştı. Aralarındaki o bağ gitmiş
olabilir.
* Greed’in
ölümü: İlk seri de bunu yapan Edward
iken Brotherhood’da -baba- olarak adlandırılan Hohenheim’a benzeyen kişinin
kararı ile alevli bir kazanana sokularak ve bedeni ayrıştırılarak yapıyordu ki
bu kısım tüylerimi diken diken etti diyebilirim. Baba, vücuttan elde edilen
sıvı felsefe taşını bir dikişte içer.
* Brotherhood’a
yeni iki karakter dikkati çekiyor. Xing’ten gelen (Buranın Çin olduğunu
söylemek sanırım yanlış olmaz.) ve simyayı doğuya özgü şekliyle tıp alanında kullanan prens Ling ve aynı
topraklardan gelen bir diğer kabilenin prensesi 7-8 yaşlarındaki May. Özellikle
Prenses May ünü ülke sınırlarını aşana metal simyacıyı gösterişli bir prens
olarak hayal etmiştir ve gördükleri karşısında hayli bozulur. Alphonse ise
zırhına rağmen artık daha karizmatik gözükmektedir.
* Normal
seri de Mustag’în araştırma dışına ittiği bir dosya olarak nitelendirilen
Huges’in Ölümü, Brotherhood’a detaylı biçimde irdeleniyor. Teğmen Maria Ross’un
soruşturmada suçlu bulunması ve Mustang’ın onu kül etmesi ve yaptığı şeyi
nefretle karşılayan Edward’a resmi simyager olarak ordunun emrini sorgulama
yetkisi bulunmadığını hatırlatır. İşin aslı ise daha farklıdır. Mustang varlığına
gizlenmiş Filozof Taşı’nı sergileyen bir Homonkulus’la Lust’la yüz yüze gelir.
Görev arkadaşı ve astı Binbaşı Havoc’ın ciddi biçimde yaralanır hatta sakat
kalır. Mustang da neredeyse ölecekken kadını alevleriyle yok etmeyi başarır.
* FMA: Brotherhood'da Riza Hawkeye'ın babası, Roy Mustang'ın simya ustasıdır. Yani ikilinin tanışması eskilere dayanmaktadır. Ana seride böyle bir konu yok.
* FMA'de, Homonkulus Lust ve Scar’ın abisinin sevgili olduklarına dair bir konu
işleniyor. FMA: Brotherhood’a böyle bir hikaye yok.
* FMA'de, Envy Dante ve Hohenheim'ın ölüyken diriltilen Homunkulus oğullarıdır. Brotherhood' da böyle bir konu yok. Ayrıca kertenkele vari orijinal görünüşü de ana seride yer almıyor.
* FMA'de Winry’in doktor ailesinin ölümüne neden olan kişi aldığı emirler
doğrultusunda Albay Mustang iken FMA: Brotherhood’a bunu yapan İşbarlı Scar’dır.
* FMA'de, homonkulus Pride farklı bir görünümümde iken Brotherhood’a Selim
Bradley’dir.
* Homunculus
Gluttony’nin ölümü. FMA: Brotherhood’a bu işi Selim (Pride) üstlenmekte
* Hehenheim FMA: Brothrhood'a karısının mezarı başında, ana seride ise onun devamı Conqueror of Shamballa’da düşmanın elinde ölür.
* İsbar
katliamında yer alan simyacılardan biri Kızıl Simyacı Kimbree: Ana seri de 5.
Bölge hapishanesinde gördüğümüz bu karakter FMA: Brotherhood’a ortalıkta gezinen bir
devlet görevlisi. İshbar katliamında elde edilen filozof taşı ona verilmiştir.
* FMA'de, Shou Tucker ve Kızı Nina: Ana seride Nina ve köpeğini Kimera'ya dönüştüren baba Shou sonunda kendini de bir Kimera yapar. Kızını yeniden insan haline getirme çabasındadır bu kez. FMA: Brotherhood'da sadece Nina kimera olmakta ve sonunda her ikisi de Scar tarafından ortadan kaldırılmaktadır.
* Binbaşı
Armsrong’un general kızkardeşi Olivier Mira sadece FMA Brotherhood'a var. Bu karakter de abisi kadar
gereksizdi bence. Ayrıca Brigss bölgesi hikayesi de bir o kadar. Sanırım karlı
ve soğuk bir mekanda geçmesi sevmeyişimi etkilemiş olabilir.
Fullmetal Alchemist: Live Action Movies 1-2-3:
Bu başlığı eklemem anime live action versiyonlarını genelde başarısız bulan tarafta yer alan biri olarak ilki sonrası bir daha bakmam desemde 2 ve 3. sinema filmleri bir parça izlenir bulmamdı. Ancak en başından genel anlamda beklentilerimi düşük tuttuğum için de olabilir.
Fullmetal Alchemist 1: Live Action (2018)
İlk film Elrich kardeşlerin nasıl simyager olduklarının hikayesiyle, çocukluk yıllarına götürerek başlar. Sonrasında Kimera olayı ve Felsefe Taşı'nın elde edilmesi ardındaki gerçekle sona erer.
Fullmetal Alchemist 2: The Revenge of Scar (2022)
2. Film daha karanlıktır. Amestris'in doğusundan Xing'den gelen Prens Ling Yao ve Prenses May Chang felsefe taşını kendileri için ararken animeden aşina olduğumuz Hohenheim, Louise Armstong, Fuhrer King Bradley, oğlu Selim yer alırlar. Amestrist ülkesi geçmişte Simyagerler kullanarak İshval halkına yönelik soykırım niteliğinde büyük bir saldırı gerçekleştirmiş, sonrasında binlerce masum sivil insan ölmüştür. Onların intikamını almak için harekete geçen Scar takma adlı Ishvallinin tek amacı ise bu felaketin baş mimarı kabul ettiği simyageeleri birer birer ortadan kaldırmaktır. Haliyle Elrich kardeşler O'nun doğal hedefidir. Edward memeleketine döndüğünde annesinin ölümünde bile ortada gözükmeyen ve bu nedenle nefret duyduğu babasını annesinin mezarı başında bulur. Doğal olarak görüşme hasret dolu bir kucaklaşma ve sohbet içermekten uzaktır. Babasının Pinako ile aralarında geçen Xerxes şehri hakkındaki uyarısına kulak misafiri olduktan sonra adı geçen şimdilerde harabe haşindeki şehre giden Edward dehşet verici gerçekleri keşfeder. Bunlardan biri Vinry'nin Ishval saldırısı döneminde ölen anne babası hakkındadır. Scar'ın şehirdeki ikinci saldırısı sırasında Vinry gerçekleri öğrenir ve Edward gen kızın elini kana bulamasını son anda engeller. Führer King Bredly homonkulus simgesi sembolü gizleyen göz bandının düşmesi sonrası Prens Ling Yao'ya gerçek yüzünü üfşa eder. Edward Teğmen Hawke'dan Ishval gerçeğini dinler. Öğreniriz ki Risa Havke'ın Simya öğreticisi babası da Ateş Simyageri Albay Roy Mustang'ın öğretmenidir. Son mücadele Prens Ling Yao ve Edward'ın Homonkulus Gluttony'nin miğdesinde girmeleriyle son bulur.
Fullmetal Alchemist 3: Final Alchemy / The Last Transmutation (2022)
3. Film Elrich kardeşlerin simya hocası Bayan Izumi Curtis ve kocasının yollarının Hohenheim'la kesişmesiyle başlar.