Remake etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Remake etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Kasım 2025 Cuma

Neon Genesis Evangelion (1995-2021)


Orijinal Adı: Neon Genesis Evangelion

Japonca Adı: Shinseiki Evangelion / 新世紀エヴァンゲリオン 

İlk Yayın Yılı (Japonya): 1995-2023

Tür: TV Serisi & Film & Oav

Bölüm Sayısı : 26  (1 Sezon / 1995) & 6 Film & 1 Oav

     Movie:  Neon Genesis Evangelion: The End of Evangelion (1997) (Yan Hikaye) / Alternatif Son

 Movie: Neon Genesis Evangelion: Death & Rebirth (1997) 

 Movie:  Evangelion: 1.0 You Are (Not) Alone (2007) (Alternatif Yeniden Anlatım) 

   Movie: Evangelion: 2.0 You Can (Not) Advance (2009) (Yan Hikaye)

Movie: Evangelion: 3.0 You Can (Not) Redo (2012) (Yan Hikaye)

Movie: Evangelion: 3.0+1.0: Thrice Upon A Time (2021) (Yan Hikaye)

Oav: Evangelion: 3.0 [-46h] You Can (Not) Redo (2023) (On Dakika)

Stüdyo - Yapımcı / Yayın Kanalı: GAINAX, I.G., Tatsunoko, NAS

Tür:  Bilimkurgu, Distopia, Psikolojik, Gündelik Yaşam, Dram



Dünya 2000 yılında 2. patlamanın ardından eksen bozulmuş, kutup buzulları erimiş ve gezegen nüfusunu büyük bölümü ekolojik felaketlerin ardından yok olmuştur. 2015 yılında, Japonya'nın çölleşmemiş son bölgelerinden birine kurulmuş, yarı askeri-yarı sivil şehir 'Üçüncü Yeni Tokyo Şehri" ne düzenlenen üçüncü 'Angel'ın saldırısıyla başlar. Ordunun silahları etkisiz kalınca NERV adı verilen teşkilat, şehrin altında bulunan gizli GeoFront'ta geliştirilmiş Evangelion adı verilen biyomekanik robotlar kullanarak saldırıyı durdurur ve meleği / Havari'yi yok etmeyi başarır. 



Araçlar nasıl üretildiği ya da ortaya çıktığı neden sadece 14 yaşındakiler kullanabildiği ya da onların neye göre seçildikleri bölümler süresince gizemini korur. Shinji İkari, Rei Ayanami ve Asuka Langley Soyru, bu üç pilot Eva'sının kontrolünü sağlamak için, kendi ruhunu, Eva'nın ruhu ile senkronize eder. Robot zarar gördüğünde pilotları da büyük acılar çekerler. (Paragraf Alıntıdır)



Gezegen “melekler” ya da Havariler olarak bilinen gizemli istilacılardan tarafından saldırıya uğradığında 14 yaşındaki Shinji Ikari, annesinin ölümünün ardından birkaç yıl ayrı kaldığı babası tarafından Neo Tokyo-3 şehrine çağrılır. Aralarındaki anlaşılmaz gerilim ve sevgisizliğin yarattığı iletişim sorunu daha karşı karşıya geldikleri o anda yoğun biçimde hissedilirken Nerv yöneticisi adam güven eksikliği tavan yapmış çocuktan EVA 01 adlı dev bir robotun pilotu olması ister. 



Shinji O anda yaşanan ani yeni bir saldırı nedeniyle karşılaşmadan ne umacağını bilmeksizin kendisinden beklenileni isteksizce kabul eder. Soğuk ve uzak duran babasına rağmen kendini neden bu görevi kabul ettiğini defalarca sorgular. Ancak ne meleklerin saldır amacı ve ne de babasının gerçek niyetinden habersiz acı verici bir sorumluluğun pençesine itilir.

Editör Yorumu:

- Anime 1995 yapımı ama şaşırtıcı biçimde şimdilerde hayatımızda yer bulan yapay zeka bolca işlenmiş

- Baba karakteri başlı başına arıza bir tip. Ruhsuz bir pislikken Rei'ye gülücükler dağıtması da yarı. Altından çıkan şey ne olacak merak ediyorum. 



- 8. Bölüme kadar hikayedeki psikolojik ağırlıktan büyülenmiş haldeydim. Asuka ile dizi cıcık ve saçma bir şeye dönüşüverdi. Cinsellik atıflarında da ayrı tiksindim ve sıkıldım!

- Shinji'nin pasif ve korkar hali nerdeyse çocukken şiddete, tacize mi maruz kalmış dedirtecek ölçüde tuhaf ve anlaşılmaz. Babasına iki çift normal cümle kuramıyor.

- Shinji'nin Seslendirmesi için neden kadın seçilmiş? Erkek çalışan mı bulamıyorsunuz? Yoksa altında başka bir neden mi var? (Bu Megumi Ogata zaten normal bir birey değil herhalde. Genelde de ya biseksuel, lezbiyen tiplerde rastladım kendisine)

18 Ekim 2025 Cumartesi

Dog of Flanders: My Patrasche (1992)

Orijinal Adı: Flanders no Inu, Boku no Patrasche / フランダースの犬 ぼくのパトラッシュ

İngilizce: A Dog of Flanders: My Patrasche

Türkçe Yayın Adı: Sevgili Köpeğim

İlk Yayın Yılı: 1992-93

Tür:  TV Serisi  (Remake) 

Türkiye'de Yayınlandı mı? : Evet

Bölüm Sayısı : 26

 Orijinal Eser : Marie Louisa de la Ramee (Kitap: Basım Tarihi 1872)

        Firma :Tokyo Movie Shinsha (TMS)

Tür:  Tarihi, Dram, Gündelik Yaşam, Kitap Uyarlama

 

Nello Tarth, Antwerp yakınlarındaki küçük bir köyde geçimini hayvancılıkla uğraşıp süt satarak sağlayan büyükbabası Jehan ile yaşayan fakir ama mutlu bir yetimdir. Küçük çocuk tıpkı babası gibi gördüklerini etkileyici kara kalem çizimlerle kağıda dökebilmektedir. Küçükken ünlü ressam Rubens'in resimlerinden birini görme şansı bulduğundan beri O'nun resimlere hayrandır. Günün birinde eski sahibi tarafından kötü muamele edilip terk edilmiş bir çoban köpeği olan Patrash'ı bulur ve yorgun hayvanı tedavi eder. Sahipsiz olduğunu sanır. Zamanla sevimli hayvanla aralarında yakın ve güvenilir bir dostluk gelişir. 

Nello sanatçı olmaya karar verdiğinde, köylülerin cehaletini ve acımasızlığını ilk elden deneyimlemek zorunda kalır. Blacken Köyü'nün en zengin ve nüfuzlu adamının kızı Alois Cojez, Nello'nun en iyi arkadaşıdır. Özellikle Alois'in babası, onu ve çabasını küçümserken bir tembel olarak görür. Yine de Nello, yoksullukla mücadele ederken, hayalini gerçekleştirmek ve onların takdir ve saygısını kazanmak için azimle çalışır.

 


Editör Yorumu:

- Beni ağlatan 2. animedir.

- TMS versiyonu 1977 tarihli Nippon Animation'dan çok daha estetik ve hoştur.

- Ülkemizde her iki versiyonu da yayınlanmıştır. 

12 Ekim 2025 Pazar

Daddy Long Legs (1991)

Orijinal Adı: Watashi no Ashinaga Ojisan / 私のあしながおじさん 

İngilizce:  Daddy Long Legs /

Türkçe:  Judy ve Uzun Bacak (TRT 1) 

İlk Yayın Yılı (Japonya): 1990

Tür: TV Serisi  

Bölüm Sayısı : 40 

Orijinal Hikaye : Jean Webster / Edebiyat Uyarlaması (1912)

Tür:  Okul, Gündelik Yaşam, Romantizm
 

Ülkemizde 90'larda yayınlan ve sadece TRT ile izleme imkanı bulduğumuz seri benim çocukluk hatıralarımda yer almıyor. Eskiden beri animelerde estetik tarz seçimlerimde belirleyici olmuşken ve karakterler de cazip ve güzel değilken belki de bu yapımı tam da bu nedenle beğenmemiş olabilirim:) Cidden 90'lardan bir anime olmasına rağmen neden böyle berbat bir tasarımla heba edilmiş anlamak zor!!! (Dönem hikayelerini severim. Ama henüz şu zaman periodunu şöyle şık ve zarif çizgilerle anlatan bir stüdyo çıkmadı nedense!!!!) 

1910'lu yılların New York'unda geçen hikayenin baş kahramanı 16-17 yaşlarındaki Judy Abbot kar yağışı altında henüz bebekken terk edilip yetimhane kapısına bırakılır. Soyadı telefon rehberindeki ilk harf listesinden adı ise mekanın arka tarafında yer alan mezarlıktaki taşlardan birinden alıntıdır. Her gün ağlayan ve türlü sorunlar çıkaran ufaklıklarla ilgilenen yaşça büyük çocuklardandır. Değerlendirme ve denetim günü liseye gönderilmek üzere seçilme ihtimali olan dört kişiden biri olacağını öğrendiğinde sonunda ayrılma şansı bulabileceği için sevinçten adeta havalara uçar. Sonraki gün hazırlık sürecinde rekora düzeyde türlü sakarlıklığa imza atıp tüm şansını yok etiğini düşünse de nihayetinde kabul edilen kişidir. New York'da saygın ve varlıklı kimselerin kabul edildiği Lincoln Memorial Lisesinde okurken eğitim masrafları John Smith adında biri tarafından karşılanacaktır. Judy avukatını gönderen ve ilk gece düzenlenen tanışma balosu için ihtiyaç duyduğu elbiseyi de içeren dolu bir valiz de hediye eden adama kendisinden düzenli şekilde beklediği üzere aylık mektuplar yazarken sadece gölgesinden görebildiği ve ışığın yansıttığı haliyle uzayan bacakları yüzünden "Uzun Bacaklı Babam" diye hitap eder.


Okulda başarılıdır. İki oda arkadaşından biri zengin ve köklü Pendelton ailesinin burnu havada kızı Julia'dır. Hali ve tavırları asaletten uzakken şartlar onu yetimhaneden geldiği gerçeğini gizlemeye iter ve bir dizi yalan söylemek zorunda kalır. Elbette Julia'da rahatsızlık duyduğu kızla okuldan önce tanıştıkları günü düşündüğünde ailesi hakkında araştırma yapmaya çalışır. Judy vasisi amcasından gelen beş altın sayesinde odasını ailesi tarafından gönderilmiş "göstermelik" yılbaşı hediyeleriyle doldurur ve şimdilik sırrını korumayı başarır. Günler sonra bu kez Julia dersleri yüzünden kendisini ziyarete gelecek amcasını karşılamasını ister. Judy reddetmeye çalışsa da eninde sonunda kendini okul girişinde beklemekten alıkoyamaz. 27 yaşındaki Jervis Pendleton III yeğeninin aksine düşünceli ve centilmen bir genç adamdır. Bir dizi yanlış anlaşılma sonucu kızın odasında saklanmak zorunda kaldıklarında ve delikanlının bakışları duvarda astığı  uzun - bacak çizimine takılır. Hafifçe gülümser.
 
 
Skandal oluşabilecek durumu makul biçimde Müdire Solan'a açıklarlar. Zaten ileri yaşına karşın evlenmemeyi seçmiş görünen kadın zenginliği dillere destan bu centilmen aile üyesinin itibarını korumaya dünden gönüllüdür. Nihayet kendilerini akladıktan sonra Judy Jarvis tarafından öğle yemeğine davet edilir. Masada vasisinden bahsederken içten ve sevgi doludur. Genç adam da ilgiyle dinler. Yurda döndüğünde ise ona yazdığı haftalık mektubunun büyük bölümünü Jarvis'le yaşadıkları kaplar. Ertesi gün Zengin Bekar Jarvis'le nasıl zaman geçirdiğini soran sınıf arkadaşlarına cevap verirken biraz fazla aşık kız modunda gibidir. Julia durumu garipser. Hatta O'nu küçümser.
 
Dönem sonu sınavları biterken bu kez hiç de hoşuna gitmeyen bir gerçekle okulun kapanacak olmasıyla yüzleşir. Bu yetimhaneye dönmesi anlamına gelecektir. Neyse ki vasisi son dakika yaz süresini bir çiftlikte geçirebilmesi için ayarlama yapar. Judy bir yandan mekanın sahibi yaşlı çiftle hayata dair yeni deneyimler elde ederken bir yandan da tesadüfen tavan arasında keşfettiği kitaplardan yola çıkarak çocukluğunda Jarvis'in aynı mekanda zaman geçirdiğini öğrenir. İster istemez vasisi John Smith ile tanışıklığı ihtimali aklına takılır ve endişe duymasına yol açar. Sonuçta Julia'nın varlığı ortadayken geçmişi konusunda Jarvis' e de yalan söylemiştir.
 

Editörden Notlar: 

Şeker Kız Candy'nin şarkılarını söyleyen Mitsuko Horie bu animede müziklerin yanı sıra baş karakterin seslendirmesini de yapmıştır. 

- Yapım, 1979 tarihli anime filminin remake'idir. 

- Daddy Long Legs anime serisi World Masterpiace Theatre'ın bir parçasıdır. 

3 Mayıs 2025 Cumartesi

Rose Of Versailles (1979) & Remake Movie (2025)



Anime Adı: Rose Of Versailles
Anime Adı: Lady Oscar
Anime Adı: Versailles no Bara / ベルサイユのばら
Türkiye'de Yayın Adı: Lady Oscar (Kanal 6), Versay'ın Gülü, Küçük Kız (Kanal D) 
Türkçe Seslendirme: Yasemin Şişli (Oscar)
Bölüm Sayısı: 41
Yayın Yılı: 1979
Yapım Şirketi:Tōkyō Movie Shinsha (TMS)
Orijinal Eser: Ryoko Ikeda (Manga)
Anime Film: The Rose of Versailles: I'll Love You As Long As I Live / Versailles no Bara: Seimei Aru Kagiri Aishite (1987 / 1990) (Seri'nin Sinema Versiyonudur.)
Remake  / Yeniden Yapım Anime Film: Rose Of Versailles / Versay'ın Gülü (2025)
Yapım Şirketi: MAPPA
 

NOT: Bu tanıtım 3 Mayıs 2025'te gözden geçirildi. (Orijinal Tarih: 2013)

Bir nostalji anime bloğu açıp bu seriden bahsetmemek olmazdı. Fransız İhtilal'ini çizgi filmden öğrenen nesildik:) Kaç kere üstelik kimi zaman acayip isimler verilerek özel kanallarımızda yayınlanmadı ki? İzlemek için sabah altı buçukta uyandığımı hatırlarım:) Uykumu bölüp yaptığım fedakarlığı düşününce şimdi beni gülümsetiyor. Ancak eskiden tv dışında İnternet gibi bir seçeneğe sahip olmayan bizler için ekranda boy gösteren her anime bir nimetti. Bazılarının tekrarı da rahatsızlık vermiyordu. Genelde izlemek isteyenlerin keyfini kaçırmaktan kaçınmak adına aslında seri hakkında fazla bilgi verme taraftarı olmasam da burada tersini yaptım ve tanıtımdan biraz fazlası oldu. Yani bolca Spoiler var. Lütfen bundan sonrasını ona göre okuyunuz.


Kraliyet üst düzey askerlerinden asil-soylu General de Jarjayes, altıncı çocuğunun doğumunda sabırsızlıkla beklediği varisi kucağına alacağını umarken kendisine yine bir kız çocuğu dünyaya geldiği haber verilince büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Ancak birkaç dakika sonra kollarındaki bebeği havaya kaldırır ve Oscar Franchois adını verdiği bebeği oğlu olarak yetiştireceğini açıklar. Bu karar  altın saçlı bebeğin tüm hayatını değiştirir. Fransa kralı 15. Louise, Avusturya ile devam eden savaşı sona erdirmek istemektedir. İki ülke arasındaki siyasi ittifakı perçinlemek adına Avusturya 14 yaşındaki Prensesi Marie Antuanette ile torunu Fransa veliaht prensi  Louis Auguste'un evlenmesine karar verilir.


Dadısının torunu Andre Grandier ile büyüyen Oscar ise bir erkek gibi giyinir ve erkek gibi davranır. (Hatta büyüdüğü süreçte kendini erkek zannetiği bir dönem olur) 15. Louis'in buyruğu ile 14 yaşına girdiğinde kraliyet muhafız alayı komutanlığına seçilir. Görevi kabul etmek istemeyen Oscar babasının emrine karşı çıkar. Aslında Paris'e gelecek olan veliaht prensesin bakıcılığını yapmak istememektedir. Ancak emrin geldiği yer ailesini zor duruma bırakacağı için hakkında verilen karara uymaktan başka seçeneği de yoktur. 
 

Veliaht prenses Paris'e geldiği gün meydana gelen kaçırılma girişiminden Oscar tarafından kurtarılır. Arasında dostluk bağları  gelişir. Oscar saray hayatına adım atarken Antuanette zengin ve refah içinde tasasız bir hayatın pırıltılı dünyasında kaybolur. Ancak Marie Antuanette  saray entrikaları için fazlasıyla toydur. 15. Louise'in  metresi ile devam eden uzun soluklu güç savaşında Oscar tarafından korunsa da çevresindekilerin etkisinde kalmaktan da kurtulamaz. Öte yandan evliliğinde hayal ettiğini bulamamıştır. Bir gece katıldığı maskeli baloda yakışıklı İsveç Kontu Hans Axel Von Fersen'le karşılaşır ve O'na aşık olur.


 
Oscar, Fersen'le konuşup buna engel olmak istese de başaramaz. Öte yandan kendisi de kaçınılmaz biçimde konttan etkilenir. Umutsuzca fark eder ki Fersen prensesin duygularına karşılık vermiştir. Hislerini kalbine gömmeyi seçer. Günler birbirini izler. Artan saray dedikodularının gölgesinde geleceğin Fransa kraliçesi ile bir hayatı olamayacağını çok iyi bilen Fersen de bağımsızlık savaşı devam eden Amerika'ya gidecek gönüllü Fransız subaylarını komuta etmek üzere Paris'ten ayrılmayı ve sevdiği kadından uzaklaşmayı seçer. Kararı sadece Antuanette'i değil Oscar'ı da derinden sarsar. 
 

Paris'in arka sokaklarında ise başka hikayeler vardır. Derin yoksulluğun pençesindeki ülke insanından üç profil Rosalie, Jeanne ve anneleri  sefaletin eşiğindeyken artık kraliçe olan Antuanette sadece iyi niyetini sömüren  dalkavuk saray soylularına değil Polignac ailesi ve daha nicesine  zenginlik sunmaktadır. Ayrıca yıllar sonra patlak verecek olan devrimin önderi simalar fikirlerini canlandırmaya başlamıştır. Oscar gibi ülkede bazı şeylerin yolunda gitmediğini fark eden ender soylular da vardır. Maskeli bir soyguncunun zenginleri hedef alan saldırılarını araştırdığı dönem arkasında güçlü simaların rol aldığı tehlikeli bir oyunun içine çekilir ve bu hengamede kendisini korumak isteyen Andre bir gözünü kaybeder.
 

Fransa'da değişim rüzgarının ufak ufak kendini belli ettiği sıralar aradan geçen yedi yılın ardından Fersen Paris'e döner...O sırada Oscar'ın görülmeye değer gizlemediği sevincini izleyen bir başka göz, hislerini tıpkı sevdiği kadın gibi uzun yıllardır içinde saklı tutan Andre'dir. Oscar Fersen'i evinde ağırlar. Geçen zamanın Fersen'in duygularını değiştirmediğini anlayamaz ya da anlamak istemez. İlk kez kendini bir kadın gibi hissetmektedir. Kimliğini gizleyerek katıldığı baloda zerafet abidesi göz alıcı bir hanımefendi elbisesi giyer. Tüm gözler o gece ilk kez aralarına katılan etkileyici kadını izlerken Fersen'in dans teklfini kabul eder. Adam onu tanımaz ama kendisini "değer verdiği arkadaşı" Oscar'a benzettiğine dair cümleler kullanır. En nihayetinde yaşadıkları anlık yakınlaşma sonrası tanır gibi olunca genç kadın kaçarak baloyu terk eder...
 

Editör Yorumu:
 
Karşılıksız aşkların gölgesinde mutlu olabilen tek çift sanırım Kraliçe Antuanette ve Fersen. Tabii o da göreceli. Ne de olsa ilişkilerini gizli tutmak gibi bir zorunlulukla karşı karşıyadırlar. Özellikle Oscar'ın Fersen'e aşını itiraf etmek zorunda kaldığı sahneler ve geri planda  Andre'nin çektiği acı görülmeye değerdir. Tabii O'nun da aşkını itiraf ettiği bölüm fazlasıyla sarsıcıdır.  Yapım yılı düşünülecek olursa dönemine göre hele de Türkiye'de bazı sahneler izleyenleri hayli şaşırtan cinstendi:) Seri sadece konu örgüsü için bile izlenmeye değer. Ancak 79 yılından. Eskiliğinde günümüz animelerinin kalitesini ararsanız düş kırıklığına uğrayabilirsiniz.
 

Son olarak Lady Oscar'ın müziklerine değinmem gerekirse, kesinlikle iyi iş çıkarılmış. Açılış ve kapanış müzikleri gayet güzel. Arka fon müzikleri de. Ancak özellikle tüm müzikleri içeren bir albüme denk gelmedim ne yazık ki.


NOTLAR:

Serinin "Versailles no Bara: Seimei Aru Kagiri Aishite" adı ile sadece Japonya'da yayınlanmış bir sinema filmi versiyonu vardır.
 
 
  Rose of Versailles / Versayın Gülü Anime Filmi (2025 / Nisan - Bahar Dönemi)
 
Uzun yıllar önce Lady Oscar'ın bir anime sinema versiyonu olacak diye duymuştum. Bazı kült yapımlarda görülen ve seriden alınan sahnelerin teknolojik anlamda yenilenerek sinamalaştırması gibi bir şeydi sanırım. Ama hiçbir yerde denk gelmedim. Sanırım yapılmadı ve yayınlanmadı. Neden yapılmadığını anlayabilmiş değilim.
 

Ehh anime böylesine eski iken ve şimdilerde moda olmuşken zaman zaman bu seriye bir remake gelir mi derdim (Tabii Sailor Moon gibi bir düş kırıklığı yaşatır mı vs devam ederdi o düşünce). Sonra birileri bunu projeye dönüştürdü. Haberler İnternete düştü. Açıkçası MAPPA'nın elinden çıkan ve yayın tarihi 2025 yılının Nisan ayı olarak duyurulan yeni Rose Of Versailles / Versay'ın Gülü anime filmine ait fragmanını görene kadar da doğruluğuna inandım diyemem. Malum bilgi kirliliğinden bol bir şey yok bu evrende. 

 
En nihayetinde nisan ayının sonunda film nete düştü. Hatta Türkçe olarak çevrildi de. (Çevirenlerin emeğine sağlık) İşleniş şekli müzikal ve orijinal hikayenin yaklaşık iki saatlik bir filme sıkıştırıldığı düşünülürse yapımı ne bekledim ne buldum cinsinden bir hisle bitirdim. Aklımdan geçense "bir film yerine dizi olabilirmiş"ti. 
 

Editör Yorumu:
 
- Görmek isteyeceğim birçok konu müzikler eşliğinde ufak bölümlere yerleştirilmiş ki bu tam bir hayal kırıklığıydı.
 
- Sanıyorum aynı zamanda Manga'ya bağlı kalınarak yapılan bir uyarlama. Andre'nin gözünü kaybetme olayı farklı işlenmiş. (Manga'yı okumadım. Elimde İngilizcesi var ama çizerin çizimini sevmediği için hep öteledim.)

Fragman için  Tıklayınız.


13 Ağustos 2020 Perşembe

X 1999 (Movie) (1996) ve X (2001) (TV Serisi) Remake

Editörden Giriş: Eğer Clamp yapım şirketine aşinaysanız ve karakter tasarımlarındaki Bishounen tarzını da biliyorsanız benim gibi tüm diğer işlerinin de peşine düşersiniz. Bir kesimin bu filmi ve tv serisini kılıçların doğma şeklinden başlayarak saçma bulduğuna dair yorumlara denk geldim. Bence onlar 2010 sonrası animelerin daha saçma olduğunu herhalde farkında değiller. Dahası neredeyse her dönemden serilere göz atmış biri olarak 80’ leri, 90’ları ve bi miktarda 2000’lerin ilk yarısını animenin altın çağı olarak kabul edenlerdenim. Evet 90’lar aynı zamanda bolca abuk subuk ova ve sinema filmini de içinde barındırıyor. Yine ne yazık ki +18’lik yapımlarda bu dönemde patlamıştır. Ama şu günlerde ortaya konan işler kesinlikle eskileri mumla aratıyor diyebilirim. Eğer şanslıysam eskilerden yeniden çevrim işler çıkıyor ve ufak dönüşler yapabiliyorum.

Öncelikle bu nasıl bir anime adı demeyin. Adı bu 😁. Yapım 90’larda Clamp elinden çıkma bir sinema filmi ile serüvenine başladı. 2002’de ise 24 bölümlük bir tv serisi ve bir de ova ile karşımıza remake (yeniden yapım) olarak geldi. Gelelim konuya: Kamui Shiro 6 yıl önce ansızın terk ettiği Tokyo’ya geri döndüğünde pençesine düştüğü kaderi de onu izler. Sahip olduğu güçler için bir seçim yapması gerekecektir. Ya Cennetin Ejderhası ya da Dünya’nın Ejderhası olarak dünyayı yıkıma götürecek ya da onu kurtaracaktır. Ancak bu tercihi değer verdiği iki insanı yaratacağı tehlikenin dışında tutarak yapması mümkün müdür? Ne yazık ki Çocukluk arkadaşı Fuuma ve onun bir içim su kız kardeşi Kotori de aynı kader çemberine dahildir. İki grubun savaşında kayıplar kaçınılmazdır.


Editörden Notlar: 

- Tv serisi bir remake olsa da Sinema ile birlikte alternatif iki sona sahiptirler. İzleyecekler olanlar lütfen Youtube Musik videolarından uzak dursunlar. Bu seri ve film spoiler ile harcanmayacak kadar harikadır.

- X 1999 Sinemasının kapanış şarkısı "Forever Love" şarkısı muhteşemdir.

- Tv serisinin arka fon müziklerinden "Sadame" anime müzikleri arasında başyapıt diyebileceklerimden biridir. 


14 Ağustos 2018 Salı

Ranma ½ (1989)


 
Animenin Adı :Ranma_½ 
Yayın Tarihi: 1989-2008
Bölüm Sayısı: 166 (7 Sezon) (1989-2002)
Oav Bölüm: 6+6
Özel Bölüm: 2+3+1
Sinema : 3 Tane
 

Nedendir bilmem izlediğim dönem oldukça sevdiğim (Ancak bölümler ilerledikçe aynı şekilde hissetmediğim) bu seriye dair kaliteli bir versiyonunu  nette tesadüfen bulana dek burada bir şeyler yazmak aklıma gelmemiş. Rumiko Takahashi'nin aynı adlı mangasından uyarlanan hikaye 7 sezonla göz dolduruyor. Ayrıca Oav ve sinemaları da var. Manga ve anime yayınlandığı dönem geniş bir izleyici ve okuyucu kitlesi edinmiş.


Konu iki aile etrafında şekillenmeye başlıyor. İlki Tendo ailesi. Tendo Akane babasının dövüş okulunu miras almaya kararlı dövüş sanatlarıyla ilgilenen erkek gibi bir kızdır. Ancak, babası mirasını bir erkeğin alması gerektiğine inanmaktadır. Zaten bu kişiyi de çoktan seçmiştir: Akane'nin müstakbel eşi Sautome Ranma. Aile kararı ile olası bir evliliğe evet demeyecek kadar çetin ceviz olan kızımız her daim Ranma'ya kök söktürür. Akane'nin annesinden kalma kolyesi bu işin anahtarıdır.

Sautome Ranma aile arası kararlaştırılan evlilik hakkında ne düşündüğü gizemini korurken babası ile olağan dövüş sanatları eğitimi için diyar diyar gezmektedir. Kazara düştüğü pınar onun kıza dönüşmesine neden olur. Bu durumun her suya dönüştüğünde tekrarladığını fark edince çaresiz kendisini normal bir adama dönüştürecek "saklı pınarı" aramaya koyulur.
 
 
Editör Yorumu:

Hikaye görüldüğü üzere çok uzun ve ne yazık ki manga artisti tarafından nedendir bilmiyorum ama tam bir sonuç olmadan yarım bırakılmış. Yani 38 Cilt yazıp (1987-1996) adamakıllı bir son hazırlamamak nedir? Klişe olmasın mı demiş? Kusura bakmasın!!! Hangi akılla bu yönde bir iş yapmış anlayabilmiş de değilim. Halbuki özellikle gerek manga gerekse anime yapıldığı dönem zevkle takip edilmekteydi. Kendisi bir diğer sevdiğim yapım İnuyasha'nın da yazarıdır. Zaten dikkat edilirse tarz olarak anımsatır.
 
Ranma_½ bana göre "beğenilince" suyu çıkarılan türe iyi bir örnektir. Konu ortaya çıkan bir sürü tuhaf ve sinir bozucu karakter arasında boğucu ve sıkıcı bir hale geldi. Bölümler ilerledikçe bir şekilde beni saramadı nedense. Şimdiye kadar kaç kez sonuna kadar izlemeyi denediysem de başarılı olamadım. (ki izlediğim şeyleri yarım bırakmam, sevmem de.)  


Editörden Ek Bilgi: 
 
* 2024 yılında Ranma ½'ya bir remake yapıldı ve popüler bir dijital platformda yayınlanmaya başladı
 
Açılış Şarkıları:


#1: "じゃじゃ馬にさせないで" (Jaja Uma ni Sasenai de) by Etsuko Nishio (eps 1-18)
#2: "Little Date" (リトル★デイト) by Ribbon (eps 25-31)
#3: "思い出がいっぱい (Omoide ga Ippai)" by CoCo (eps 42-63)
#4: "絶対! Part 2 (Zettai! Part 2)" by Yoshie Hayasaka (eps 64-87)
#5: "地球オーケストラ (Chikyū Orchestra)" by KUSUKUSU (eps 88-117)
#6: "もう泣かないで (Mō Nakanaide)" by Azusa Senou (eps 118-135)
#7: "ラヴ・シーカー CAN'T STOP IT (Love Seeker CAN'T STOP IT)" by VisioN (eps 136-161)
 
 
Kapanış Şarkıları:
 
#1: "プラトニックつらぬいて (Platonic Tsuranuite)" by Kaori Sakagami (eps 1-13)
#2: "EQUAL ロマンス (Equal Romance)" by CoCo (eps 14-18)
#3: "ド・ン・マ・イ来々少年〜Don't mind lay-lay Boy〜" by Etsuko Nishio (eps 19-30)
#4: "乱馬ダ☆RANMA (Lambada☆RANMA)" by The Ranma 1/2 Operatic Troupe (eps 42-56)
#5: "プレゼント (Present)" by Tokyo Shounen (eps 57-72)
#6: "フレンズ (Friends)" by YAWMIN (eps 73-87)
#7: "ひなげし(Hinageshi)" by Michiyo Nakajima (eps 88-117)
#8: "POSITIVE" by Miho Morikawa (eps 118-135)
#9: "虹と太陽の丘 (Niji to Taiyō no Oka)" by Piyo Piyo (eps 136-161) 
 
 
Insert song:

"Little☆Date" (リトル☆デイト) by Megumi Hayashibara & Noriko Hidaka & Rei Sakuma (ep 43)

Kaynak:Tıklayınız
 
 

25 Ağustos 2014 Pazartesi

Sailor Moon (1992) VS Sailor Moon Crystal (ONA) (2014)

 
Önce söylenti sandık. Sonrasında bir de baktık ki Sailor Moon yeniden ekrana taşınıyor haberleri resmiyet kazanmış. Şahsen bunu ilk kez duyduğumda bir yeniden çevirim değil de devam serisi beklediğimi ve bu nedenle biraz hayal kırıklığına uğradığımı itiraf etmem gerek. 200 bölümden sonra bir devam serisi kimilerine göre iyice katlanılmaz olabilirdi tabii o ayrı. Özellikle ana seride harcanan ve aceleye getirilmiş izlenimi veren  kimi özentisiz bölümleri düşününce bir re-make yapım kulağa hoş geliyordu. Peki bu yeniden çevirim seri bizi memnun edebildi mi? Kendi açımdan değerlendirecek olursam, kesinlikle hayır. Çizimler beklentileri karşılayacak nitelikten yoksun. (Neden bir La Cordo Oro Prrima Passo tarzı denenmemiş ki?) 




Bir de özellikle savaşçı dönüşümlerindeki CGI görselliğinden hoşlanmadım. Seri ekranda boy göstermeye başlayalı çok olmamasına rağman hayran kitlesinin hoşnutsuzluktan yana yorumlar sel gibi yağmaya başlamış durumda. Bir başka eksiklik seslendirme kadrosu. Sanki yakışmamış gibi geldi. Ondan da öte keşke eski serideki ana karakterin sesi yer almasaydı bu kadroda. Belki de çok şey ummamak gerekiyor. Bu nedenle aradığımızı çoğu zaman bulamıyoruz. Bu arada yeni serinin olumlu yanları da yok değil. Haksızlık etmeyim. 90'larda yapılan 200 bölümlük serinin cılkı çıkarılmıştı. Değiştirilen ya da uydurulan pekçok hikaye eklenmişti. Remake bundan korunarak orijinal mangayı içeriyor. Bu açıdan daha gerçekçi. Remake seri 2 sinema ile yoluna devam etti. Onlardan biri S serisini özetlemiş. (Mamoru'nun gözüne batan ayna parçası ve sonrası hariç Chibi Usa'ya özel yapıldığı söylenen ve Nehelenia, Amazon üçlüsü, kara ay sirki vs sevmediğim Sailor Moon SS sezonu benim en sevmediğim sezondu.)

 
Gelelim  doksanların kült yapımı Shojo türündeki Sailor Moon animesine. Orijinal hikayeden bağımsız ve pekçok saçma bölümü de içeren 200 bölümü bir çırpıda özetlemek elbette pek mümkün değil. Ama kısa bir girş yapmadan da olmaz elbette.  Ancak seriyi izlemeyi düşünenler bence buradan sorasını okumasın:)

SAILOR MOON SEZON ÖZETLERİ

Sailor Moon Classic (1. Sezon)


Hikayenin ana karakteri Tsukino Usagi (Adının anlamı Ay'ın Tavşanı) fazlasıyla sulu göz ve sakar bir tiptir.  Ancak arkadaşlarına sadık,  sevecen ve dürüsttür. Bir gün anlında tuhaf bir hilal ile konuşabildiğini keşfettiği Luna tarafından efsanevi güce sahip Ay'ın Gümüş Kristalini ve onun güölerini kullanabilen kayıp ay prensesini bulmak ve dünyaya musallat olan Kraliçe Berrly ve ölümcül askerlerinin yarattığı kaosu engellemek üzere gezegen savaşçısı olarak seçildiğni öğrenir. Böylece çoğu zaman şans eseri kaçarak ya da kendisini Smokinli Şövelye olarak tanıtan gizmli kurtarıcısının yardımıyla karşısına çıkan tuhaf yaratıkları kimi zaman ay tacı kimi zamansa ay sopasını kullanarak yok etmeyi başarır. Usagi'nin prenses arayışına önce Ami Mizuno (Merkür Gezegeni Savaşçısı),  Rei Hüno (Mars Gezegeni Savaşçısı), Makato Kino (Jüpiter Gezegeni Savaşçısı) ve son olarak da Minako Ai (Venüs Gezegeni Savaşçısı) olarak katılır. Öte yandan aynı saflarda yer aldığını düşündükleri Smokinli Şövalye de Gökkuşağı kristallerinin peşindedir. Bu yüzden kendileri için gerçekte dost mu yoksa düşman mı beli değildir.
 


Zoisite ve Kunzite, Smokinli Şövelye olduğunu keşfettikleri Mamoru ile Gümüş Kristaller için pazarlık yapmayı önerirler. Geçmişin koca bir boşluktan ibaret olan Mamoru için rüyalarına giren gölge silüetin Gümüş kristali bulması yönündeki isteği kafasını iyice karştırmaktadır. Dolayısıyla yaralı halde buluşma noktasına gitmek için yola çıktığında yolu tesadüfen Usagi ile kesişir. Karanlık güçler tarafından ışınlanarak karanlık krallığın karargahına götürülürler. Bir dizi kaçış hengamesi sonrası her biri diğerinin kimliğini keşfeder. Sonrasında Zoisite'ın hain planı sonucu Mamoru ölümcül bir yara alarak bilincini kaybeder ve Usagi derin uykusundan uyanarak Ay Prensesi'ne dönüşür. Karanlık Krallık'la mücadele önce tüm gezegen savaşçılarının ay prensesini korumak uğruna birer birer ölmesi sonrasında Kraliçe Berryle'in mutlak yeniligisiyle sonuçlanır. Prenses Serenity tıpkı annesi gibi Gümüş Kristali hayatını kaybetmek pahasına kullanır. Sonrasında herkes kaybettikleri hafızalarına rağmen dünyadaki yaşamlarına geri döner.
 


Sailor Moon Romance (2. Sezon): 

İkinci sezon dış dünyadan gelen  ve hayatta kalmak için insanların enerjisine ihtiyaç duyan iki uzaylı karakter Ail ve Ann'e karşı hafızasını yeniden kazanan ve bu kez ortadan kaybolan Smokinli Şövalye yerine çölbeyi kılıklı Alaaddin'in sihirli lambasından fırlamış görünen gizemli bir başka yakışıklının peşinden koşan Usagi ve arkadaşlarının macerası ile başlar. (İkinci sezonun 60. bölümüne kadar olan bu kısmı tüm Sailor Moon sezonları içerisinde en berbat bulduğum kısımdır desem abartmış olmam. Üreticilerin tutacağı görünen bir yapımı nasıl lastik gibi çekiştiririz ve para kazanırız mantığında yaptığı, tamamen gereksiz ve dandik bir konu örgüsü ile kurgulanan bu kısmı zahmet edip izlemeyin bile.) Direkt 60. Bölümle 2. Sezona başlamak en iyisi olacaktır.
 
 
Editör Notu: R sezonunun Chibi Usa'nın gelişiyle başlayan 2. kısmı tüm Sailor Moon Serisi içinde (çizim kalitesinin berbatlığına karşın) konusu nedeniyle en sevdiğim sezondur.

Sailor Moon Romance, sezonun adına uygun olarak 60. bölüm Usagi ve Mamoru'nun bir çift olarak beraber zaman geçirdikleri güzel bir yaz günü ile başlar. Ancak gün Usagi'nin tahminlerinde çok farklı biçimde noktalanır. Önce en romantik anlarından birini yaşadıklar ve öpüştükleri sırada gökte oluşan minik pembe bir buluttan çıkan ufak bir kız tam da Usagi'nin üzerine düşer. Usagi  kendini yerde bulur. Sonrasında birde bakar ki küçük bir kız Mamoru'nun kucağında tam da az önce onun olduğu yerdedir. Fazlasıyla tehditkar tavırlar sergileyen  tuhaf yabancı, tıpkı kendisininkine benzeyen bir saç modeline sahiptir ve kendisiyle aynı adı taşımaktadır. Adının Usagi Tsukino olduğunu ilan etmesinden hemen sonra küçük kız aniden bir tabanca çıkararak ona doğrultur ve normal şartlarda kimsenin varlığını bilmediği Gümüş Kristali ister. Usagi geçiştirmeye kalkınca silahı ateşlemekten çekinmez. Neyseki oyuncaktan başka bir şey değildir. Ama yaşadıkları durum hem Usagi'yi hem de Mamoru'yu rahatsız eder. Sonrasında berbat bir ruh haliyle eve döndüğünde birde bakar ki oturma oadasında az önce kabus dolu saatler yaşamasına neden olan O küçük kız oturmaktadır. Dahası daha önce hiç görmediği aile albümünde onlarla birliktedir. Ailesinin tamamen normalmiş gibi kabullenip benimsemiş göründüğü tuhaf kızın her köşe başında bitip gümüş kristali istemesi ve karmaşa anında istenmeyen zavallı masum kız rolüne bürünmesi Usagi'yi hepten çileden çıkartır. Ancak ne kadar dil dökerse döksün ailesi anlattıklarını deli saçması olarak kabul eder ve yeni ergen davranışlar sergilediği için O'nu ayıplar.

 
Usagi durumu Hikawa tapınağında arkadaşlarıyla paylaşır ama küçük Usagi bu arada yine iş başındadır. Kızlara uyku ilacı verip bayıltır. Böylece rahatlıkla Gümüş Kristali arayabilecektir. Ancak zannettiğinin aksine Usagi çayını içmemiştir ve arkadaşlarının bayıldığını görünce bir köşede saklanır. İçeri giren küçük kızı yakaladığı gibi poposuna ardarda şamarları yapıştırırken bir taraftan da O'nu soru yağmuruna tutar. Aynı anda ağlamaya başlayan küçüğün anlında hilal belirir. Usagi geride durduğu için çıkan enerjiyi fark etse de işareti görmez... Ancak gün geçtike işler tuhaflaşır. Belli belirsiz hayallerde Usagi'yi tehlike içinde gören Mamoru bunun nedenini çözünceye kadar ondan uzak durmaya karar verir ve ayrılmaya kararını açıklayarak Usagi'yi derin bir kedere sürükler. Chibi Usa ise halen koca bir bilmecedir. Kim olduğu sırrını korumaktadır. Yine de zaman geçtikçe küçüğün varlığını kabul eder. Yeni düşmanlar kimliklerini açık etmekten çekinmez. Rubeus önderliğindeki Nemesis'ten gelen Kara Ay'ın dört kız kardeşinin Chibi Usa'yı avlamak konusunda gösterdikleri belirgin ısrarın altında yatan asıl gerçek küçük kızın gelecekten geldiğidir. Küçüğü ortadan kaldırarak var olan bir geleceği yok etmek amacındadırlar. Bu arada Chibi Usa annesinin bu kötü insanlarca tutsak edildiğini anlatır ve gözyaşları içinde Sailor Moon'dan yardım ister. Gezegen Savaşçıları, Usagi, Mamoru ve Chibi Usa geleceğe yaptıkları yolculukta yolları, özellikle Usagi ve Mamoru'ta belirgin bir saygı gösteren, zaman kapısının bekçisi ve uzay-zamanın koruyucusu Pluton Savaşçısı'yla kesişir. Kapıdan ayrılması yasaklanan zamanın koruyucusu Pluto onları gidecekleri yol konusunda bilgilendirir.
 
Buz kütlelerinin arasına sıkışmış, donmuş bir evren halindeki 30. yüzyıl herkesi şok eder. Evine dönen Chibi Usa ise anlaşılmayan bir nedenle çekingen ve ürkektir. Bir anlık karmaşada arasında gruptan ayrılır. Diğerleri O'nu izlemek için henüz harekete geçmiştir ki tehdit algısıyla duraksarlar ve görürler ki sislerin arasından süzülerek yaklaşan yabancı Smokinli Şövalye'nin birebir kopyasıdır. Mamoru öne cıkıp saldırınca geleceğe ait olan ve kendini Gümüş Bin Yılı'ın kralı olarak tanıtan kişi Mamoru'nun sadece bir ilüzyonundan ibarettir. Chibi Usa hakkındaki endişelerini küçüğün güvende olduğunu belirterek giderir ve kendisini izlemelerini ister. Krallığın merkezinde bilinçsiz bir şekilde yatan eşini Gümüş Bin Yılın kraliçesi Serenity'i tanıttığında ise herkes bu kişinin Usagi'nin gelecekteki hali olduğunu anlar. Son olarak kral, O ve eşinin biricik kızları Küçük Hanımı tanıtır. (Bu arada yerde açılan bir tabakada bilinçsiz halde yatan Chibi Usa görünür.) Usagi ve Mamoru, diğerlerinin pazılı birleştiren düşüncelerini sesli biçimde dile getirip Rei'nin hangi arada bunu yaptınız sorusu sonrası:) pancara dönen bir yüzle ufaklığın gelecekteki birlikteliklerinden doğan kızları olduğunu anlayıverir.

 
Bu sırada gelişlerinden beri grubu izlemeye alan Kara ay Prensi Diamond ise en başından itibaren sadece bir kişiye odaklanmış haldedir. Tutkuyla sahip olmayı dilediği geleceğin kraliçesi Ay Savaşçısı/Sailor Moon. İlüzyon halindki Endemiyon'un iletişim odasındaki bilgilendirmesini bölerek Usagi'yi hipnotize eder ve kendisiyle birlikte götürür. u süreçte bilincini kaybeden Usagi üzerine uyandığında kendini farklı kıyafetler giydidirlmiş halde bulur. Diamon'un ziyareti de gecikmez. Anlında beliren üçüncü bir gözle hareketsiz kıldığı kızı zor kullanarak öpmek üzere iken Smokinli Şövalye'nin gülü hem gücünü keser hem de Usagi'yi onun etkisinden koparır. Uzayan bastonu yardımıyla yukarı çektikten sonra geldiği gibi giderler. (Nasıl geldiğini söylemeyeceğim. Çünkü çok aptalcaydı!) İkili Kristal Saray'a döndüklerinde Chibi Usa'da uyanmıştır. Ama garip biçimde gruba sokulmaz. Kral Endemiyon olayların nasıl başladığını anlatır. Gümüş Kristal aniden ortadan kaybolmuş ardından da Nemesis'den gelen Kara Ay mensubu dünya sürgünleri saldırıya geçmiştir. Usagi, Chibi Usa'nın endişesini ve çekingenliğini annesinin halini görmesine bağlayıp işe koyulur. Kendine bulunan Gümüş Kristali kullanıp Kraliçeyi uyandırmayı dener ama umduklarının aksine ama başarılı olamaz. Chibi Usa ümitsizliğe kapılıp odayı terk eder. Bir köşede ağlarken düşmanın en tehlikelisi, Phantom 8 kıza sokulur ve kalbindeki korkuları su yüzüne çıkarır. Gerçekte annesi gibi güçlü bir hanımefendi olmak için haddinden fazla aceleci davranan küçük kız sadece bir süre için bakmak üzere gümüş kristali bulunduğu yerden almışken saldırı gerçekleşmiş, annesi de bu esnada kendisini ve koruma kalkanından mahrum kalan ülkeyi koruyamamıştır. Phantom 8, bir yandan ailesi ve gezegen savaşçılarına dair yavaş yavaş ufaklığın kalbine şüphe tohumları ekerken diğer taraftan da aklına da gerçek dışı görüntüler koymaya başlar. Sonrasında da kaçırır. Diğerleri durumu farkına vardıklarında ise küçük kız için artık çok geçtir.
 
Kaleye döndüklerinde Chibi Usa'nın kayboluşu fark edilir. Daha bunun şokunu atlatamamışlardır ki. yeni bir düşman ortaya çıkar. Çok geçmeden keşfederler ki bu kişi kara ayın etksi ile bedeni ve ruhu ele geçirilen Chibi Usa'dan başkası değildir. Karanlık Hanıma dönüşen küçük kız Phantom 8'ın düşüncelerine gönderdiği ihmal edilmişlik, yalnız bırakılmış anılarıyla beyni yıkanmış halde onlara savaş açar. Gezegen Savaşçıları ile Usagi ve Mamoru hem geleceklerini korumak hem de Chibi Usa'yı geri getierebilmek için kendi zamanlarına dönerler. Phantom 8'in karanlık amaçları için birer maşa olduklarını farkına varan Saphhire ve Diamond hayatlarını kaybeder ama Sailor Mooon Nemesis'teki insanlar için onlara söz verir. Chibi Usa gerçekleri görebildiğinde anıları geri gelir ve düşmanı alt etmek için annesinin bedenine bürünen Usagi'ye yardım eder. Yeni ay Savaşçısı / Küçük Hanım Serenity'e dönüşür. İki kristalin gücü Phantom 8'i karanlığa gönderir. Chibi Usa geleceğe gitmek için hazırdır. Gezegen Savaşçıları'na ve Usagi ile Mamoru'ya veda eder. (Ayrılırken Usagi'ye anne der:)

 

Sailor Moon S Sezonu: 

Bir diğer izlenmeye değer sezon olarak kabul ettiğim Sailor Moon S güneş sisteminde Uranüs ve Neptün'de var? Niye onlara dair konu yok mu sorusuna yanıt bulduğumuz sezondur. Gezegen savaşçıları "Saf Kalpleri" avlamayı amaçlayan yeni düşmanlara karşı mücadele etmek üzere bir kez daha iş başındadır. Ancak hem onlar hemde savaşçı dönüşümlerinde sorun yaşayan Usagi kendi saf kalplerinden çıkan kristallerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar. Bu arada gölgeler içinde beliren iki gizemli kişilik kendi arayışlarını sürdürmekte ve kalp kristallerini bir amaç için incelemekte ama ardıkları olmadığını fark edince bırakarak ortadan kaybolmaktadır. 
 
Kızlar gündelik yaşamda ergen modda hayatlarına devam ederken yakın çevrelerine dahil olan Haruka'ya tutuluverir. Ancak giyim tarzının yarattığı yanlış algının aksine kız olduğunu fark edince hayal kırıklığı yaşarlarlar. Zaten Haruka'nın gözü bariz biçimde her daim yanındaki Michiru'dan başkasını görmez. (Maalesef LGBT türü bir ilişki söz konusudur.) Bu arada yeni düşmanlara karşı yolları eninde sonunda kesişen ve kendilerini Uranüs ve Neptün Savaşçısı olarak ifşa eden iki gizemli kız sandıklarının aksine pek de dostane tavırlar içinde değildirler. Amaçları Kutsal Kupayı oluşturan 3 tılsımı bulmak ve sonrasında Yıkım Savaşçısı'nın uyanışına engel olmaktır. Karmaşanın Mars'ı kapsadığı bir gün 30.yydan normal bir hayata uyum sağlaması ve savaşçı olabilmesi için geri gönderilen Chibi Usa yeniden ortaya çıkar. Bir süre sonra Hotaru isimli bir kızla tanışır  ve arkadaş olur. Sağlık sorunlarıyla boğuşan ve kendini açık etmeyen Profesör Souichi Tomoe'nin tek çocuğudur. Ziyaret için gittikleri evde öldü sandığı Kaolinite tarafından karşılandıkları o an Usagi üzerinde adeta soğuk duş etkisi yaratır.
 
Uranüs ve Neptün Kutsal Kase arayışında yolun sona geldiklerinde bu dünyada Setsuna Meiou adı ile fizik öğrencisi kimliğiyle yaşayan Pluto savaşçısı ortaya çıkar ve onları mutlak bir yok oluşun eşiğinden döndürür. Kaseye dokunmayı ve ona sahip olmayı başaran Usagi ise savaşçı değişimini bir üst sevieyeye taşır. Hotaru'nun karanlık yüzü Saturn işaretinin anlında çıkmasıyla kendini belli eder ve Uranüs ile Naptün o dakikadan itibaren aradıkları Yıkım Savaşçısı'nı yok etmek üzere harekete geçerler. Çabaları önce kızın önüne atlayan Chibi Usa ve onların her ikisini uzaklaştıran Usagi tarafından engellenir. Böylece bir kez daha tarafların amaçları çatışır. Profesör Souichi Tomoe kızını kurtarmak için deneylerini sürdürmektedir. Nihayetinde Hotaru benliğini yitirir. Chibi Usa'nın kalp kristalini alarak ve Mistress 9'un bedeninde hayat bulur. Bu noktada korkulan olmuş Michiru ve Haruka'nın söylediği gibi dünyanın sonunu getirecek bir kişiliğe bürünmüştür. Ancak içinde bir yerlerde bedenine sahip olduğu Hotaru'nun bir şekilde hayatta kalıp varlığını koruduğunu ve ona karşı direndiğini hissetmektedir. Kutsal Kaseyi Hotaru'ya sunan Usagi fark eder ki insani davranışı hiç bir işe yaramamış, Chibi Usa'yı kaybetme riskiyle karşı karşıya kalmıştır. Her şey sona erecekken Hataru içten içe Mistress 9'a karşı verdiği savaşı kazanır ve Saturn Savaşçısı olarak ortaya çıkar. Asıl düşman Firavun 90'ı yok etmek için harekete geçer. Kase olmaksızın dönüşümü gerçekleştiren Usagi yıkımı durdurmak için O'nu izler. Kötülük geride kalırken Hotaru bir bebek olarak Ay Svaşçısı'nın kollarında yeniden dünyaya gelir. Usagi o anlarda kendinde değildir. Michiru ve Haruka bebeği alıp uzaklaşırlar.
 
Uyarı: Bu sezon Michiru ve Haruka arasındaki (Lgbt niteliğindeki) arkadaşlıktan farkı boyuttaki ilişki ülkemiz de dahil pekçok ülkede sansürlenerek yayınlanmıştır. (Ben de tam da bu nedenle çizgi filmler çocuklar çocuklar içindir anlayışının artık geçerliliğini yitirdiğini ve özellikle animelerin çocuklar için tehlikleli sayılabilecek mesajlar içerdiğini düşünenlerdenim.)
 


Devam Edecek...