Tarihsel Kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarihsel Kurgu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2025 Cuma

Trinity Blood (2005)


Yıllanmış bir seri ile arayı soğutmadan yeniden blogta başlık açayım diyerek bilgisayarın başına geçtim. Bu animeyi ne zaman izledim derseniz muhtemelen çıkış yaptığı sıralar ya da ondan bir iki yıl sonrasıdır. Haliyle aslında bana kalsa çok daha önce yazılması gerekirdi. Ancak yapamayışımın sebepler yumağı da bir o kadar kalabalık. Trinity Blood her ne kadar türü sevsem ve görselliği de yeterince izlenir olsa da hikayenin anlatış yöntemindeki tarzdan mı, yoksa bana göre daha çok -hatadan- mı nedir kimi noktalarda anlaşılmazlık ve boşluklar oluşturunca konusu hafızamda yer etmeyen serilerden biri oldu. Kıyafetlerdeki abartı ve bedensel orantısızlık ayrı (kişiler normal birey değil de dev!) rahatsız etti. Değişik aralıklarla sanırım 3 kez 4.sünü de yazı öncesi tekrar izledim. Duygu ve düşüncem değişti diyemem. 

Gonzo tarafından yapılan animenin kaynağı Sunao Yoshida tarafından yazılan bir light novel serisidir. İlk olarak Şubat 2001-Aralık 2004 tarihleri arasında Kadokawa Shoten'in Kadokawa Sneaker Bunko baskısı altında yayınlandı. Kiyo Kyūjō tarafından yazılan manga uyarlaması Ekim 2003-Nisan 2018 tarihleri arasında önce Asuka ve daha sonra Comic Newtype dergilerinde yayınlandı. (Bu Paragraf Alıntıdır)

Konuya gelirsek: Uzak bir gelecekte, mahşer (nükleer savaş) yaşanır ve bilinen uygarlıklar yok olur. Sonrasında gökyüzünde devasa gemiler belirir. İşte vampirler yeryüzünde böyle ortaya çıkar. (Seriyi izlerken benim anladığım bu. Ancak konuya dair "Vampirlerin başlangıçta insan olduğu, etkilendikleri bir virüs sonrası değişime uğradığını yazan yazılara denk geldim. Kafamdaki karmaşada ilk durak burasıydı. :) 900 yıl sonra iki tür arasında süregelen mücadelede insanları temsil eden Vatikan mensubu Baş karakter Abel Nightroad, gezgin bir pederdir. Yine şu an ki Papa'nın ablası Catherina tarafından insanlığı korumak için kurulan Ax isimli özel bir time bağlıdır. Dışarıdan saf ve sakar bir adam profili çizse de bir “crusnik” yani vampirlerin kanıyla beslenen farklı bir vampir türünden gelmektedir. 

Kendilerine Methuselah (Yahudilik / Musevilik kökenli bir kelime) olarak adlandıran Vampirler ise dükalıklara, prensliklere ve krallıklara ayrılmış haldedir. Dünya üzerindeki diğer ikinci politik güçtür ve başkentleri Byzanz’tır. (Ancak Trinity Blood’ta Bizans'tan ziyade İstanbul manzaraları, Yeniçeri askerleri ve Kont Süleyman vardır.:) Vampirler Byzanz çevresine kurdukları koruyucu UV ağı sayesinde güneşten korunabilmekte, gündüzleri dolaşabilmektedirler. Terran / Dünyalı olarak adlandırdıkları ve kendileri için tehlikeli gördükleri insanların temsilcisi Vatikan'ın gücünden rahatsızdırlar.

Taraflar politik oyunların gölgesinde birbirlerini yok etmek için çeşitli girişimlerde bulunurlar. Vampirler ve Vatikan arasındaki soğuk savaş sürecinde üçüncü bir güç “Rozen Kreuz” ortaya çıkar. Amaçları dünyanın sonunu getirmektir. 

Editör Yorumu 1:

Hikaye görsellerinde Osmanlı'ya ve Bizans'a yapılan atıflar eşliğinde 15.-16. yy havası soluturken ilginç bilimkurgu öğelerle ile harmanlanmış. Yine de başta dediğim gibi yapımın karakter tasarımlarında ve anlatımda sıkıntı var. Bedenlerdeki irilikle gelen o orantısızlık tuhaf kıyafetler gözümüzü tırmalıyor. Ayrıca neyin ne olduğu karmaşık ve belirsiz kalmış. 

 

Editör Yorumu 2:

Baş karakterin gizlediği asıl benliği karizma iken "vatikan pederi" hali niye o kadar aptal bir tip olmak zorunda? Saçma geldi. Rahibe Ester'i de sevmedim. O'nun konusu da bence karakter bağlamında zaten beklenileni vermekten uzaktı. 

Editör Yorumu 3: Ana karakter bana 2008 yapımı Vampire Knight'daki Cross Kaien'i hatırlattı. Bu yapım daha eski olduğuna göre daha çok Vampire Knight'dan Trinity Blood'a bir selam veriş olabilir:)

 

EK BİLGİ: Benim ekleyebileceğim Osmanlı'ya dair bilgiler:

- Galata Kulesi de görsellerde benim fark ettiklerimden biriydi. 

 Bir forumdan alıntı bilgiyi de ekledim:

1 - Üst rütbeli erkek karakterin ismi : Süleyman - Süleyman Şah'tan geliyor ismi
2 - Eczacı : Mr. Mimar - Mimar Sinan'dan geliyor ismi.
3 - Yeniçeri Birlikleri
4 - Kılıç ustaları Candaroğulları
5 - Akçe -Seth'in seyyar çaydanlığı var ve çay satarken ücret olarak 30 akçe istiyor.
6 - Sarai - Osmanlı Sarayı demek
7 - Sabah kahvaltısındaki ince belli bardak ve Türk kahvaltısı - bal pastırma sucuk gibi Very Happy
8 - Boğaz Köprüsü
9 - En dikkatimi çeken yer: Boğazın doğu kesmi ile batı kesmi arasında olağanüstü farklar var - Osmanlı'da olduğu gibi - zaten animede bunu söylüyorlar.
10 - Prensese şerbet sunma olayı
11 - Cenaze olayı var bir yerde - mevlid düzenliyorlar - şaka değil
12 - Yerebatan Sarnıcı
13 - İmparatorlukta herkes Osmanlı Kıyafetleri giymiş
14 - Kız Kulesi + vapur + martı + simit (:
15 - Animenin en uzun ve en önemli bölümleri aşağıda listelenen bu 5'idir ve Türk unsurlarının hepsi buradadır. 


Bölüm 15. The Night Lords I. The Return of Envoy
Bölüm 16. The Night Lords II. Twilight Of The Capital
Bölüm 17. The Night Lords III. The Island Of Her Darling Children
Bölüm 18. The Night Lords IV. The Palace Of Jade
Bölüm 19. The Night Lords V. A Start of Pilgrimage




17 Temmuz 2025 Perşembe

Leviathan (ONA) (2025)

 

Orijinal Adı: Leviathan

Japonca Adı:  リヴァイアサン ( (Japonca)  

İlk Yayın Yılı: 2025

Türkiye Yayın Kanalı: İnternet Platformu

Tür: ONA

Bölüm Sayısı : 1 Sezon:12 Bölüm

Orijinal Eser : Leviathan (2009 - Kitap) Yazar: Scott Westerfeld

Tür:  Tarihi, Bilimkurgu, Steampunk, Kurgu, Macera
 
Yapımcı : Orange
 
 

Japon anime stüdyosu Orange elinden çıkan Leviathan alternatif bir evrende, 1914 Avrupası'nda geçiyor. Her ne kadar tarihsel yönünde zaman ve teknoloji bağlamında uyumsuzluk gösterse de konuyu ilginç kılan ayrıntılar eklemiş. Mesela bir tarafta Darwinciler diğer tarafta Nicola Tesla'nın takipçileri yer almakta. Konunun İstanbul'da gecen bir bölümü içermesi izleme listeme girmesini sağladı. 

1. Dünya savaşının fitilini ateşleyen Avusturya Arşıdük ve düşesinin suikasti sonrası oğulları kaçak prens Aleksandar ve kılık değiştirmiş bir kızın Sharp'ın biyomühendislik ürünü bir savaş gemisinde, Leviathan'da buluşup tarihin akışını değiştirmeye çalışmasını konu ediniyor.  

 

 Anime Hakkında Notlar:

- Nobuko Toda ve Kazuma Jinnouchi'nin (Suzume) orijinal müziklerinin yanı sıra, Castle in the Sky, Princess Mononoke ve Spirited Away gibi birçok Studio Ghibli klasiğinin müziklerini besteleyen Joe Hisaishi'nin orijinal şarkısı da yer alıyor.

- Aynı adlı, 2009 tarihli Amerikan romanından uyarlanan seri Scott Westerfeld tarafından yazılıp Keith Thompson tarafından resimlendirilmiş. 

14 Kasım 2023 Salı

Kusuriya no Hitorigoto (The Apothecary Diaries) (2023)

Animenin Japonca Adı: Kusuriya no Hitorigoto

Animenin İngilizce Adı: The Apothecary Diaries

Animenin Türkçe Adı: Bir Eczacının Günlüğü

Yayın Yılı: 2023

Bölüm Sayısı: 24

Tür:  Medikal, Gizem, Tarihi

 

 "Arka Sarayın Çiçekleri Meyve Vermedikçe Anlamsızdırlar." Bölüm 10 (Arka Sarayda Yaşayan Ve Kral'a çocuk vermesi beklenen Eş ve Cariyelere Atıfta Bulunulmuştur...)

Başlangıçte tek ciltlik bir romanken halen devam eden ve şu ana değin 14 cildi tamamlanan Light Novel uyarlaması Kusuriya no Hitorigoto 2017'de Manga olarak yayınlanmaya başladı. Japonya'da en çok okunanlar arasına girdi. TOHO Animsayon Stüdyosu ve OLM ortaklığında 2023'e veda etmeye hazırlandığımız şu son iki ay kala ekranlardaki yerini aldı. Kurgusal Çin-Ming Hanedanlığı devri hikayesi şöyle başlıyor:

Yasa dışı bir grup tarafından kaçırılıp satılana kadar tıbbi ilaç yapımında babasına yardımcı olan Maomao ansızın kendini sarayın gizemli olduğu kadar entrikalarla dolu karanlık dünyasını içine hapseden duvarları arasında bulur. İlgisini ve merakı cezbeden olay yaşanana kadar en ufak bir hata ya da gereksiz dikkat çekmenin sadece soruna yol açacağının bilincinde göze çarpmadan görevlendirildiği çamaşırcılık işini yerine getirir. Günün birinde imparatorun ayrı cariyelerinden olma bebeklik çağındaki iki çocuğunda aynı belirtileri taşıyan bir hastalık ortaya çıkar. Maomao o zamana kadar edindiği tıbbi tecrübelere dayanarak sorunun kaynağına ulaşır. Çalışanlara yapılan duyuru için herkes toplanmışken durumu yetkililere nasıl bildirebileceğini düşünür. Yanından geçen birinin tesadüfen cümlelerini duyduğundan habersiz kendi kendine "yazacak birşey bulmalıyım" diye söylenir.

Sonraki gün çocukları hasta iki cariyeden biri diğeriyle konuşmak ister ancak daha kıdemli pozisyondaki veliaht prensin annesi tarafından hastalık yüzünden suçlanıp tokatlanır. Kısa süre sonra ise ne yazık ki veliaht prens ölür. Diğer bebek prensesse iyileşir. Bebeğin kurtulmasını sağlayan bir kumaş parçasına yazılmış "pudradan uzak tutun"  notudur. Harem sorumlusu hadım Jinshi mesajın sahibini bulmak için harekete geçer. Birkaç gün önce yanından geçtiği bir çalışanın cümlelerinden yola çıkar. Tüm çamaşırcıları çağırtır ve bir kağıda birşeyler yazar. Sonuçta o günün şartlarında okuma-yazma bilen düşük seviye kimselerin sayısı yok denecek kadar azken bunu yapabileni bulması zor olmaz. Varlığını gizlemek için yeterli önlemleri aldığından son derece emin Maomao nerede açık verdiğini düşünedursun kendini ikinci eşin huzurunda bulur. Geldiği yer ve daha önce ilaçlar üzerinde çalıştığını söylemek zorunda kalır. Kadın elbette minnettardır. Maomao'yu sarayında tadımcı (çeşnicibaşı) olarak görevlendirir.

 

 Editör Yorumu (Dikkat! Spoiler İçerir):

  -Seri ikinci sezonla devam ediyor. (Kervan isimli bölümde yabancı ülkeden gelen kervanlardan birinde yer alan konuklar önemlidir. Jinshi ayışığında dans ettikten sonra kadınlardan biri  (aksanı oldukça kötüdür) Türkçe konuşur.

- Maomao bir eczacı olduğu kadar olay araştırması yapan dedektif gibidir. 

 - Konu için düşüncelerimde oluşan tüm olası senaryolar şu ana kadar ortaya çıktığı için memnunum. Prensin gizlenmesiyle ve Maomao'nun babasının ne gibi bir ilişkisi var. Onu merak ediyorum şuan.

 - The Apothecary Diaries 3. sezon onaylandı. Yayın tarihi içinse beklemek gerekecek. 2026 sonları ile 2027'ye tarihlendirilmiş.

 

Editör Notları:

- Şarkılar: Özellikle açılış şarkısı Shakira tarzı bir sesle söylenmiş. Görüntülerde de bir parça oryantal doğu havası var.

Açılış:"Hana ni Natte" Şarkıyı Söyleyen: "Ryokuoushoku Shakai/Ryokushaka"

Bitiş:"Aikotoba" Şarkıyı Söyleyen: "Aina The End"

İç Müzik:(Performed By / Şarkıyı Söyleyen: Yuiko Ōhara: "Omoi Kaze" (Insert Song / İç Şarkı)

İç Müzik:Asu wo Tazunete (Insert Song / İç Şarkı (Episode 9)

17 Eylül 2023 Pazar

Watashi no Shiawase na Kekkon (2023)


Animenin Adı:Watashi no Shiawase na Kekkon / わたしの幸せな結婚 
 / My Happy Marriage 
Bölüm Sayısı: 1.Sezon: 12 / 2.Sezon: 13 & Oav (1 Bölüm)
Yayın Tarihi: 2023 & 2025
Yayın Kanalı: Dijital Platform

My Happy Marriage / My Blissful Marriage internette duyurulduğunda benim için olduğu kadar pek çok anime-severin 2023 yılının en merakla beklediği serisi olmaya adaydı. Hikaye Meiji Restorasyonu devri Japonya'sında geçiyor. Aslında hayali Meiji Restorasyonu devri deniyor. Çünkü orijinal Meiji Restorasyonu 1868-1912 yıllarını kapsarken animede (Kullanılan arabalar belki söylendiği devre uygun gibi dursa da kadınların giydiği batılı kıyafet modellerine bakarsak) daha çok 1920'li 1930'lu yıllarda yaşanıyor gibi.)

 

Saimori ailesinin doğaüstü güçlerinin genlerini miras almadığı için babası Shinichi, üvey annesi Kanako ve "Ruh Görüsü" gücüne sahip yarı kız kardeşi Kaya tarafından hor görülen, fiziksel şiddete maruz kalan Miyo kendi varlık sebebini ve değersizliğini sorgulayarak en sonunda evlilik çağına erişir. Elbette her şey evin diğer kızı için yapılmaktayken bu konuda da ikinci plana atılmıştır. Hayatı evdeki hizmetçilerden farksızdır. O sabah Tatsuishi ailesinden Kouji Tatsuishi konuyu görüşmek için gelen babasına eşlik etmektedir. Nazikçe kendisine selam verdiğinde elinde süpürge temizlik yapmaktadır. Delikanlının gönlünde çoktan bir yeri vardır ama kızımız bunun farkında değildir. 

Nihayetinde evlilik konusu Saimori Shinichi tarafından netleştirilir. Duyuruyu iki kızını ve Koiji'yi huzuruna çağırarak yapar. Elbette Tatsuishi ailesine gelin olarak tercih edilen kişi Kaya'dır. Hayatın kendisine kolaylık sunmayacağını bir kez daha farkına varan Miyo kardeşinin hain sırıtışı karşısında gizlediği gözyaşlarına hakim olur. Derken babası beklenmedik bir biçimde ona hitaben "O'nu vereceği kişiyi" de belirlediğini söyler. Kiyoka Kudou adında biridir. Her şeye fikir beyan etmeye hazır üvey annesi değersizliğine vurgu yaptıktan sonra kendisi için yüksek standartta sayılan bir aileye gittiğinin altını çizer. Ses çıkarmayan, zavallı, itaatkar hali karşısında Kaya'nın keyfine diyecek yoktur. Miyo bir şeyler söylemek ister ama dile getirmek istediği cümleler yarım kalır. Yarın ayrılmak üzere hazırlanması emredilir. (Sinirleri zıplatan cinsten + Ağzına kilit mi vurulmuş diye söylenmeden edemiyor insan? )

Kendisinden önceki nişanlılarına karşı acımasız ve soğuk davranışlar sergilediği söylenen adamın evine gitmeden önce ilk kez yeni sayılabilecek bir kimono giyer. Refakatçisi olmaksızın geniş bir arazide yer alan ve seçkin insanların kalabileceği bir mekan gibi görünen eve gelir. Girişte yaşlı hizmetkar Yurie tarafından karşılandığında evin genç efendisinin kendisini beklediğini öğrenir. Odaya alınır. Japonlara özgü bir biçimde yere kapanıp selam verirken kendini tanıtır. Aldığı cevap "daha ne kadar eğileceksin?" olunca duraksar. Ona eşlik eden yaşlı kadın artık başını kaldırabileceğini söylediğinde doğrulur ve karşısındaki genç adam görünüşüyle beklemediği biçimde o ilk anda kalbinde bir şeyler uyandırır. 


Ertesi sabah küçük ve konfor sağlamayan odasında değil kaliteli bir döşekte gözünü açan genç kız özel güçleri olmadığı için geri gönderilme korkusunun eşlik ettiği "kendini işe yarar kılma" düşüncesiyle yemek hazırlamaya koyulur. Yurie mutfağa girdiğinde işi neredeyse bitmiştir. Üzerini giyen Kudo kahvaltı öncesi kabaca parmağıyla işaret edip yanında oturmasını söyler. Ardından Yurie herşeyi hazırlayanın Miyo olduğunu belirtince kahvaltıyı önce onun tatmasını ister. Kızcağız şaşırıp duraksar. Sırf bu yüzünden "zehir koydun, bir daha böyle ucuz numaralar deneme" diyerek ağzına tek lokma koymadan kalkıp gidince ilk günü hiç de arzu ettiği gibi başlamaz. (Adamın kadınlarla derdi neyse artık!!!) Farkında değildir ama yaptığı davranış sonrası Miyo yine her zaman hissettiği güvensizlik ve bir yere ait olamama duygusuyla üzülür.  


Özel Anti Grotesk Grubu (Grotesk: Kötü Ruh gibi birşey:P) komutanı Kudo işte evraklarla uğraşırken sabah ki duruma gösterdiği tepkisinin yersizliğini kendisi de farkına varır. Akşam eve döndüğünde Miyo kapıda yine yere kapaklanmış halde beklemektedir. Yemeğini yemediği ve aslında kendisine güvenmediği için haklı olduğunu, buna cür'et ettiği içinse hatalı olanın kendisi olduğunu söylerken her ne kadar genç adam görmese de gidecek yeri olmayan birinin çaresizliği yüzüne yansır. Kısaca durumun çok büyütülecek birşey olmadığını belirtir.

 

Anime uyarlaması  popüler platformda ilgi görünce devam haberleri de gecikmedi. 2025'in ilk ayında 2. sezonu da izleme imkanı bulduk. 3. Sezon olacak mı onu bilmiyorum.


Editör Notları:

- My Happy Marriage / My Blissful Marriage'ın kaynağı, Akumi Agitogi'nun kaleminden çıkan, 2019'da Tsukiho Tsukioka tarafından çizilerek 7 cilt halinde basılan Lightnovel'dır.

- Watashi no Shiawase na Kekkon Live Action Sinema Filmi bu yıl Mart ayında Japonya'da gösterime girdi. Kısa süre sonra bazı online film izleme sayfalarında Türkçeye çevrilip yayınlandı. (Live Action'lardan yana beğeni listem kabarık değil. Bu da o listeye giremedi. Sönük bir anlatım vardı.)

- Geleneklerinin yeni yeni değiştiği Meiji devrinde kadının konumu anime kültürü ve japonya tarihine aşina olmayanlar için hayli rahatsız edici ve absürd görünüyor olabilir. Özellikle yere kapanma gibi evli kadının kocasına gösterdiği saygı doğu kültürde o zamanlar normal bir durumdu. Bu nedenle şimdiki zamanın bakış açısıyla değerlendirmeden (Öğrenme aracı gibi düşünerek) izlemeniz tavsiye olunur.

- 1 Bölümlük Oav ilk sezonun ardından izlenmeli. O kısmın devamı niteliğinde hazırlanmış.



16 Eylül 2023 Cumartesi

Yashahime: Princess Half-Demon (2020) & Second Act (2022)

Animenin Adı: Yashahime: Princess Half-Demon & Second Act
 
 Animenin Japonca Adı: Han'yō no Yashahime
 
Tür. Squel / Spin Off / Yan Hikaye

Bölüm Sayısı: İki Sezon 48 Bölüm (24 & 24)

Yayın Tarihi: 2020-2022
 
Devam Edecek Mi?: Hayır

Rumiko Takahashi'nin güzide mangası İnuyasha Tv serisini ilk kez Abd'de Adult Swim kuşağındaki gece tekrarı yayınında izlemiştim. Rötarlı bir uçuşun ardından konaklamak zorunda kaldığım otel odasında yeniden ayarlanan uçağımı kaçırmak endişesiyle stresten uzun süre uyuyamamıştım. Aradan 20 yıl geçmiş. Seri pekçok açıdan hala izlenir kalitede. Özellikle konu ve çizimleri açısından sorun olacak bir eskilik hissi barındırmıyor. Bu yüzden izlemeye değer bir şey bulamayınca dönüp baktıklarımdandır. Tv serisi 166 bölümle bittiğinde izleyicide bıraktığı yarım kalınmışlığı 2010'da güzel bir finalle sona erdirdi. Bir dönem pek çok anime, mangadan bağımsız ilerleyen, bazen de saçmalayan senaryolara sahipti. Neyse ki aynı şey burada yapılmadı ve ana konuya sadık kalındı. 
 

 
 Uyarı: Aşağıdaki metin Inuyasha ve Yashahime: Princess Half-Demon hakkında ayrıntılar içerir.
 
Normalde iki farklı zamana aitseniz hikaye mutlu sonla bitmez ama Kagome yeni bir hayatı seçerek izleyiciyi şaşırttı. Sango ve Miroku evlenip ve üç çocuklu bir aile halini aldılar. Büyükanne Kaede'nin yanında kalan Rin bir parça güzelleşirken, ağır abi Sesshomaru zaman zaman O'u ziyaret edip hediyeler bıraktı ama kendi yoluna gitti. Kagome O'na "Büyük abi" diye hitap ederken bunun bizdeki anlamı "enişte" idi:)



Ergen ve üzeri yaş grubu için sunulan hikaye, daha önce o pek çok animede gördüğüm eksiklik hissini yaşatmadığı için bu sonu keyifle izlemiştim. Ancak aklımdan yine de şu Sesshomaru bir insana aşık olup gönlünü kaptırsa, tıpkı babası gibi yarı şeytan çocuklara sahip olsa ne hikaye olur ama diye geçirdiğim olurdu. Sanırım benim gibi bunu düşünen birçok insan vardır. Ayrıca "yarı kan" kardeşini her daim küçük gören ve babasının yegane varisi olmaya tek hak sahibi gibi davranan birinin tüm bu tavır ve düşüncelerinden vazgeçip bir insanı sevebileceğine dair bir senaryo pek olası değildi. Dahası karakter öyle burnundan kıl aldırmayan bir tip ki onu bozmak, kişiliğinden ödün verip kalitesiyle oynamak demekti. Mangaka'nın bu riski alacağını zaten düşünmemiştim. Ancak görünen o ki başka birileri bu hikaye üzerinde çalışmayı seçti. Zamanlama da gayet uygundu. Malum şu ara Dragonball'da ya da Naruto'nun oğlu Boruto gibi örneklerde gördüğümüz üzere kült karakterlerin çocuklarının maceraları hayli izleniyor. Full Methal Alchemist Brotherhood'da Edward Elric'in aile babası fotoğrafı o son karede yer alınca yüzümde kocaman birer gülümseme oluşturmuştu. O kadar zaman harcıyorken içinde bir parça romantizm varsa biterken de buna dair bir şeyler görmek isteyenlerdenim.


Yashahime: Princess Half-Demon'da hikaye Sesshomaru ve Rin'in 4 yaşındaki ikiz kızları Towa ve Setsuna'nın orman yangınının ortasında trajik bir biçimde ayrılmaları ve Towa'nın modern dünyaya çekilmesiyle başlıyor. Kutsal ağacın yanında kendine gelen ufaklık evin şuan ki sahibi, Kagome'nin şimdilerde evlenip çoluk çocuğa karışan kardeşi Sota Higurashi ve eşi Moe tarafından büyütülür. Çiftin yedi yaşındaki kızları Mei ona fazlasıyla düşkündür. Towa 14'üne bastığında geçiş noktası yeniden açılır. Bu kez Bir şekilde hafızasını kaybettiği için O'nu hatırlamayan ve soğuk bir karakterde büyüyen Setsuna ve İuyasha ve Kagome'nin Çeyrek Şeytan Kızları ve kendilerinin de kuzeni ve (Ceset Satıcısı'na satıldığı için özgürlüğü karşılığında borç ödeyen) Kelle Avcısı Moroha gelir. 
 

Geçirdikleri süre ikisinin günümüz ortama alışıp adapte olmasına yetecek kadar uzundur. Ancak bu arada Towa Kutsal Ağaç /Çağlar Ağacı yoluyla bir şekilde eve dönebileceklerini keşfeder. Moroha tıpkı annesi gibi (ama dev gibi:) yol çantası yapar. Geçişle birlikte Towa geride bıraktığı Higurashi ailesini özler ama burası ait oldukları yerdir. Ayrıldıklarından beri uyuyamayan ve rüya göremeyen Setsuna, Sango'nun oğlu Hisui'nin de dahil olduğu ve kardeşi Kohaku liderliğindeki Şeytan Avcıları birliğinin bir parçası olmuştur. Kardeşini koruyamadığı için kendisini sorumlu hisseden Mowa Rüya Kelebeği'nin aramaya karar verir. Bir diğer soru işareti ise her üçünün de bir nedenle ailelerinden koptuğu ve başka kimselerce yetiştirilmeleridir. Öyle ya da böyle bunun altında yatan gerçeğin peşine düşmeleri ve ebeveynleriyle yollarının kesişmesi kaçınılmazdır. 

 
 
Diziye Dair Ek Notlar:
 
- Hikaye yedi Gökkuşağı Kristali'ni ve Rüya Kelebeği arayış üzerine şekilleniyor. İlk seriden Shihori gibi birçok karakter üç kızın hayatında bir şekilde rol oynuyor. 
 
 
 
- Düşman safları ise şöyle. Kirimaru; Saf Şeytan. Kızların büyükbabası, insan İzayoi ile evlenip İnuyasha gibi yarı kan bir çocuğa sahip olup Saf Irkı lekeleyen Toga'nın devrinden geliyor. Bir diğeri ablası saf şeytan Zero; yaşadığı dönem Toga'yı karşılıksız aşkla sevmiş, Kukla hizmetkar Riku, Rion ve çok daha fazlası...
 


 
Editör Yorumu:

- İlk sezonun ardından Rin ve karakteri ile kafa yapısı göze alındığında Sesshomaru'yu bir araya getiren şartlar nasıl oluştu? Buna dair bir kareye yer verilmediği için hayal kırıklığına uğradım. Rin'in bu süreçte yaşının küçük oluşu eleştirilmiş. (Yaş farkı sadece bir iki yüzyılcık. Eh o konuda yapılacak birşey yok zaten:)
 
- Towa'nın erkek gibi giyinmesinden hoşlanmadım. İkizlerden biri bence erkek olmalıydı zaten.
 
- Anime News Network'ten iki elemanın 2021 kış animlerinde en kötü olarak sıraladığı seri bence şu ara piyasada yer alan pek çok çöp hikayeden çok daha iyi. Bu bağlamda da onların en kötü listesi bana bir şey ifade etmiyor açıkçası. Siz siz olun bu tip sıralamalara çok da pirim vermeyin. Zevkler ve renkler farklıdır. Ancak burada İnuyasha'nın güçlü konusu ve sürükleyiciliğini hissedemediğimi ben de kabul ediyorum. Belki Rumiko Takahashi devam etse sonuç daha farklı olabilirdi.

 

10 Kasım 2022 Perşembe

Koukyuu no Karasu (2022)

Anime: Koukyuu no Karasu / Raven of the Inner Palace
Bölüm Sayısı: 13
Yayın Yılı: 2022

Yurtdışına giderken bir süre ara verdiğim anime izleme sürecim kırık ayak bileğimin iyileşme döneminde salona taşınmak zorunda kalınca devam etti. En nihayetinde hayatımın normale döndüğü şu günlerde tamamen tesadüfen keşfettiğim bir yapım Raven of the Inner Palace. Birkaç yıl önce büyük umutlarla başlamama karşın kadın karakterin aptal sevimliliğine katlanamayıp yarattığı hayal kırıklığı sonrası izlemeyi bıraktığım Sainkoku Monogatari'nin ardından görsel öğeleri ve hoş konusuyla bana dönemsel olarak biraz da onu anımsattı. Hikayemiz şöyle başlıyor:

İç sarayın derinliklerinde, Kuzgun olarak bilinen ve cariye sıfatına karşın imparatora cariye olarak hizmet etmeyen bir kız yaşamaktadır Onu gören herkes için tam bir gizem yumağıdır. Bazıları yaşlı bir kadına benzediğini söylerken bazıları ise genç biz kız olduğunu iddia etmektedir. Hakkında anlatılanlar bununla sınırlı değildir. Esrarengiz büyüler kullanmakta, ölüm lanetinden kayıpları bulmaya kadar gizemli ve ürkütücü yardım isteklerini kabul etmektedir Bir darbe ile dul kraliçeyi tahtından indiren İmparator Koushun hükümdarlığının ilk yılını geride bırakmışken kime ait olduğunu bilmediği bir küpenin sahibini bulabilmek için Kuzgun'u ziyarete gider. İkiliyi bir araya getiren kaderin acı veren karanlık geçmişlerini de birbirlerine bağladığından habersizdirler.

12 Haziran 2021 Cumartesi

Yuukoku no Moriarty (2020-2021)

Bir süredir Sherlock Holmes; tv dizisi, filmleri, kitapları vs derken hayatımı hayli kapladı. Bu olurken facebook grubnunda bir arkadaş bu yapımı paylaştı ve kendisinin olumlu izlenimleri sayesinde ilk sezona başladım. Yenilerden bir tane daha izlenebilir seri bulmanın verdiği heyecanla ilk sezonu üç günde bitirdim. Açıkçası Sherlock'un baş düşmanı adledebileceğimiz karakteri merkeze alan bir seri olunca ne bekleyeceğimi kestirememiştim. Neyseki hikaye gayet memnun edici biçimde işlaniyor. Ayrıca seride Sherlock Holmes'u da görmek ayrı güzel. Eğer Benedict Cumberbatch'li Tv serisini izlemediyseniz söylediklerimin size birşey ifade etmesi zor. Ancak özellikle Sherlock'un konuya dahil edilişi tam da aslına uygun yani kitap ve tv serisindeki gibi gerçekleşiyor. Hatta karakterin çizimine dizi ilham olmuş gibi hissettim diyebilirim. Bu noktada neden bir Sherlock animesi değil de Moriarty seçilmiş? Bu durum benim için muamma. Yine de ortaya çıkan iş kesinlikle iyi. İki sezon bitti. Devamı da olacak nette gördüğüm bazı yazılara bakılırsa.



7 Kasım 2019 Perşembe

Violet Evergarden (2018)

Violet Evergarden (2018) Konusuyla değil belki ama şu görselliğin içine girip yaşayabilsem, hikayesini beğendiğim ama çizimlerinden yana isyan bayrağı çektiğim keşke her animede şu tasarımı görebilsem dediğim yapımdır. Alternatif bir dünyada geçer. (1.Dünya Savaşı devri atmosferi hakimdir.) Bana göre göz alıcı muhteşem görsel ziyafeti ve kırılgan hikayesiyle uzun zamandır izlediğim en iyi seriyi tanıtmak için aslında çok geç kalmışım. Ancak hayat koşuşturması içinde izledikten sonra nedense unutup gitmişim. Sinema filmleri İnternete düşünce yazı paylaşmadığımı fark ettim.
 

Büyük Savaş dört yıllık uzun bir çatışmanın ardından bittiğinde Telesis kıtasında hayat normale dönmeye başlamış gibidir. Çocuk yaşta bir savaş silahı olarak eğitilen ve askeri geçmişe sahip soylu bir ailenin büyük oğlu tarafından eve getirilen Violet, O'nun erkek kardeşi Binbaşı Gilbert'ın himayesine bırakıldığında adı bile olmayan, duygudan yoksun, bir insandan çok yabani bir yaratık gibidir. Binbaşı Gilbert verilen emire karşı gelemeyeceğinin ve kızın başkaları tarafından çizilmiş kaderini değiştiremeyeceğini farkındadır. Hatta zaman zaman kıza yaptırmak zorunda kaldığı dehşet verici şeyler kendi ruhunu da yaralamaktadır. Öte yandan Violet için kendisini bir araç ve silah dışında insan yerine koyan genç adam anlamlandıramadığı bir duygu eşliğinde dünyasının merkezi kaline gelmiştir. Ne var ki  nihayet savaşı bitirecek son çatışmalardan birinde Violet ağır saldırı altında vurulan binbaşıyı kaybeder ve ciddi şekilde yaralanır. 
 

Haftalar sonra bir hastane odasında uyanır. Uzun bir iyileşme sürecinden sonra Gilbert’in yakın arkadaşı Albay Hodgins, O'nu alır. Binbaşının son isteğini yerine getirerek koruyucusu olacak ailenin yanına, Evergarden'lara götürür. Ancak Violet orada kalmak istemez. Sözleri sert, yalın ve hatta biraz duygudan yoksun gibidir. Aslında bu daha çok normal bir insan gibi yaşamayı bilmeyişindendir. Onu gördüğü son gün Binbaşı Gilbert'in söylediği ve ne kastetiğini bilmediği sözlerin anlamını çözmek zorundadır. Bu nedenle Evergarden'larla yaşamak yerine Albay Hodgins'in şirketi CH Postahanesi'nde çalışmaya seçer. Burada insanların düşüncelerini ve duygularını daktilo yardımı ile kağıda aktaran bir "Otomatik Anı Kuklası" olarak çalışmaya başlar. (Bizdeki karşılığı mektup yazmanlığı olarak düşünülebilir.)
 

Hikaye bahsi geçen şehir ve ülke adlarından yola çıkarak fantastik bir dünyada kurgulanmış görünse de bana daha çok 1. Dünya Savaşı'na alternatif bir evren tasarlanmış hissini uyandırdı Yavaş tempoda ilerleyen ancak duygusal yoğunluğu ağır basan bir tarafı var. Açıkçası ilk izlediğimde öyle göklere çıkartıldığı kadar "wow" dedirmemiş hatta bu kadar güzel görselliği varken hikaye ne garip, harcanmış demiştim. Ve ilk izlenimimi ikincisinde değiştiren pek animeye de denk gelmem. Bu anime o nadir örneklerden biri oldu benim için. Konulara ince dokunuşlar yapan sağlam bir duygu akışı sunuyor izleyiciye. Dönem hikayelerini seviyorsanız ve duygusal modda bir şeylere kaymak isterseniz tam da size göre olabilir.


Not: Seri hatırı sayılır bir izleyici kitlesi bulunca iki devam filmi geldi. İlki Violet Evergarden Gaiden Light Novel'de alınmış. İkinci film final niteliğinde ve birçok soruya cevap bulmamızı sağlıyor. Ancak bence bu filmden önce bir Gaiden serisi yapılmalıydı. Hikayenin devam etme durumu kalmadı.

Filmler hakkında bilgi almak için editörü olduğum sitedeki yazdığım tanıtımlara göz atabilirsiniz.
 


27 Ocak 2018 Cumartesi

Saiunkoku Monogatari (2006)



Saiunkoku Monogatari yayınlandığı dönemde keyifle izlediğim bir yapımdı. Hatta en sevdiğim listesinde üst sıralara koymuştum. Ancak ikinci sezonu beklerken seriden bir şekilde soğuyuverdim. Ana karakterin bıcır bıcır konuşan gürültücü ve çocuksu dublajına dayanmak bir diğer katlanılmaz şeydi benim için. Sadece Seiran'ın geçmişindeki gizem nasıl çözülecek ve esas kız kime kalacak diye merakımdan animenin peşine düştüm ve yeniden izledim. Ancak ilki kadar zevk aldığımı söylemem zor.


Saiun İmparatorluğu'nda geçen hikayede; Kou Shuurei, asil bir aileye mensup bir kızdır. Ancak babasının kazancı oldukça azdır ve bu yüzden Shuurei, evin ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli yerlerde çalışmaktadır. Ona, evin bakımında ayrıca Seiran da yardım etmektedir. Birgün, İmparatorun danışmanlarından biri Shuurei'nin evine, bir teklifle gelir. Yapacağı işin karşılığında 500 altın alacağını duyunca Shuurei hiç düşünmeden kabul eder. Teklife göre; Shuurei, İmparatorun karısı olacaktır ve İmparatoru, ülkeyi iyi yönetmesi için eğitecekdir. Seiran da, Shuurei ile birlikte askeriyeye katılır. İmparator, ülke işlerine hiç karışmamaktadır. Danışmaları bile onu, çoğu kez bulmakta zorlanmaktadır. Hele ki bir de İmparator'un gay olduğuna dair bir söylenti vardır ki bu Shuurei'nin içini rahatlatan tek şeydir. Çünkü; İmparator gay olduğu için kendisine dokunmayacaktır. 

Not: Tanıtım alıntıdır.

24 Mart 2016 Perşembe

Fullmetal Alchemist: Brotherhood (2009) ve FMA (2003)

Anime Adı: Fullmetal Alchemist: Brotherhood (Remake) ve Fullmetal Alchemist.
Türkçesi: Metal Simyager: Kardeşlik  ve Metal Simyager /
Bölüm Sayısı : 64 ve 51. 
Oav: 4 Bölüm
Yapım Yılı: 2009 ve 2003.

Anime Sinema Filmi: Fullmetal Alchemist: Conqueror of Shamballa.
Animw Sinema Filmi: The Sacred Star of Milos (2011)


Live Action Movies: 

Fullmetal Alchemist (2017)
Fullmetal Alchemist: The Revenge of Scar (2022)
Fullmetal Alchemist: The Last Transmutation (2022)
Manga: 26 Cilt (Hiromu Arakawa). (Türkçesi: Çelik Simyager / Metal Simyager)


Bu seri hakkında yazacak bir dolu şey olabilir. İyi bir özet ve muhteşem yorumlar eşliğinde teknik bir analiz vs yapılabilir. Ancak işin özellikle analiz kısmında iyi değilim. Sadece bir parça kıyas ve bıraktığı izi –tabii kendimce- kelimelere dökmeye karar verdim. Usta işi analizleri onda iyi olanlar yapmalı. Yapmaya çalışıp batırmak bana göre değil. Seri benim için çok yeni ve memnun eden hisler bıraktı. Dolayısıyla altta pek çok ayrıntı yer almakta. İzlemeyi düşünen ama tadı kaçmasın diyenlerin okumasını önermem.

Seriyi ilk duyduğumda ki bana öneren kişi anime konusunda benim olduğum kadar eski bir geçmişe sahip değildi- pek de önem vermemiştim. “Tam senin seveceğin türde” derken de kulak astığımı söyleyemem. O zamanlar izleme önceliklerim başka serilere yönelikti herhalde. Oysa O tamamen haklıydı. İki kardeşin drama dönüşen -annelerini hayata döndürme çabası- saflığı ve masumiyeti simgeliyorken, Edward’ın kardeş sevgisinin derinliğini ve fedakârlığının ölçüsünü –ödenmesi gereken bedeli kendinden bir parça olarak belirleyip tereddütsüz sunarken- böyle bir hikâyeye kayıtsız kalmak imkânsızdı. Belki de sahip olduğum kardeşlere duyduğum sevgi ve güvenin -bana bunun abartı sayılmayacak bir öykü sunduğunu hissettirdiği için- Elric kardeşlerin hikâyesinden keyif aldım. Zaman zaman duygulandım ve ağladım da. Son zamanlarda kanlı canlı insanların boy gösterdiği dizilerin ya da filmlerin kaçı o duyguyu bana verebildi diye düşünmeden de edemedim. Sonuçta çizgiler –orada gördüğünüz hiçbir şey gerçek değil- diye bağırırken gözleriniz dolabiliyorsa bunu size sunmayı başarabilen ekibe ve hikâyeyi böylesi bir duygu ile yazan kişiye hayran olmamak imkânsız. Son bir bir hatırlatma ile bu kısmı noktalayım. Imdb'de en iyi anime listesinin senelerdir değişmeyen bir numarasıdır. Bu nedenle bile göz atmayı hak eder.

Öykü annelerinin ölümcül bir hastalıkla yitiren Elric kardeşlerin çalışıp öğrendikleri kadar olası –baba mirası gen- simya gücü ile onu geri getirmeye karar vermeleri ile başlıyor. Ancak sadece 11 ve 10 yaşında olan çocuklar babalarından kalan simya kitaplarını sınırlı anlama çabaları ile ne ölçüde okusalar da simya bilimi yapmayı düşündükleri insan diriltme çabasını en katı biçimde yasaklamakta ve ulaşabileceği felaketi anlatmaktadır. Daha çok abisini izlemeye ve dinlemeye eğilimli olan Alphonse muhtemelen onun başaracağına duyduğu inanç ve annesinin dönmesini en az abisi kadar istemişken kalplerinde yatan çarpık arzunun tümüyle yanlışlığını yazan kitapları Edward’a hatırlatsa da ısrarına hayır diyememiştir. 
 
 
Çemberin yıkıcı etkileri küçük kardeşin tüm bedenini söküp aldığında Edward “bunu başlatan abi” annesinin bedenine karşılık simyadaki “eşit takas ilkesi” uyarınca tek bacağı koparılır ve kardeşi ellerinden kayıp giderken seçimini yapar. Kendi kanı ile ikinci bir simya çemberi çizer ve karşılığında kolunu da feda ederken Alphonse’nun ruhunu son anda bir zırha bağlayarak mühürlemeyi başarır. Kırık dökük bedeni ile sargılar içinde yatar. Eski aile dostları mekanik uzuv yapımcısı büyükanne Pinako ve torunu Winry'nin yanında tedavisi sürerken yetenekli simyagerleri orduya kazandırma görevi ile bölgeye gelen resmi Alev Simyager Roy Mustang’ın önerisini değerlendirmeye karar verir. Koluna ve bacağına metal ptotez takılan Edward  ve zırha mühürlü ruhuyla Alphonse bir yıllık rehabilitasyon süreci sonrası yaşadıkları evi de ateşe vererek Rosenpool'u terk ederler. Yıkımı sayılabilecek bu deneyimin ardından artık 14 ve 15 yaşında gördüğümüz iki kardeşin -kaybettikleri bedenleri geri alma- çabası öykümüzün başlangıcı olur. Simyagerlerin hayat yaratma çemberini deneyip meydana getirdikleri ve filozof taşıyla beslenerek yaşam formu halini alan insan görünümlü Ouroboros dövmeli Homonkulus’lar ile  5. Labratuardan çıkan kobay insanlar karanlık bağlantıların odağındaki iki diğer başlıktır. Ana seri finalde Dante'nin beden bulma derdiyle adeta kadınlar matinesine dönüşür. Brotherhood'da ise "Baba" kendine "kurban" aramaktadır ve bu kişilerin en önemli özelliği yaşam dönüştürme çemberi oluşturup "gerçeği"  görenlerden oluşması gerektiğidir.

 
Kahramanlarımıza eşlik eden diğer karakter de hayli rekli. İshval halkına karşı yürütülen soykırım niteliğindeki saldırıda masumlara silah kaldırmış ve aynı zamanda bir ateş simyageri de olan karizmatik Yarbay Roy Mustang, kardeşlerin zarif görünümlü ama tam bir cadaloz gibi davranan simyager hocası Izumi Curtis, Küçük kızı Elysia  ve karısı Grecia’ya düşkünlüğünü her fırsatta çevresindekileri ve özellikle en yakın dostu Yarbay Mustang’a anlatarak kafasını ütülemeyi kendine görev addetmiş Maes Huges, acı kaybına sorumlu tuttuğu simyagerleri avlamayı kendine görev kabul eden İshval'lı Scar, kasları ile her daim arz-ı endam etme derdindeki Louise Armstong, Fuhrer King Bradley, oğlu Selim ve her biri ayrı cins Homunkulus karakterleri ile Brotherhood’dan Prens Ling Yao ve Prenses May Chang… Serilerin benim açımdan ilgi çeken bir başka özelliği ise adı geçen şehirler ve yansıttığı karakterler… Amestrist 1920'lerin Almanya'sını anımsatırken.
 
 
Lior kenti ve adını işbara tanrısından almış görünen İshval halkı ortadoğu toplumlarının proflini çizer gibidir, İlerleyen bölümlerde Selim ki bu karaktere de rastlarız ki Brotherhood’a hayli geniş bir yer kaplamakta. Özellikle doğuya özgü bir çok motif var.  

Seride romantizm var mı? Evet ve hem de hayli hissedilir ölçüde. İlki ve izlenmeye en değeri, Edward - Winry ikilisi. Birlikte büyümüşlerdir. Kardeşler aralarında Winry'nin hangisi ile evleneceğini bile tartışmış hatta Alphonse kız tarafından "kısa" olduğu için reddedilmiştir. Görünüşe göre Edward'da "uzun boylu" olmaktan yana Winry'nin standartlarında değildir. Bundan ötürü duyduğu memnuniyetsizliği gözyaşı musluklarıyla ifade ederken hayli komikti. Ne de olsa 15 yaşında. Kendisine yakıştırılan "Yerden Bitme", "Bücür", "Fasulye" gibi sıfatlar takanlara, sıklıkla süt içmeyişini kısalığına bağlayanlara ve Ünlü Metal Simyager denince herkesin küçük kardeş ama büyük bir zırh içindeki Alphonse'ya hayran hayran bakmasına rür. İlerleyen bölümlerde ise tıpkı Winry gibi delikanlının fiziksel gelişimini fark ediyoruz. (Gerçi sadece o bölümde belirgindi. Sonra yine bücürleşti:) Diğer çiftimiz aralarındaki duyguların sonucu belirsiz kalan Roy Mustang ve danışmanı Riza Hawkeye, çocukların ebeveynleri Trisha Elric ve Van Hohenheim ile Maes Huges ve karısı Grecia.

Hikayeye yön veren en önemli konu ise Harry Potter’dan aşina olduğum Filozof Taşı arayışı. Kardeşler için eşit takas olmaksızın bedenlerini geri alabileceklerini düşündüren bu olgu ikiliyi bitmek tükenmek bilmeyen yolculuklarında bir dizi karanlık olayın içine çekiyor.  Ancak Doctor Marcoh’dan taşı edinemeyeceklerini anlayıp da verdiği ipucu sayesinde nasıl yapılabileceğini öğrendiklerinde dehşete düşerler. Görünüşe göre Filozof taşı canlı insan kullanılarak üretilebilmektedir. Üstelik sayıca hayli fazla kurban gerekmektedir. Ayrıca Edward acı bir şekilde farkına varır ki Ulusal Simyacı olarak hizmet ettiği ordu resmiyette kapalı gösterilen gizli bir araştırma laboratuvarını bu araştırmalar için kullanmaktadır. İnsan kaynağı ise görünüşe göre yakındaki hapishaneden sağlanmaktadır. (Brotherhood'da en yeni kaynak İsbar katliamından gelmiştir.) Mekanı araştırmak, kardeşlerin amaçlarını sorguladıkları hüzünlü sonuçlar doğurur. Alphonse abisnin -sahip olmak için yanup tutuştuğu insan bedeni- hakkındaki şaka yollu sarfettiği cümlelere fazlasıyla içerir. Edward yaptığı gafı hemen farkına varıp toparlamaya çalışsa da yaşanan tartışma anında küçük kardeşi günlerdir içini kemiren ve varlığının gerçekliğinden şüphe duyarak simya ile yaratılan bir kukladan başka birşey olmayabileceği düşüncesini yüzüne haykırdığında O'nun içinde yatan karanlığı farkına varır. Aslında aradan geçen dört yılın ardından bile zaten herşey için kendini suçladığı ağır bir çöküntü içerisindedir. Rehabilitasyon sürecinde hasta yatağında yatarken "artık benim yüzümden ne yemek yiyebiliyor, ne uyuyabiliyor ne de acı hissedebiliyor" derken duygularını sadece büyükanne Pinako ve Winry'e anlattığında vücudundan mahrum kalışı yüzünden "Alphonse'nun ondan nefret ettiği" düşüncesinin yarattığı ruhsal acı içinde kaybolmuştur.  Neyseki Winry onun yerine duygularına tercüman olur ve Alphonse hatasını fark eder. (İşin aslı uzun süredir gözyaşı musluklarımı bir anime için açmamıştım. Bu bölümü o kadar beğendim ki kaç kez izledim anımsamıyorum:)
 
 

Kardeşler gerçeğe biraz daha yaklaşabilmek adına Dublith’de kocası ile bir kasap dükkanı işleten simya öğretmenleri bayan İzumi Curtis’i gitmeye karar verirler.  Dahası sadece karşısına çıkıp da başlarına geleni açıklamak zorunda olacakları gerçeği karşısında tir tir titrerler. Öyleki sadece öğrencilik testinde geçerlerse eğitim vereceğini şart koşup her ikisini ikisini bir ay süresince ıssız bir adada bırakmaktan çekinmemiştir. Edward yaşam dönüştürme çemberini yaptığı gece karşısında beliren kapıdan girip beynine dolan bilgiyle birlikte çember oluşturmadan simyasını gerçekleştirebilmeye başladığı o beceriyi hatırlarken birden bire fark eder ki çember yaratmaksızın simya yapabilen öğretmenleri de aynı deneyimi yaşamış ve yasağı çiğnemiştir. İşin aslı İzumi Curtis de, ölü doğan bebeğin canlandırmak istemiş ve eşit takas kavramı uyarınca sıkca kan kusmasına neden olacak biçimde iç organlarının bir bölümünü tümüyle yitirmiştir. Sonraki gün gerçeği öğrenmek isterler ama bu arada fark ederler ki öğretmenleri sakladıkları sırrı çoktan farkına varmıştır. Aslında Bayan İzumi Elric kardeşleri büyük olasılıkla hiçbir zaman sahip olamayacağı çocukların yerine koymuştur. Başlarına geleni fark ettiğinde de yaşam dönüştürme çemberi konusundaki deneyimi çok daha önce anlatmadığı için fazlasıyla üzülür. 
 

Botherhood’un finalinde kardeşler “baba” yı Hohenheim’ın da yardımı ile yenmeye çalışır. Abisinin mekanik kolunu kaybetmesi üzerine Baba karşısında şansı kalmayacağını anlayan Alphonse dönüşüm çemberini “kendinde simya uygulamak üzere” kullanır. Edward çaresizce durmasını haykırmakla yetinir. Kaybettiği kolu geri gelirken kardeşi hiçlikte kaybolur. Ruhu kapının önünde bir deri bir kemik kalmış bedeniyle bütünleşir. Ancak halen orada kısılı kalmıştır. Edward kardeşi için bir kez daha kendine kapıyı gösterecek simayı uygular ve eşit takas ilkesi uyarınca kendi kapısını vermeyi önerir. (Burada 2. Kapının nereden çıktığını çok anladığımı söyleyemem.) Böylece simya gücünden vazgeçmektedir. Onun gerisinde bekleyen kardeşiyle geri dönerler. İki yıl sonra evin çatısını tamir eden Edward çekici çivi yerine parmağına geçirir. Öfkelenip simyaya yönelir ama  tabii simyası  çalışmaz. Al, Winry’nin elmalı turta için çay yapmalarını beklediğini söyler. Sonunda Alphonse doğudaki simyayı öğrenmek ve elbette kabile prensesi May Chang’i ziyaret için :), Edward ise batı simyasını bulmak için seyahate çıkar. Winry onu tren garında yolcu ederken mekanik uzuvlarının bakımı konusunda bir dizi hatırlatma yapmaktadır. Edward aklından geçen bir dizi düşünce sonrası kızarır ve “eşit takas uyarınca bana ömrünün yarısını ver ben de benimkini vereyim” deyiverir. Artık her nasılsa bu hayatını benimle paylaşır mısın demenin yoludur. Sözcüler kızın bir an için dudaklarında donar. Sonra kahkahalara boğulur ve “eşit takas mı boş versene, eğer istersen sana ömrümün tamamını veririm deyiverir. Sonra ağzından çıkan sözlerin farkına varıp kızarır ve belki de % 90 ya da 80 de olabilir der. Edward gülme krizine tutulduktan sonra eşit takası bir çırpıda atıverdin,  inanılmazsın der. Ardından kıza sarılırken mutlu olduğunu, döneceğini dile getirir. (Bu kısım çok şekerdi doğrusu. Bitiş yazıları eşliğinde devam eden görüntülerde duvara iliştirilmiş resimlerin birinde her ikisinin kollarında biri kız diğeri erkek birer ufaklı vardır:) Belli ki sağlam bir dönüş yapmış:) (Edward'ın parmağındaki alyans da dikkate değer. Elleriyle sıkıca tuttuğu bücür de hık demiş burnundan düşmüş, sizce de öyle değil mi:)


Full Metal Alchemist hangi dönemde geçiyor derseniz. 2. Dünya savaşı öncesi derim. Çocukların annesinin mezarında 1904 tarihi var. (İlk seride 1910 yazıyor.) Görünüm onu yansıtsa da yaşadığımız dünya ilgisi yok aslında. Amestris ülkesi ve komşuları anlatılmakta. Ancak nette yazan kimi yorumlara karşın ben bu serilerde naziler ya da hitlere dair bir şey göremedim. Evet führer olarak çevrilen bir karakter ya da  o dönemi yansıtan bir hava var ama hepsi o kadar.  Brotherhood ve sinema filmi Conqueror of Shamballa’da geçiyor.

İlk seride Lior Şehri rahibi Leto ve onun tanrısal öğretilerine tereddütsüz inanan Rose isimli karakter final kısmında da kendini göstermektedir. Bana fazlasıyla uyduruk ve yetersiz gelen bu finalde Rose karakteri çok saçma salak bir tipti. Bir yerde sanırım Lust, kardeşlere "hoşlandıkları kız" şeklinde yorum yapmıştı. Ayrıca eski zamanlardan Hohenheim'ın sevgilisi olduğunu öğrendiğimiz Dante isimli kocakarı meğerse ruhunu yıllar boyunca bir bedenden diğerine aktarmak üzere adaylar bulan, büyük işlerin peşindeki yegane şahsiyettir. Finalde Alphonse'nun kendini feda etmesi ile kolu geri gelen Edward, bedenini çember yaparak simya uygular ve Kapının diğer tarafı olarak söylenen ve yaşadığımız dünyada 1. Dünya Savaşı’nın yenilgisini tüm etkileriyle yaşayan 1920 li yılların Almanya’sına gitmesi ile sona erer. Alphonse ise yaşam dönüşüm çemberini yaptıkları 10 yaşındaki hali ile diğer tarafta kalır. O arada yaşanan hiçbir şeyi hatırlamaz. Abisini bulmak için yine simya eğitimi almak ister. Burada hikaye, sinema filmi Conqueror of Shamballa ile devam eder. Amestris'te İzumi Curtis uzun süredir verdiği yaşam savaşını sonunda kaybetmiş, Roy Mustang'sa mücadele sonrası tek gözünü yitirmiştir. Günümüz dünyasında Van Hohenheim'ı bu kez üniversite profesörü olarak görürüz. Bilim adamları bir yandan eski büyü olarak adlandırdıkları simyayı araştırmakta bir yandan da efsanevi ülke Shamballa’yı bulmaya çalışmaktadır. Söylentilere göre oraya giden kişi yenilmez bir güce sahip olacaktır. (Paralel evren şeklinde nitelendirilen teorilerden bahsedilir.) Günümüz dünyasında diğer tarafta yaşayan yüzler bulunur. Hatta Edward kardeşine çok benzeyen ve roket teknolojisini inceleyen Alfons Heiderich ile sıkça biraraya gelmektedir. Hikayenin sonunda Edward iki dünya rasındaki geçidi kapatmak zorunda kalınca bir kez daha günümüz dünyasında sıkışır. Ancak kardeşi Alphonse'da son anda geçidi aşar. Ancak geri dönme şansları yoktur.
 


İlk seriyi izledikten sonra başladığım FMA: Brotherhood’u nette incelemediğimden devam niteliğinde bir yapım zannetmiştim. Ancak karşımda bir re-make bulunca önce fazlasıyla hayal kırıklığı yaşadığımı söylemeden geçemeyeceğim. Özellikle önceki seriyi bitirdiğim için nasılsa aynı diye son bölümüne bakmakta sakınca görmedim ve  orijinal mangaya dayanan tamamen farklı bir son görünce şaşırdım. Ayrıca  Brotherhood'u adamakıllı baştan sona izleyince ilk baştaki fikirklerim tamamen değişti. Ana serinin bitişi insanı mutlu etmiyor zaten ve Brotherhood’un daha sağlam bir konu içeriği olduğu düşüncesindeyim. Şimdi düşünüyorum da ilk önce Brotherhood'u izlemiş olsam illkine bakmazdım bile. Brotherhood'da Edward ve Alphonse’yu birer yetişkin olarak görmek, özellikle final bölümündeki kapanış müziğinde yer alan aile fotoğrafı karesindeki halleri beni gülümsetti. Zaten kanımca bu seri kesinlikle çocuklar hatta yeni yetme ergenler için uygun değil. Kimi görüntüler insanın rüyalarına girecek cinsten ürkütücü.

Son olarak bu serideki müziklere değinmem gerekirse dinledikçe açılış şarkılarından Period ve Rain ile iç tema müziklerinden Track 11: One is All, All is One, Track 21: Trisha's Lullaby, 14: Lullaby of Resembool, Track 12: Requiem of the Brigadier General, The Fullmetal Alchemist~Legato~'yu çok sevdim. Duygusal yerlere mükemmel uyum sağlayordu.

İki seri arasındaki bazı farklılıklar:

* Ana seride yer verilmeyen bir ayrıntı 15 yaşında olmasına karşın Edward’ın neden olması gereken gelişimde gözükmeyişidir. Brotherhood’a Edward yaşam dönüşüm çemberinde bedenleri ayrışmadan önce annelerin oluşumu için hazırladıkları bileşenlerin üzerine kendi kanlarını akıtmaları ve bunun sonucunda ayırışıma sırasında bedenlerinin birebirleriyle bir şekilde bağlandığı için meydana geldiği şeklinde açıklamaktadır

* Brotherhood’un 40’lı bölümleri sona ererken Edward’ın bedeni yetişkin bir erkek halindedir. (Winry ile odasında bitip de karşılıklı konuştukları bölüm irdelenmeye değer.) Zaten Alphonse, King Bradley (Homonkulus Warth) Greed ve beraberindekilere saldırdığında yaptığı katliamın sonucusu Martel ölürken yaşam döndürme çemberi sonrası yaşadığı bilgi patlamasını ve kapıyı anımsamış böylece yitirdiği hafızasını geri kazanmış ve tıpkı abisi gibi çizmeden simya yapmaya başlamıştı. Aralarındaki o bağ gitmiş olabilir.

* Greed’in ölümü:  İlk seri de bunu yapan Edward iken Brotherhood’da -baba- olarak adlandırılan Hohenheim’a benzeyen kişinin kararı ile alevli bir kazanana sokularak ve bedeni ayrıştırılarak yapıyordu ki bu kısım tüylerimi diken diken etti diyebilirim. Baba, vücuttan elde edilen sıvı felsefe taşını bir dikişte içer.

* Brotherhood’a yeni iki karakter dikkati çekiyor. Xing’ten gelen (Buranın Çin olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.) ve simyayı doğuya özgü şekliyle  tıp alanında kullanan prens Ling ve aynı topraklardan gelen bir diğer kabilenin prensesi 7-8 yaşlarındaki May. Özellikle Prenses May ünü ülke sınırlarını aşana metal simyacıyı gösterişli bir prens olarak hayal etmiştir ve gördükleri karşısında hayli bozulur. Alphonse ise zırhına rağmen artık daha karizmatik gözükmektedir.

* Normal seri de Mustag’în araştırma dışına ittiği bir dosya olarak nitelendirilen Huges’in Ölümü, Brotherhood’a detaylı biçimde irdeleniyor. Teğmen Maria Ross’un soruşturmada suçlu bulunması ve Mustang’ın onu kül etmesi ve yaptığı şeyi nefretle karşılayan Edward’a resmi simyager olarak ordunun emrini sorgulama yetkisi bulunmadığını hatırlatır. İşin aslı ise daha farklıdır. Mustang varlığına gizlenmiş Filozof Taşı’nı sergileyen bir Homonkulus’la Lust’la yüz yüze gelir. Görev arkadaşı ve astı Binbaşı Havoc’ın ciddi biçimde yaralanır hatta sakat kalır. Mustang da neredeyse ölecekken kadını alevleriyle yok etmeyi başarır. 

* FMA: Brotherhood'da Riza Hawkeye'ın babası, Roy Mustang'ın simya ustasıdır. Yani ikilinin tanışması eskilere dayanmaktadır. Ana seride böyle bir konu yok. 

* FMA'de, Homonkulus Lust ve Scar’ın abisinin sevgili olduklarına dair bir konu işleniyor. FMA: Brotherhood’a böyle bir hikaye yok. 

* FMA'de, Envy Dante ve Hohenheim'ın ölüyken diriltilen Homunkulus oğullarıdır. Brotherhood' da böyle bir konu yok. Ayrıca kertenkele vari orijinal görünüşü de ana seride yer almıyor. 

* FMA'de Winry’in doktor ailesinin ölümüne neden olan kişi aldığı emirler doğrultusunda Albay Mustang iken FMA: Brotherhood’a bunu yapan İşbarlı Scar’dır. 

* FMA'de, homonkulus Pride farklı bir görünümümde iken Brotherhood’a Selim Bradley’dir.

* Homunculus Gluttony’nin ölümü. FMA: Brotherhood’a bu işi Selim (Pride) üstlenmekte

* Hehenheim FMA: Brothrhood'a karısının mezarı başında, ana seride ise onun devamı Conqueror of Shamballada düşmanın elinde ölür. 

* İsbar katliamında yer alan simyacılardan biri Kızıl Simyacı Kimbree: Ana seri de 5. Bölge hapishanesinde gördüğümüz bu karakter FMA: Brotherhood’a ortalıkta gezinen bir devlet görevlisi. İshbar katliamında elde edilen filozof taşı ona verilmiştir. 

* FMA'de, Shou Tucker ve Kızı Nina: Ana seride Nina ve köpeğini Kimera'ya dönüştüren baba Shou sonunda kendini de bir Kimera yapar. Kızını yeniden insan haline getirme çabasındadır bu kez. FMA: Brotherhood'da sadece Nina kimera olmakta ve sonunda her ikisi de Scar tarafından ortadan kaldırılmaktadır.

* Binbaşı Armsrong’un general kızkardeşi Olivier Mira sadece FMA Brotherhood'a var. Bu karakter de abisi kadar gereksizdi bence. Ayrıca Brigss bölgesi hikayesi de bir o kadar. Sanırım karlı ve soğuk bir mekanda geçmesi sevmeyişimi etkilemiş olabilir. 
 
 
Fullmetal Alchemist: Live Action Movies 1-2-3:
 
Bu başlığı eklemem anime live action versiyonlarını genelde başarısız bulan tarafta yer alan biri olarak ilki sonrası bir daha bakmam desemde 2 ve 3. sinema filmleri bir parça izlenir bulmamdı. Ancak en başından genel anlamda beklentilerimi düşük tuttuğum için de olabilir.
 
 
Fullmetal Alchemist 1: Live Action (2018)
 

 
İlk film Elrich kardeşlerin nasıl simyager olduklarının hikayesiyle, çocukluk yıllarına götürerek  başlar.  Sonrasında Kimera olayı ve Felsefe Taşı'nın elde edilmesi ardındaki gerçekle sona erer.
 
 
Fullmetal Alchemist 2: The Revenge of Scar  (2022)
 
 
2. Film daha karanlıktır. Amestris'in doğusundan Xing'den gelen  Prens Ling Yao ve Prenses May Chang felsefe taşını kendileri için ararken animeden aşina olduğumuz Hohenheim, Louise Armstong, Fuhrer King Bradley, oğlu Selim yer alırlar. Amestrist ülkesi geçmişte Simyagerler kullanarak İshval halkına yönelik soykırım niteliğinde büyük bir saldırı gerçekleştirmiş, sonrasında binlerce masum sivil insan ölmüştür. Onların intikamını almak için harekete geçen Scar takma adlı Ishvallinin tek amacı ise bu felaketin baş mimarı kabul ettiği simyageeleri birer birer ortadan kaldırmaktır. Haliyle Elrich kardeşler O'nun doğal hedefidir. Edward memeleketine döndüğünde annesinin ölümünde bile ortada gözükmeyen ve bu nedenle nefret duyduğu babasını annesinin mezarı başında bulur. Doğal olarak görüşme hasret dolu bir kucaklaşma ve sohbet içermekten uzaktır. Babasının Pinako ile aralarında geçen Xerxes şehri hakkındaki uyarısına kulak misafiri olduktan sonra adı geçen şimdilerde harabe haşindeki şehre giden Edward dehşet verici gerçekleri keşfeder. Bunlardan biri Vinry'nin Ishval saldırısı döneminde ölen anne babası hakkındadır. Scar'ın şehirdeki ikinci saldırısı sırasında Vinry gerçekleri öğrenir ve Edward gen kızın elini kana bulamasını son anda engeller. Führer King Bredly homonkulus simgesi sembolü gizleyen göz bandının düşmesi sonrası Prens Ling Yao'ya gerçek yüzünü üfşa eder.  Edward Teğmen Hawke'dan Ishval gerçeğini dinler. Öğreniriz ki Risa Havke'ın Simya öğreticisi babası da Ateş Simyageri Albay Roy Mustang'ın öğretmenidir. Son mücadele Prens Ling Yao ve Edward'ın Homonkulus Gluttony'nin miğdesinde girmeleriyle son bulur.
 
Fullmetal Alchemist 3: Final Alchemy / The Last Transmutation  (2022)
 

3. Film Elrich kardeşlerin simya hocası Bayan Izumi Curtis ve kocasının yollarının Hohenheim'la kesişmesiyle başlar.