World Masterpiece Theater etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
World Masterpiece Theater etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2025 Pazar

Daddy Long Legs (1991)

Orijinal Adı: Watashi no Ashinaga Ojisan / 私のあしながおじさん 

İngilizce:  Daddy Long Legs /

Türkçe:  Judy ve Uzun Bacak (TRT 1) 

İlk Yayın Yılı (Japonya): 1990

Tür: TV Serisi  

Bölüm Sayısı : 40 

Orijinal Hikaye : Jean Webster / Edebiyat Uyarlaması (1912)

Tür:  Okul, Gündelik Yaşam, Romantizm
 

Ülkemizde 90'larda yayınlan ve sadece TRT ile izleme imkanı bulduğumuz seri benim çocukluk hatıralarımda yer almıyor. Eskiden beri animelerde estetik tarz seçimlerimde belirleyici olmuşken ve karakterler de cazip ve güzel değilken belki de bu yapımı tam da bu nedenle beğenmemiş olabilirim:) Cidden 90'lardan bir anime olmasına rağmen neden böyle berbat bir tasarımla heba edilmiş anlamak zor!!! (Dönem hikayelerini severim. Ama henüz şu zaman periodunu şöyle şık ve zarif çizgilerle anlatan bir stüdyo çıkmadı nedense!!!!) 

1910'lu yılların New York'unda geçen hikayenin baş kahramanı 16-17 yaşlarındaki Judy Abbot kar yağışı altında henüz bebekken terk edilip yetimhane kapısına bırakılır. Soyadı telefon rehberindeki ilk harf listesinden adı ise mekanın arka tarafında yer alan mezarlıktaki taşlardan birinden alıntıdır. Her gün ağlayan ve türlü sorunlar çıkaran ufaklıklarla ilgilenen yaşça büyük çocuklardandır. Değerlendirme ve denetim günü liseye gönderilmek üzere seçilme ihtimali olan dört kişiden biri olacağını öğrendiğinde sonunda ayrılma şansı bulabileceği için sevinçten adeta havalara uçar. Sonraki gün hazırlık sürecinde rekora düzeyde türlü sakarlıklığa imza atıp tüm şansını yok etiğini düşünse de nihayetinde kabul edilen kişidir. New York'da saygın ve varlıklı kimselerin kabul edildiği Lincoln Memorial Lisesinde okurken eğitim masrafları John Smith adında biri tarafından karşılanacaktır. Judy avukatını gönderen ve ilk gece düzenlenen tanışma balosu için ihtiyaç duyduğu elbiseyi de içeren dolu bir valiz de hediye eden adama kendisinden düzenli şekilde beklediği üzere aylık mektuplar yazarken sadece gölgesinden görebildiği ve ışığın yansıttığı haliyle uzayan bacakları yüzünden "Uzun Bacaklı Babam" diye hitap eder.


Okulda başarılıdır. İki oda arkadaşından biri zengin ve köklü Pendelton ailesinin burnu havada kızı Julia'dır. Hali ve tavırları asaletten uzakken şartlar onu yetimhaneden geldiği gerçeğini gizlemeye iter ve bir dizi yalan söylemek zorunda kalır. Elbette Julia'da rahatsızlık duyduğu kızla okuldan önce tanıştıkları günü düşündüğünde ailesi hakkında araştırma yapmaya çalışır. Judy vasisi amcasından gelen beş altın sayesinde odasını ailesi tarafından gönderilmiş "göstermelik" yılbaşı hediyeleriyle doldurur ve şimdilik sırrını korumayı başarır. Günler sonra bu kez Julia dersleri yüzünden kendisini ziyarete gelecek amcasını karşılamasını ister. Judy reddetmeye çalışsa da eninde sonunda kendini okul girişinde beklemekten alıkoyamaz. 27 yaşındaki Jervis Pendleton III yeğeninin aksine düşünceli ve centilmen bir genç adamdır. Bir dizi yanlış anlaşılma sonucu kızın odasında saklanmak zorunda kaldıklarında ve delikanlının bakışları duvarda astığı  uzun - bacak çizimine takılır. Hafifçe gülümser.
 
 
Skandal oluşabilecek durumu makul biçimde Müdire Solan'a açıklarlar. Zaten ileri yaşına karşın evlenmemeyi seçmiş görünen kadın zenginliği dillere destan bu centilmen aile üyesinin itibarını korumaya dünden gönüllüdür. Nihayet kendilerini akladıktan sonra Judy Jarvis tarafından öğle yemeğine davet edilir. Masada vasisinden bahsederken içten ve sevgi doludur. Genç adam da ilgiyle dinler. Yurda döndüğünde ise ona yazdığı haftalık mektubunun büyük bölümünü Jarvis'le yaşadıkları kaplar. Ertesi gün Zengin Bekar Jarvis'le nasıl zaman geçirdiğini soran sınıf arkadaşlarına cevap verirken biraz fazla aşık kız modunda gibidir. Julia durumu garipser. Hatta O'nu küçümser.
 
Dönem sonu sınavları biterken bu kez hiç de hoşuna gitmeyen bir gerçekle okulun kapanacak olmasıyla yüzleşir. Bu yetimhaneye dönmesi anlamına gelecektir. Neyse ki vasisi son dakika yaz süresini bir çiftlikte geçirebilmesi için ayarlama yapar. Judy bir yandan mekanın sahibi yaşlı çiftle hayata dair yeni deneyimler elde ederken bir yandan da tesadüfen tavan arasında keşfettiği kitaplardan yola çıkarak çocukluğunda Jarvis'in aynı mekanda zaman geçirdiğini öğrenir. İster istemez vasisi John Smith ile tanışıklığı ihtimali aklına takılır ve endişe duymasına yol açar. Sonuçta Julia'nın varlığı ortadayken geçmişi konusunda Jarvis' e de yalan söylemiştir.
 

Editörden Notlar: 

Şeker Kız Candy'nin şarkılarını söyleyen Mitsuko Horie bu animede müziklerin yanı sıra baş karakterin seslendirmesini de yapmıştır. 

- Yapım, 1979 tarihli anime filminin remake'idir. 

- Daddy Long Legs anime serisi World Masterpiace Theatre'ın bir parçasıdır. 

1 Haziran 2025 Pazar

Anne of Greengables (1979) & Anne Shirley (2025) Remake Version & Konnichiwa Anne (2009)

Anime Adı: Anne of Greengables

Japonca Adı: Akage No Anne  

Türkçe Adı: Yeşil Çatılı Anne / Yeşilin Kızı Anne / Çiftlik Kızı Anne  (TRT+Özel Kanallar)

Yayın Yılı: 1979  

Bölüm Sayısı : 50

Orijinal Kitap Yazarı:  Lucy Maud Montgomery (8 Kitap)

Manga: 5 Cilt (Manga Çizeri: Yumiko Igarashi)

80'li yıllarda Trt ekranlarında ilk kez izlediğimiz Akage no Anne daha sonra çeşitli kanallarda tekrar ekrana geldiği için  pek çok kez izleme imkanı bulduğumuz bir seriydi. Hikaye Green Gables'da yaşayan Marilla ve Mathew Cuthbert kardeşlerin yetimhaneden bir oğlan çocuğu istemeleri sonrası eve gelen Anne isimli 90-10 yaşlarındaki kızın yaşamlarına dahil olması  ile gelişen olayları anlatır. Küçük yaşında yetim kalan Anne için hayat mücadelesi küçük yaşında amcası ve onun  kalabalık ailesi ile kaldığı günlerden itibaren başlamış, aile sefalet içinde her şeyini kaybedince onlardan da ayrılmak zorunda kalmıştır. Yeni yuvasında Anne'nin, en iyi arkadaşı Diana, ölümcül rakibi ama içten içe çeşitli duygular büyüttüğü Gilbert, diğer okul arkadaşları ve kasaba sakinleri ile yaşadığı olaylar günlük yaşamın akışı içerisinde yer alır. Anne, kocaman hayal gücü ve sarsılmaz iradesiyle zorlukları üstesinden gelirken öğrenmeye duyduğu açlık ileride hayatına yön vermesini sağlar.
 
Akage no Anne Manga (Çizeri: Yumiko Igarashi)

Anime  Alplerin Kızı Heidi (Heidi, Girl of the Alps) ve Marco (3000 Leagues in Search of Mother) gibi kült serilerin yönetmeni Isao Takahata ve Hayao Miyazaki'nin imzasını taşır. Anne of Greengables, özellikle 19. yy sonu ve 20.yy başında kendine biçilen ev kadını ve eş olma rolünden sıyrılan, cinsiyet ayrımının yarattığı engelleri kırma çabasındaki  kadın karakterlerin sivrildiği hikayeleri anlatan öykülerden biri olduğunu belirgin biçimde hissettirir. Bu seri her zaman bana teknolojiyle sarıldığımız, ikili ilişkilerin, arkadaşlıkların çıkar ve beklenti üzerine kurulduğu  şu zaman diliminde Anne'in sahip olduğu o doğa ile iç içe ve sadece yüz yüze iletişimle kurulan sıcak dostlukların varolduğu eski devirlerin huzurlu dinginliğinde yaşama isteği uyandırır.
 

Anime serisinin beğenilmesi beraberinde mangasının da yapılmasını sağlamış. Candy Candy. Lady Georgie gibi klasikleşmiş animelerden tanıdığımız manga çizeri Yumiko İgarashi tarafından gerçekleştirilen  çalışma Anne'in ilk üç kitabının hikayesini  5 cilde taşımış ve kanımca gayet başarılı olmuş. Son cildi geçtiğimiz aylarda Türkçeye çevirdim. Ancak henüz PDF ye dönüştürüp nete atacak fırsatım olmadı. Neden geriden gittim derseniz herkes zaten ilk iki cildin hikayesini animeden biliyorduk.

 
 
 
 Konnichiwa Anne / Before The Greengables
 

Prequel Side Story / Konu Öncesi Yan Hikaye: Before The Greengables

Japonca Adı: Konnichiwa Anne / こんにちは アン

Yayın Yılı: 2009 / Yapım: Nippon Animation

Bölüm Sayısı: 39

Orijinal Kitap Yazarı:  Budge Wilson 

Anime 2009'da ekranlara taşınan en yeni öyküsü Konnichiwa Anne: Before The Greengables serisinde Anne Shirley'nin Greengables'a gelmeden bir süre yanında kaldığı amcası, yengesi ve çocukları ile yaşadığı dönemi anlatır. Hikayenin kaynağı olan kitabın yazarı ise farklıdır. Gaiden olarak niteleyebileceğimiz yapım yan bir anime serisi halinde takipçilerini fazlasıyla mutlu etse de benim gibi hikayenin devamını bekleyen hevesli severleri tatmin etmemişti. 
 
Anne Shirley (2025) - Remake Anime Serisi
 

Remake Versiyon Anime Adı: Anne Shirley 

Yayın Yılı: 2025 / Yayın Kanalı: NHK TV

Bölüm Sayısı: 24 

 Manga Serisi (2025): Çizer: Akane Hoshikubo (Çıkacak)

 
Uzun süre devam serisi bekleyen biriydim. (Dijital platform dizisinin sağladığı popülerite bu umudumu yeşertmişti ama Nippon Animation kendisine bu yönde atılan maillere World Masterpiece Theatre kapsamında son yıllarda yapılan serilerin beklenen ilgiyi görmeyişi ve zarar ettirmesi nedeniyle Anne’in hikayesinin devamına da yeşil ışık yakılmadığı yönünde yanıt vermişti. Nihayet bir Remake haberi alınca ne denli keyiflendim tahmin edebilirsiniz:)
 
 
 
EK: Serinin çok renkli olmasını pek sevmedim ama sonunda birebir kitaplardan uyarlama bir anime izleyebileceğiz. Umarım mümkün olduğu kadar çok cildi görme şansı buluruz. Yeni yapımdan 13 bölüm ilk anime serisindeki 50 bölümü kapsadı. (Şaşırtıcı öyle değil mi?) Nihayet bundan sonrası anlatılmayan hikayeyi görebileceğiz demektir! (Çünkü bu yeni seri şimdilik 24 bölüm şeklinde hazırlandı.) İkizlerin gelişi ya da özellikle Anne ve Gibert'ın Redmon Üniversitesi'ne gittiği süreci anlatan kitabı izleme şansımız olacak. Dizinin bu konu sonrası final yapacağını tahmin ediyorum. 

 
Esitör Yorumu: Serinin 15'i bölümünü geride bırakırken 18 yaşındaki Anne'in sesi hala 12 yaşında gibi çıkıyor. Hiç hoş değil. Pardon! Yapım sütudyosu uyur mu acaba? 
 
Film ve Dizi Uyarlamaları
 
Anne'in hikayesi üzerinden geçen zamana karşın halen okucularının ilgiyle takip ettiği uzun soluklu bir kitap serisinin de kaynağını oluşturuyor. Kaleme aldığı ve ilki 1908'de yayınlanan kitabının başarısının ardından Kanadalı yazar  Lucy Maud Montgomery hikayeyi yazmayı sürdürmüş. Böylece Anne'in orta yaşlarına değin ki yaşamını anlatan kitaplar basılmaya devam etmiş. Ben bunlardan ilk üçünü uzun süre önce İngilizce olarak okuyabilme imkanı bulmuştum. 
 
Yeşilin Kızı Anne'e dair ilk filmler 1940'lı yılların son çeyreği ile 1950'li yıllara ait. Kanada yapımı televizyon serisini birkaç yıl önce özel bir kanalda takip etmiştim. (Herhalde kanal, 3 sezon ama her biri  2 ya da 3 bölümden oluşan uyarlamayı kendince bölüp yayınlamıştı. Çünkü bir kaç hafta izlediğimi hatırlıyorum.) Sonrasında netten devam niteliğinde çekilmiş sinemaları da edinip izlemiştim. Bence televizyon dizisi ya da beyaz perde türünde en iyi uyarlama da buydu.
 

2018 den itibaren  Anne With E adı ile internet tabanlı paralı bir platformda yeni versiyonla  3 sezon yayınlanarak yeniden hayatımıza girdi. Hatırı sayılı bir beğeni elde edip sağlam bir izleyici kitlesi edindi. Ancak birçok beğeni yazısının aksine ben bu yeni çevirim NETFLIX dizi versiyonu sevmedim. Özellikle şimdilerde normalleştirme çabalarının odağındaki Lgbt'ye dair öğeleri sokmak için karakterlere olmayan şeyler eklemeleri ve asıl hikayeye sadık kalmayışları sonrası bu uyarlama benim açımdan çöpten öteye gidemedi. Değiştirilen şeylerden hoşlanmıyorum ve uyarlamada orijinal hikayeden bağımsız bir sürü saçma, uyduruk konu var. 
 
Anne With E (2018) & Anne Of Greengables - Kanada Uyarlama (1980'ler)  
 
Tek olumlu etkisi kitaplarının 8'li, 4'lü setler halinde tamamen basılmasıydı ki bu da bu sürecin en büyük artısı oldu diyebilirim. Popülerite kitapları dilimize kazandırdığı için mutluyum. Yoksa böyle bir ihtimal yoktu. Saçma ve kısaltılan versiyonlardan öteye gidemiyor bizdeki basımlar maalesef. Neymiş efendim, çocuklar uzun kitap sevmiyormuş!!! Bahane de bu!


 
Kitaplar                                                  Yayın Tarhi   Anne'nin Yaş Aralığı


1
Anne of Green Gables
           1908                11—16 
2.
Anne of Avonlea
           1908                16—18 
3
Anne of the Island
           1915                18—22 

Anne of Windy Poplars
Anne of Windy Willows (Other)
           1936                22—25
 
5
Anne's House of Dreams
           1917                25—27

6
Anne of Ingleside
           1939                34—40 


Bunlardan başka Anne'in kısmen yer aldığı yan konuları içeren kitaplar da mevcut. Tutunca suyu çıkarılmış sanırım. Kitaplara yönelik kaynak: Wikipedia

10 Mayıs 2024 Cuma

Little Lord (Shoukoushi Cedie) (1988)

 
Diğer Adı:  Shoukoushi Cedie

 Diğer Adı:  Little Prince Sedie 

Orijinal Adı: Little Lord Fauntleroy

Türkçe: Küçük Lord (Kitap)

Bölüm Sayısı:43

Orijinal Eser:  Frances Hodgson Burnett / Little Lord Fauntleroy (Kitap) 

Türkiyedeki Yayınlandı mı: ?


Anime, genç yaşta bir kontluğun tek varisi olduğunu öğrenen ve New York'tan İngilter'ye atalarının kalesine yerleşmek için ayrılan Cedric Errol’ün (daha çok “Ceddie” olarak anılır) hikayesini anlatır. Küçük çocuk, zamanla soğuk kalpli ve buyurgan dedesine toplumdaki diğer insanlara karşı ilgi, anlayış ve merhamet duymayı  öğretir.

Dedesi Dorincourt Kontu, çocuğu bir aristokrat gibi yetiştirmeyi amaçlar. Evliliği onaylamamıştır ancak James Errol yani ölen tek oğlunun geride bıraktığı Cedie varisi olarak yerini almalıdır. Başlangıçta biraz direnç gösterse de torunu Cedie’nin orta sınıfa mensup annesini kabul eder. Genç kadının mütevazi yaşam şeklini ve annelik sevgisini onaylarken saygı duyar


 

Notlar:

1.  Frances Hodgson Burnett'in 1886 tarihli Little Lord Fauntleroy adlı romanından 1988'de animeye uyarlanmıştır.

2.  Anime Word Masterpiece Theatre'ın bir parçasıdır.

27 Ocak 2018 Cumartesi

Little Princess Sara (1985)

 

 
7 yaşındaki Sara Creve'ın hikayesi, 1. Dünya Savaşı'na katılmak üzere kendisini zengin aile çocuklarının devam ettiği yatılı okuluna bırakan maden sahibi varlıklı babasından ayrılmasıyla başlar. Londra'daki kabul edildiği bu okul genç hanımefendiler yetiştirmektedir. Ancak orduya katıldıktan bir süre sonra tam da Sara'nın doğum gününde babasının öldüğü haberi ulaşır. Paragöz okul müdiresi Bayan Minchin, taksitleri ödenmediği bahanesiyle Sara'nın okulda derslere girmesine izin vermez ve borcunun karşılığı olarak onu hizmetçi olarak çalışmaya zorlar. Başından beri kendisini kıskanan Kötü kalpli ve kıskanç tavırlar sergileyen Lavinia ona sürekli sorun çıkarır. Hayatı peri masalından kibritçi kız hikayesine dönüşen Sarah için yoksul hayata alışmak başlangıçta hiç de kolay olmaz. Ancak iyi kalpli ve sevecendir. Babasının döneceğine dair her zaman içinde taşıdığı umut zorluklara da göğüs germesini sağlar.

Çocukken okuduğum Kemalattin Tuğcu kitaplarından mıdır neden bu tür yapımları zevkle izlerdim. Sonraları bir çoğunun kitapları olduğunu öğrendiğimde sevindiğimi hatırlıyorum. O zamanlar şimdiki gibi gibi kitaplar kırpılıp kuş haline getirilerek yayınlanmıyordu. Orijinal hali ne uzunlukta ise okuyabiliyordunuz. Şimdi çocuklar okusun diye basılan kitaplar da kitap olmaktan çıkıyor. Bu yüzden halen arada sahaf gezip eski basımları bulurum umuduyla rafları tararım

 

Notlar:

- TRT'nin tatil ekranı kuşağında yayınlanan serinin aynı zamanda 1936 tarihli ve küçük oyuncusu Sherly Temple'ın yer aldığı bir sinema filmi de vardır. 1995'te bir kez daha beyaz perdeye aktarılmıştır. Yazarı; Frances Hodgson Burnett olan Sara'nın hikayesi ilk kez St. Nicholas Magazine'nde 1888'de yayınlanmıştır. Yazarın bilinen diğer eseleri yine bir anime uyarlaması Little Lord Fauntleroy (Küçük Lord)  ve Secret Garden (Gizli Bahçe)'dir

- Shoukoujo Sara / A Little Princess Sara, "World Masterpiece Theater"ın bir parçasıdır.

13 Ekim 2015 Salı

Pollyanna (Ai Shōjo Pollyanna Monogatari)(1986)

 
Ülkemizde önce Trt ardından 90'larda Star kanalında yayınlanan Pollyanna, Eleanor H. Porter'ın dünyaca ünlü roman serisinden uyarlanan 51 bölümlük anime dizisidir. Ailesini küçük yaşta kaybeden Pollyanna yaşamak için geride kalan tek akrabası olan teyzesi Polly Harrington'ın yanına gelir. Bayan Polly ailesinin onaylamadığı fakir bir erkekle evlenen kardeşini halen affetmiş değildir. Yine de sorumluluk duygusu ağır basar ve eğer yapmazsa çevrenin de ayıplayacağını düşünerek yeğenini yanına almaya karar vermiştir. Küçük kızın iyi bir disipline ihtiyacı olduğu düşüncesindedir. En ufak bir ilgi ya da sıcaklık göstermek yerine hayli soğuk ve ilgisiz bir tavır içindedir. 
 

Durum zaten küçük kasaba sakinleri arasında hemen duyulacaktır. Meraklı bakışlar üzerlerinde olsa da teyze-yeğen aynı çatı altında akrabadan çok yabancı gibidirler. Babasının kendisine öğrettiği iyimserlik oyunu sayesinde Pollyanna kısa süre sonra çevresindeki herkesin sevgilisi haline gelir. Hikayede yer alan diğer karakterlerden bazıları Hizmetçi Nancy Hartley, John Pendleton, Dr. Thomas Chilton ile kendisi gibi öksüz ve yetim olan Jimmy'dir.
 

Diğer Notlar:
  • Seri,  Eleanor H. Porter'ın Polyanna (1913) ve Pollyanna Grows Up (1915) adı ile iki ayrı ciltten oluşan kitaplarını kapsamaktadır. Ayrıca başka yazarlarca kaleme alınan devam niteliğinde kitaplar da mevcuttur.   
  • Pollyanna, ülkemizde Zeynep Değirmencioğlu'nun başrolünü oynadığı 1971 tarihli Hayat Sevince Güzel  filmine de uyarlanmıştır. (Ancak bir uyarlama olarak kabul ediliyor mu pek emin değilim),
  • Polyanna'nın da dahil olduğu dünya çocuk edebiyatı eserlerinden uyarlanan animelere Sekai Meisaku Gekijou / World Masterpiece Theater denir. Bu animelerin bazılarında dünyaca ünlü animatörlerden ve Hayao Miyazaki ile Isao Takahata gibi isimlerin yer almıştır
  • Ülkemizde Pollyanna (Mutlu Olmanın Sırrı), Pollyanna (Syahatte),  Pollyanna (Genç Kızlığı),  Pollyanna (Evleniyor),  Pollyanna (Örnek Eş) adları ile yayınlanan beş kitaptan oluşan serisi 1960'li Yıllarda Zuhal Yayınları tarafından çıkarılmıştır.  (Bu kitaplar da Eleanor H. Porter'ın adı altında basılmıştır. Daha sonra yaptığım araştırmada ise Eleanor H. Porter'ın sadece 2 kitabı olduğunu ve başka yazarlarca devam kitapları yazıldığını öğrendim. Kitapların tamamını çocukluğumda okumuştum. Aradan geçen uzun yıllar konuyu hatırlamama imkan vermiyor. Sadece bazı ufak ayrıntıla kalmış aklımda.)   


    Ek Bilgi:
      Eleanor H. Porter'ın iki kitabının sonrasını anlatan ve farklı yazarlara ait Pollyanna'nın devamı niteliğindeki kitaplar:

      Pollyanna, the First Glad Book, by Eleanor H. Porter, published in 1913.

      Pollyanna Grows Up, the Second Glad Book, by Eleanor H. Porter, published in 1915.

      Pollyanna of the Orange Blossoms, the Third Glad Book, by Harriet Lummis Smith, published in 1924.

      Pollyanna’s Jewels, the Fourth Glad Book, by Harriet Lummis Smith, published in 1925.

      Pollyanna’s Debt of Honor, the Fifth Glad Book, by Harriet Lummis Smith, published in 1927.

      Pollyanna’s Western Adventure, the Sixth Glad Book, by Harriet Lummis Smith, published in 1929.

      Pollyanna in Hollywood, the Seventh Glad Book, by Elizabeth Borton. published in 1931.

      Pollyanna’s Castle in Mexico, the Eighth Glad Book, by Elizabeth Borton, published in 1934.

      Pollyanna’s Door to Happiness, the Ninth Glad Book, by Elizabeth Borton, published in 1936.

      Pollyanna’s Golden Horseshoe, the Tenth Glad Book, by Elizabeth Borton, published in 1939.

      Pollyanna’s Protegee, the Eleventh Glad Book, by Margaret Piper Chalmers, published in 1944.

      Pollyanna at Six Star Ranch, the Twelfth Glad Book, by Virginia May Moffitt, published in 1947.

      Pollyanna of Magic Valley, the Thirteenth Glad Book, by Virginia May Moffitt, published in 1949.

      Pollyanna and the Secret Mission, the Fourteenth Glad Book, by Elizabeth Borton, published in 1951.

        5 Mart 2013 Salı

        Eskilerden Günümüze Anime'nin Türkiye'deki Serüveni

         
        Hatırlatma: Blogtaki tüm yazıları blog sahibine aittir. Emeğe saygı gösteriniz ve eğer kendi sitenizde vs kullanacaksanız yazılar için lütfen alıntı yaptığınız belirterek blogu link gösteriniz. (Uyarı ve ricaya rağmen kendi yazısıymış gibi paylaşan olunca kopyalanabilirliği engellemek zorunda kaldım. Bu durum paylaştığım linkleri de bazen tıklanmaz kılıyor ama yapabileceğim birşey yok.)
         
        Hatırlatma: Bu yazı en son Ekim 2025'ye güncellendi :)
         

        Kendimi bir dönemin şanslı neslinden sayıyorum. Az sayıdaki tv kanalında herkese hitap eden yayınlar olurdu ve fazlasıyla doyurucuydu. Pazar günü western sinemalarını bile ailece izlerdik. Aynı şey tv programları, diziler ya da çizgi filmler için geçerliydi. 
         


         
        Çocukluk yıllarımda yani 80'ler ile 90'lı yıllar izlediğim animeler benim için bambaşkaydılar. Çizimlerine hayrandım. Anime diye bir kavramın bilinmediği o dönemlerde iri gözlere sahip karakterlerin doldurduğu ve her gün konusunu sadece bizim değil aile üyelerimizin de takip ettiği 25 dakikalık maceraları yaşayabilmek adına şahsen ben mahallemdeki pek çok çocuk gibi oyun oynayabileceğim bir saate evimin yolunu tutar ve bundan hiç de şikayetçi olmazdım. 
         

         
        Türkiye'de Shoujo türünde ve daha çok kızlara hitap eden, Japon çizgi filmi denince hatıra gelen ilk yapım hiç şüphesiz 1979'de yayınlanan Candy Candy (Şeker Kız Candy)'dir. Pek çoğumuz O'ndan sonra yayınlanan her çizgi filmi "Şeker Kız Candy'ye benziyor" diye tanımlardık. (Bu arada İnternetteki resimlere aldanıp Candy'yi o kalitede sanmayın. Günümüz şartlarında çok izlenesi bir seri değil artık.) Duyabildiğimiz kadarıyla şarkılarını söylerdik. Böylece ilk anime tanımlamalarımız da oluşmuştu. Japonlar küçük gözlüymüş ve büyük göz hayranı oldukları için bu tip çizgi film karakterler yapıyorlarmış cümlelerini duymayan yoktur herhalde. Bana göre o zamanlar bile saçma gelen bir açıklamaydı. Ama esin kaynağının disney olduğunu öğrenince adam akıllı şaşırmıştım. 
         

         
        Hatırlatma: Yukarıda adı geçen birçok yapım 90'larda da yayınlanmıştı
         
        Candy Candy (Şeker Kız Candy)'nin ya da Cici Kız (Georgie)'nin bitmek bilmeyen dramı, bilim kurgu evreninin dev robotları, Zentraldi saldırısı altındaki dünyayı kurtarmaya gönüllü Rick Hunter'ın ünlü bir yıldız olma hayalleri kuran uçarı kız Minmay'in peşinden koştuğu bilim-kurgu macerası Robotech arasında konu yelpazesi giderek değişen o yapımları izlerken adım adım zevklerimiz de renklenir oldu. Şu an ki kadar kanal seçeneği yoktu belki ama yayınlarda herkese hitap eden bir şeyler vardı. 


        2000’lerin başında türeyen Bbg evi ve türevleri neyse ki sona erdi. Ne kabus bir dönemdi... Her kanalda ayrı bir popstar yarışması boy gösteriyor, herkes yetenek değil acıtasyon ve dram taşan beğeniden uzak acayip tiplere oy verip duruyordu. Tüm o tarz programlardan öyle tiksinmiştim ki 5 dakika kazara bir yerde denk gelsem kriz geçirir hale gelmiştim. Mecbur kalmadıkça uzağında duruyordum. Ancak yurt ortamında çoğunluğun beğeni kalitesi "karakterleri ölçüsünde" dipteydi. Özellikle şarkıcı seçen o garip programlar insanın tahammül sınırlarınız zorlar nitelikteydi. Gerçi o tuhaf yarışmaların benzerleri hala devam ediyor ama neyse ki birden fazla kanalda yayınlanmıyor. Hatta bir keresinde Asmalı Konağa karşı o hafta için tv'de yayınlanan bir sinemayı izlemek istediğim için üniversiteli ama beyni bezelye kadar gelişmemiş bencil ve terbiyesiz bir oda dolusu insanla karşı karşıya gelip hayli seviyesiz ve sevimsiz bir laf dalaşına sürüklenmek istenmiş, sabrımın sınırlarını zorlamıştım. 
         

        2000li yıllar nispeten ekranda hala iki üç anime serisi görebildiğimiz zamanlardı. Sabahın 06:30'nda Rurouni Kenshin izlemek için sessiz sessiz odamdan süzülüp bir fincan sıcak kahve ile tv odasında soluğu alır ve kimi zaman da tv başında çizgi film izlerken yurt ahalisine yakalanırdım. BBG evi gibi kendi izlediklerinin kalitesi tavan yapıyorken (!) çizgi film izlememi de garipsiyorlardı. Klasikleşmiş “çizgi filmi çocuklar izler, çizgi film çocuklar için yapılır” düşüncesini dillendirdiklerinde de ben sallamıyordum. 
         

        Şimdilerde bunca kanala rağmen siz de benim gibi Tv'de izleyecek birşey bulamayanlardan mısınız? Sıradan ve biribirini tekrar eden programlar fazla seçenek sunmuyor. Bir program beğeni kazanınca sanki 80 milyonun tümünü kapsamak zorundaymış gibi diğer kanallarca tekrar ediliyor ve adeta izlenmesi için dayatılıyor. En azından şiddet içeren çizgi filmler ekranlardan uzaklaşmış gibi gözüküyor. Bir zamanlar bu anlamda kaliteli ve çeşitli program örnekleri veren şimdilerde (kafa yapısı belli) TRT birkaç yıl önce eskiden sunduğu bazı çizgi filmler için yeni lisans antlaşmaları imzalanacağını vadetmesine karşın artık sadecee iktidar adına propaganda kanalına dönüşmüş durumda. Burada en önemli etken hiç şüphesiz ülkemizde var olan genel kanı doğrultusunda "çizgi filmleri çocuklar içindir" yayın anlayışının aradan geçen yıllara rağmen değişmeyişi. Ekran sayısını arttırmasına ve hatta bir çocuk kanalına sahip olmasına rağmen eski kalitesini aratıyor. Elektrik faturamızdan aldığı payla paraları katlayan ve bir sürü kanal açan ama hiç birşey sunmayan yayın organı haline geldi. En son ne zaman izledim hatırlamıyorum. Kendi çocuk kanalı için üretilen yerli çizgi filmleri yeterli görüyor sanırım. İnsanın böyle zamanlarda şahsi bir arşiv oluşturabilmesi bu anlamda bir nimet. Animeye özel harici belleğim 5.5 TB. Bunca zamanın ürünü:) 

        HATIRLATMA: Aşağıdaki yazı benim 1998'de kendi oluşturduğum listemden ve sosyal medya platformlarında paylaşılan  ve o dönem basılan televizyon dergilerinde derlenmiştir. 
         
         
        70'li yılların son çeyreği ile 80'li Yıllarda Türkiye'de Anime

         
        Türkiyede Filizlenen Yeni Bir İzleme Kültürü. Japon Animeleriyle tanışmamız Tek kanallı dönemden gelen devlet kanalı TRT ile başlar. O zamanlar 70'lerin son çeyreğinden itibaren toplumdaki tercihleri, neyin izlendiğini gözardı etmeyen bir kanaldı. Aynı durum yayın için seçtiği çizgi filmlerde de kendini belli ederdi.  


        Türkiye'de japon çizgi filmi denince hatıra gelen ilk yapımlardan biri hiç şüphesiz ilk kez tek kanallı TRT dönemi 1979'da yayınlanan Candy Candy (Şeker Kız Candy) idi. Yayın saatlerinde sokaklar boşalır, kuzu kuzu evlerimize giderdik. Pony Evi isimli bir yetimhanede büyüyen Candy'nin dramatik hikayesi varlıklı Leagan ailesi tarafından istendiğini öğrenmesi ile başlıyordu. Candy bir evi olacağı ümidiyle çıktığı hayat yolculuğunda umduğunu bulamıyor ve hayli zorbaca sayılacak davranışlara maruz kalıyordu. Ancak bir süre sonra tüm hayal kırıklığına rağmen yine aynı çevreden Audrey ailesine mensup Anthony, Stear (Alistair) ve Archie (Archibald) ile tanışıyor ve üç delikanlının yakın ilgi ve koruması ile nispeten daha rahat zamanlar geçiriyordu. Dönemi açısından ve elbette çizgi film olarak hayli şaşırtıcı sahneler içerdiği düşünülürse TRT'nin sansürüne uğramış olması da muhtemeldi. Pembe dizi hikayelerini aratmayan konusu ve uzunluğu ile o dönem jenerasyonu çocuklarının yanı sıra yetişkinlerinin de hafızasında yer etti. 

         
        Yapım Japonya'da sürerken manga çizeri ve yazarı arasında meydana gelen anlaşmazlık ikili arasında uzun süre devam eden hukuk savaşına dönüşerek mahkemeye taşındı ve en nihayetinde Candy Candy serisi 115 bölümle sona erdi. Yayın ve telif hakkı sorunu mahkemede çözülse de serinin ülkemizdeki yayın şansına balta vurdu. Şimdilerden bir Remake "yeniden yapım" olarak göremeyişimizin en önemli sebebi de bu. Sonraki yıllar ülkemizde özel kanallar bu animeyi pek çok kez tekrar etmişse de TRT hariç her kanal "mahkemedeki devam eden hukuksal süreç yüzünden" sonuna kadar yayınlayamadı.


        1984-85 yıllarında TRT'de gördüğümüz bir diğer anime Cici Kız adıyla ekrana gelen Georgie idi. Avustralya'da geçen öyküde Butman ailesi tarafından bulunan ve büyütülen Georgie, serpilip güzelleştiğinde önce Sidney'e gelen Londralı yakışlı soylu Lowell J. Gray'e aşık oluyordu. Ardından da iki ağabeyi tarafından sevildiği anlıyor ve aslında bir sürgünün kızı olduğu gerçeği ile yüzleşiyordu. Yayınlandığı yıllar için hiç şüphesiz hayli cesur sahneler içeriyordu. TRT sansür ilkesi özellikle -çizgi filmlerin çocuklar için yapıldığını düşünen bir ülkede- kesinlikle doğru bir mekanizma idi. 90'lı yıllarda Show Tv'nin sansürsüz yayınladığı sahneler hayli şaşkınlık yaratmıştı.
         

        Ülkemizde Marmara depreminin yaşandığı 1999 yılı Georgie'yi bu kez yine bir TRT kanalı olan TRT 2 kanalında tekrar izleme fırsatı bulmuştuk. Bu hikaye de çıkış noktası olan mangadan farklı bir sona sahipti. Şahsen o orijinal sonu izlemeyi çok isterdim. NOT: (Bazı "ben bilirim geçinen" tiplerin bu manga / çizgi romanı için +18'lik diye yazıp çizdiğine bakmayın. (Emin olun kendisi  açıp okumamıştır. Ya da hiç +18'lik manga görmemiştir!) Shoujo türüdür doğru. (Shoujo Manga yaş aralığı 12-16'dır.) Ama iddia edildiği gibi +18'lik değildir.) (Bizdeki 7 yaş uygundur diye yayınlanan hangi dizi 7 yaş için peki? Oradan eleştirmeye başlayalım önce!)
         
         

        80'ler ülkemizin TRT'nin sayesinde dev robotlar ve uzay gemilerinin savaşlarını konu alan bilim-kurgu yapımlarla tanıştığı yıllardı. Voltron, Video Senshi Laserion, Robotech gibi bilim-kurgu anime dizilerin yanında Robotech Sentinels, 1981 tarihli Space Warriors Baldios filmi, 2000'li yıllarda televizyon serisi halinde yeniden yapılan Cybor 009'un 1985 tarihli sineması Cyborg 009: Legend of The Super Galaxy o dönem ekranlarda yer aldığında sadece çocuklar değil büyüklerce de beğeniyle takip edilmekteydiler. (Hatta çocukken ablamla o filmlerden kimi kadın karakterlerin adlarını alıp evcilik oynardık. Tamara ve Aprodia:)  Çizimleri de çok güzel gelirdi:) 
         
        NOT: Bunların bazısı yine 90'larda yayınlandı.
         
         
        ABD'nin yayın haklarını satın aldığı Robotech'te, Zentraldi saldırısı altındaki insanoğlu Macross adı verilen dev uzay gemisi ve pilotlarının mücadelesine tanık olur ve bu pilotlardan biri Rick Hunter tarafından kurtarıldığında kaçınılmaz biçimde O'na aşık olan Lynn Minmay galaksiler arası üne kavuşurken söylediği İngilizce şarkılarla iki düşman ırkı da barışa kavuşurdu. Bu arada Robotech, ülkemizde ciddi bir hayran kitlesine erişti. Ana vatanında günümüze kadar Macross adıyla yoluna devam ederken sayısız yan seri ve sinema ile takibi zor bir uzunluğa ulaştı. (Bir süre önce yeniden izlediğimde gördüm ki tüm şirinliğine rağmen aslında Minmay en başından itibaren oldukça bencil ve sığ düşünen bir karaktermiş. Rick / Hikaru seçiminde haksız sayılmazmış:)

         
        TRT, World Masterpiece Theatre kapsamında Nippon Animation şirketinin yaptığı ve çocukluğumuzda bir çoğumuzun kitaplarını okuduğu, Heidi (Alp no Shojo Heidi) (1977),  A Dog Of Flanders (Flanders no Inu - 1978), 1978'de yayınlanan 1976 yılı yapımı Wanpaku Omukashi Kumu Kumu, Pollyanna (Polyanna Monogatari), Yeşil Çatılı Anne (Orijinall Adı: Akage no Anne / Anne of Greengables, Marco - From the Apennines to the Andes, Marco, Little Princess Sara, Little Woman (Küçük Kadınlar), Judy ve Uzun Bacak (Watashi no Ashinaga Ojisan / My Dady's Long Legs) gibi sevilen çocuk klasikleri ile Charles Dickens'ın Antikaacı Dükkanı uyarlaması Küçük Nell (Orijinal Adı: Sasurai no Shoujo Nell TRT Yayın Yılı:1987) ve Ashita no Nadia'yı  ekranına taşımıştı.

         
         
        Diğer Derlenmiş TRT Animeleri (1970'lerin Sonları -1980'ler)
         
        Heidi (1977), 
        Kinpatsu no Jeanie (Konu ve yapım yılı 92 yapımı diğer diziden farklıdır),
        Define Adası (Orijinal Adı: Takarajima / Treasure Island), 
        Mahou Shoujo Chikkuru, 
        Paris no İsabelle,  
        Katri: Girl of the Meadows, 
        Calimero, 
        Yakari, 
        Yavru Geyik (Orijinal Adı: Kojika Monogatari / The Yearling), 
        Nehir Yıldızı (Orijinal Adı: La Seina Hoshi), 
        Space Adventure Cobra 
        G-Force,  
        The Adventures of Swiss Family Robinson (Saat Akşam 19.30'da 1984 yılında yayınlanmış. TV 7 Dergisi / 1984 yılı Mart Ayı, Sayfa 12.), 
        Andersen Monogatari (52 Bölümdür.) 
        Little Ida's Flowers, 
        The Story of a Mother gibi örnekler ekrana gelmişti. 
        Mofli: the Last Koala, 
        Wanpaku Oomukashi Kum Kum, 
        Pepero (Orijinal Adı: The Adventure of Pepero The Andes Boy / Trt2 1987) 
        Chiisana Viking Bikke, 
        Gigi (63 Bölümdür.The Magical World Of Gigi Trt 1991, Show Tv 1992), 
        Arabian Nights Sinbad (1978), 
        Mahou Shoujo Lalabel, Sasurai no Shoujo Nell (Trt Yayın Yılı: 1987), 
        Sango-sho Densetsu: Aoi Umi no Erufii (oral Reef Legend: Elfie of the Blue Sea), 
        Video Senshi Laserion, 
        Voltron: Defender of the Universe (Orijinal Adı: Hyakujuu-Ou GoLion)
        Vikings 
        Muu no Hakugei (The White Whale of Mu)  
        Nil'in Uçak Kazı (Orijinal Adı: Nils no Fushigi na Tabi / The Wonderful Adventures of Nils (Trt Yayın yılı: 1984-85), 
        İsviçreli Robinsonlar (Orijinal Adı: Kazoku Robinson Hyouryuuki / Swiss Family Robinson /TRT 1984 Mart ayı) 
        Düğme Burun (26. Bölümdür. Orijinal Adı: Yume No Hoshi No Button Nose) / Trt Yayın Yılı 1986)
        Belle Ve Sebastian (Orijinal Adı: Meiken Jolie / 52.Bölümdür. TRT Yayın Yılı 1989-1990.) 

         
        TRT bu gibi yapımların yanında gibi serilerin yanı sıra Candy'i anımsatan tarzı nedeniyle seçilmiş olması muhtemel Lady Oscar (Orijinal Adı: Rose Of Versailles), Lady Lady,  Cici Kız (Orijinal Adı: Georgie (TRT Yayın Yılı 1985), Lady Lady, Alpen Rose, Hello Sandy Bell, Çiçek Kız (Orijinal Adı: Hana no Ko Lun Lun (Trt Yayın Yılı: 1986) gibi birçok yapımı ekrana taşıdı. 
         

        Hatırlatma: Bu animelerin pek çoğunu 90'larda da ekranlarda izledik


        90'LI YILLARDA TÜRKİYE'DE ANİME

        90'ların başında Japonya'da artık daha uzun soluklu ve kaliteli konuları işleyen yapımlar üretiliyordu. Anime stillerinde belirgin değişimin başladığı ve sakıncalı içeriklerin de aynı ölçüde patladığı zamanlardı. Ülkemizde ise TRT sayısı azalsa yaz tatili dönemi da Susam Sokağı'nın da dahil olduğu Tatil Ekranı adlı çocuk kuşağında yarım kalan Portakal Yolu (Orijinal Adı: Kimagure Orange Road) ile dram ve romantizm yüklü bir diğer Candy stili televizyon serisi Dağ Gülü (Alpen Rose) ile Köstebek Kardeşler (Orijinal Adı: Mock and Sweet / Dorimogudaa) ve yine bir çocuk klasiği kitaptan uyarlama Küçük Prenses (Orijinal Adı: Shokojo Sera / Little Princess Sarah) gibi örneklere yer vermişti. 
         
         
        Bu kuşağın haricinde (tam hangi yıldı net biçimde hatırlamadığım zaman dilimlerinde) Pamuk Prenses (Orijinal Adı: Shirayuki Hime no Densetsu (The Legend of Snow White), Rascal the Raccoon, Wakakusa no Charlotte, General Daimos (Toushou Daimos), Himitsu no Akko-chan, Tongari Boshi no Memoru (Little Memole), Koş Hany (Kore yapımıdır. Orijinal Adı: Dallyeola Hani / Run Hani) gibi anime örneklerini sunmaya devam ediyordu.


        90'lar özel kanalların ortaya çıktığı dönemdi. Star Tv'nin ardından Show Tv ve Kanal D yayın hayatına adım attılar. Show Tv Çiçek Kız (Hello Sandy Bell), Tatlı Cadı (Orijinal Adı: Mahoutsukai Sally), Şut Ve Gol (Orijinal Adı: Aoiki Densetsu Shoot), Goal, Çiko gibi çoğu TRT'de yayınlanmış animeleri ekrana taşıyarak onları özleyenleri mutlu ederken daha önce yayınlanmamış dizilere yer verdi. Clamp yapımcılığa ait farklı tekniği ile dikkat çeken fantastik türdeki Sihirli Şövalyeler (Orijinal Adı: Magic Knight Rayearth)'ın tamamını, basketbol temalı ve komedi tarzındaki Basket (Orijinal Adı: Slam Dunk) ile Japonya' da yayınlanan ve hala devam eden en uzun soluklu serilerden biri olan polisiye tarzındaki Dedective Conan (Orijinal Adı: Meintantei Conan)'ın bir kısmını yayınladı. Yeni anime tarzı artık bu yapımlarda kendini iyiden iyiye belli ediyordu. Söz gelimi o zamanlar alışık olmadığımız çizgileri, mavi ya da yeşil festival havasındaki rengarenk saçları kabullenmekte zorlanmıştım. (Şimdiki animelere bakınca o günleri mumla arıyorum tabii o ayrı:)


        Kanal D açıldıktan kısa bir süre sonra 1993'te Amerika-Japonya ortak yapımı Yıldız Şerifleri (Orijinal Adı: Sei Jushi Bismarck  / Saber Rider and the Star Sheriffs) ile 1994 Mart- Nisan dönemi farklı bir yapımı, bir parça Star Wars’ı anımsatan uzay soap operası tarzındaki Galaksi Kahramanları (Orijinal Adı:Legend of The Galactic Heroes)'un ilk sezonunu yayınladı. (Hatta diziyi ilk sezon finali sonrası tekrar ettiği dönem her nedense bir türlü sonuna kadar yayınlamadı. 20. Bölümde kesip tekrar başa sardı durdu.  Kanaldaki yönetim kalitesizliği işte!) Animenin devamı o süreçte yapım aşamasındaydı ve sonraki yıllar pek çok yapım gibi ne yazık ki O da yarım bırakıldı. Parmak Kız (Orijinal Adı: Oyayubi Hime Monogatari /Thumbelina: A Magical Story), Jeanie with the Light Brown Hair (Orijinal Adı: Kaze no Naka no Shoujo Kinpatsu no Jeanie), TMS uyarlaması Sevgili Köpeğim (Orijinal Adı: Flanders No Inu. Bokuno Patrache), Ulysses 31, Çizmeki Kedi (Orijinal Adı: Nagagutsu o Haita Neko no Boken / Adventures of Puss-in-Boots), Kızıl Baron (Orijinal Adı: Red Baron), Küçük Golcü (Orijinal Adı: Kaptan Tsubasa), Küçük Kadınlar'ın devam halkası Küçük Erkekler (Orijinal Adı: Little Men: Jo's Children)'ın yanı sıra Candy Candy (Şeker Kız Candy)Lady Oscar (Orijinal Adı: Versailles no Bara), Monster Rangers gibi daha önc başka kanallarda yayınlanmış çizgi diziler yine bu kanaldaydı.


        Şimdi yayın hayatında yer almayan Kanal 6 eski animelerden Lady Oscar (Rose Of Versailles), ülkemizdeki yayın adıyla Deity (God Mazinger) ile Ganbare Genki'yi, Ctv'de Mahou no Creamy Mami, HBB sayısız tekrarıyla Dolbuk (Tokusou Kihei Dorvack)'ı ve Hızlı Yarışçıları (Twin Hawks - Futari Daka)'yı yayınlanıyordu. (Tv Dergilerinde Conan adı ile yayınlanan bir anime var. Ama ben bunun iddia edildiği gibi dedektif Conan değil Future Boy Conan olduğu düşüncesindeyim) Star Tv'de ise Srikers (Ashita no Frikik) abartı sayılacak kadar çok kez tekrar edilir ama nedendir bilinmez hep yarım kalırdı. Sonuna kadar da sanırım çok az sayıda yayınlandı. Söz konusu çizgi filmler olunca yayıncılık özensizliği tavandı zaten.  Yeşil Çatılı Anne (Orijinal Adı: Akage no Anne / Anne of Greengables, 90'lı yıllarda ya Show Tv'de ya da Kanal D'de tekrar edilmişti.  (İzledim ama hangi kanal net değil:) Çeşitli televizyonları  dolaşan ve birden fazla kez ekrana gelen Taiyou no Ko Esteban, Robin Hood no Daibouken, Define Adası / Treasure Island (Orijinal Adı: Takarajima), Zorro Efsanesi (Orijinal Adı: Kaiketsu Zoro), Cinderella Monogatari, Green Legend Ran, ve Çiko (Orijinal Adı: Dash Kappei), Hello Kitty gibi gedikli hale gelen yapımlardandı.
         

        Samanyolu Tv'de, başta Kanal D olmak üzere 1994'te HBB ve daha birkaç kanalı gezen  ve en çok burada tekrar ettiğini hatırladığım Mark Twain'in kitabı Adventures of Huckleberry Finn'den uyarlanan Huckleberry Finn Monogatari (Orijinal Adı: Huckleberry no Boken), Aslan Kimba (Orijinal Adı: Janguru Taitei / Kimba the White Lion), ve Domates Adam (Orijinal Adı: Tomato Man), Louisa May Alcott tarafından yazılan, 1868-1869 yılları arasında kitapları basılan Toei Animation şirketi versiyonu Küçük Kadınlar (Orijinal Adı: Little Women's Four Sisters / Wakakusa no Yon Shimai) vardı. 
         
        1990'arın sonu ile 2000'li yılların başı fantastik yapımların birer ikişer öne çıktığı yıllardı. TRT daha önce de TRT 3 yayınladığı Sihirli Kurdela (Orijinal Adı: Himechan No Ribbon) ile 1998'de -TV'de ilk- Tılsımlı Gelinlik (Orijinal Adı: Wedding Peach)'in tamamını, Star Tv Lastik Çocuk (Orijinal Adı: One Piece)'in, ATV'de ise Ay Savaşçısı (Orijinal Adı: Sailor Moon) ve Dragonball'ın bir kısmı yayınlandı.
         
         
         
        Yine aynı yıllarda şifreli yayın yapan paralı kanal Cine 5 hayatımıza girmişti. Robotech'i Cine 5'te şifresiz şekilde yayınlandığını hatırlıyorum. (1994 Yılı Mart-Nisan Gazete Tv Yayın Eki'nde Yer Alan Bilgi) Kanal ayrıca hafta sonu farklı zaman diliminde tekrarlayarak  iki anime filmi göstermişti. (Belki daha fazlaydı ama benim hatırladıklarım bunlar.) İlki Dijital Şeytan adıyla yayınladığı Daimaju Gekito Hagane no Oni, ikincisi Sengoku Majin Goushougun: Toki no Etranger. İzlemek için yanıp tutuşmuştum ama nafile. Bitişlerini takip ettiğimi ve kapanış müziklerini beklediğimi bile hatırlarım.
         
         
        Bizde değil paralı kanal izlemek, evde uydu bile yoktu. Bu nedenle analog hangileri izlenebiliyorsa tv üstü anten eşliğinde onlarla yetinirdik. Bir türlü çekmeyen HBB kanalında Dorvack animesini izleyebilmek için az uğraşı vermedim. Kanallarda ise tek tük anime filmleri yayınlanırdı. Star Tv'de Toi Umi kara Kita Coo (Coo: Come from a Distant Ocean), Show Tv'de sabah kuşağında Swan Like (Sekai Meisaku Douwa: Hakuchou no Mizuumi), Flash Tv'de  Cyborg 009: Legend of the Super Galaxy, Mesaj / Meltem Tv'de bol sansürle 11 Kişiydiler (Orijinal Adı: 11-nin Iru! / They Were Eleven), 1982 yapımı The Last Unicorn, 1978 yapımı Parmak Kız (Sekai Meisaku Douwa: Oyayubi Hime) filmleri.


         
        2000'Lİ YILLARDA TÜRKİYE'DE ANİME

        2000'li yıllar animenin televizyon kanallarında kısır döngüsü halini aldığı zamanlardı. Milenyum'un başında, bir kısmı yerel olmakla birlikte, özel kanalların sayısı yüzü aşmış durumdaydı. Ancak anime seçiciliği diye bir kavram neredeyse kalmadı. Gariptir ki Amerika ve Avrupa'da yayında iken sakıncalı görülüp kaldırılan Pokemon ülkemizde bu gerçek gözardı edilerek ekranlarda yer aldı. Onunla başlayan furya Monster Ranger, Yu-gi-oh, Beyblade ve Digimon'la sürdü. Zararları tartışılırken özel kanallar alternetif aramak yerine ekranlarda boy gösteren bu tuhaf yapımları biribirlerinden alıp yayınlamayı tercih ettiler. Böylece yarı fantastik ve garip yaratıkların savaştırıldığı -çocuklara yönelik- ama aslında onlara hiç uygun olmayan yapımlar izledi. 
         

        Animelerin sakıncalı yönleri günümüzde artık iyice tavan yapmışken ve hatta işlenen konuların ahlak ölçütlerimizi zorlarken o dönemlerde de en masum sayılabilecek yapımlarda bile karşımıza çarpık ilişkiler veya beğeniler çıkabiliyordu. Onlardan birini Star Tv, içeriği  -makul bir dublajla kamuflaj uygulayarak- bir diğer Clamp yapımı Card Capture Sakura'yı yayınlamıştı. Kanal D ise anime takipçilerini şaşırtarak iki başarılı yapımı ekrana taşıdı. Bunlar dünyada dört bölümlük Oav Samurai X ile büyük beğeni toplayan uzun soluklu televizyon serisi Rurouni Kenshin:Legend of the Kyoto ve Taiho Shichauzo (Hızlı Polisler) (bir sezon) idi.



        TRT'nin tercihi ise Ay Savaşçısı (Sailor Moon)'dan yanaydı ve izleyici kitlesinin fazlalığı göz önüne alındığında kesinlikle doğru bir karardı. Ancak seçimi yapanların iki yüz bölümlük bu anime ile ilgili gözden kaçırdığı birkaç ayrıntı vardı. 3. sezonunda eş cinsel eğilimli iki karakter ile 4.sezonunda da erkek iken savaşçıya dönüştüklerinde kadın olan 3 diğer karakteri barındırıyordu. Öyle ki dublajı yapan sanatçılar kadın mı erkek mi hangi sesin kalıcı olması konusunda karar verirken zorlanmışlardı. Bu yüzden TRT genelde ekrana taşıdığı serileri sona erdirme ilkesine sahip tek kanal olmasına rağmen hayli geçerli görünen sebeplerle Ay Savaşçısı (Sailor Moon)'u yarım bıraktı. Ancak yurtdışı da dahil olmak üzere serinin devamı için yoğun talep gelince duruma kayıtsız kalamadı. 
         

        Böylece ATV'nın yetmişli bölümlerden sonra devam etmediği kısımlar da dahil tüm bölümler zaman zaman küçük sansürlere maruz kalsa da ekrana geldi. TRT'nin yayınladığı diğer animeler ise şunlardı. Puchipuri Yuice, Bottle Fairly Sugar (Chicchana Yukitsukai Sugar). Ayrıca Miyazaki'nin ekol haline gelen anime sinemanın en iyi örnekleri arasında sayılan Kiki Deliver Service, Laputa Castle in the Sky, Oscar ödüllü Spirit Away ve kendisi gibi anime yapımcısı oğlu Goro Miyazaki'nin fantastik kurgu serisinden uyarladığı Yerdeniz Öyküleri (Gedo Senki)'yi yine aynı kanalda görebildik..


        Animeler konusunda en beklenmedik ve umut vadedici çıkışı yapan hiç şüphesiz MTV müzik kanalıydı. Orijinal dilinde ve Türkçe altyazıyla ekrana getirdiği animeler tıpkı ABD'deki Adult Swim çizgi film kuşağında olduğu gibi akşam saati başlıyordu. Basilisk, Samurai 7, Helsing, Naruto, Last Exile gibi türünün iyi örneklerinden yayınladığı animeler Türkiye için ilk bakışta bir devrim sayılacak türdendi. Ancak yayınlara gereken özenin gösterilmeyip bölümlerin tekrar edilmesi, animeler arasında yorumcu sıfatıyla ekranda konuşmaktan aciz, üç şahsiyetin sohbet etmeye çabalayışı insanı canından bezdirecek ölçüde rahatsız ediciydi. (Yapılan işe ve emeğe saygım sonsuz ama seçim cidden kötüydü.) Kanalın İnternet sitesinde duyurulan ya da izleyicilerin özlemle beklediği yeni yapımlar da bir türlü gelmedi.



        2016 yılında darbe girişimi sonrası kapatılan Samanyolu Tv'nin çocuk kanalı Yumurcak TV yeni yapım animelerden iki iyi seçimi Kaze no Shojo Emily (Emily Of The New Moon) ve bir Sefiller uyarlaması Les Misarebles: Shojo Cozette ile Remi: Nobady's Boy's kaçıncı olduğunu anımsayamadığım ölçüde tekrar ederek yayınlıyordu. (Çizgi film yayınlayan kanalların sayısı artınca ekranda anime görebiliriz umudumun filizlendiği o dönem, Trt ile beraber birkaç kanala ve Yumurcak Tv'ye -bu ilk iki animeyi de içeren birkaç anime önerisinde bulunduğum- birer mail atmıştım. Yumurcak yayıncıları bu maili dikkate alarak mı seçim yaptılar bilemiyorum ama ekranda her iki önerimi de görünce hayli şaşırmıştım. Tabii kanalın tarzı düşünülecek olursa ekrana taşıyabileceği anime türü Nippon Animation'un klasiklerinden ötesi olmazdı:) World Masterpiece Theatre örneklerini seven biri olarak benim açımdan sorun yoktu. Her zaman duvara konuşuyor gibi hissettiren "izleyici talep" durumuna  bu kez yanıt veren birileri çıkmasına da ayrıca şaşırmıştım.
         

        Kanalın Kaze no Shojo Emily çevirisi ise çok bilgisizce ve kötüydü. Elise olarak yazılan karakteri Japonca'da L yerine R kullanıldığı için Japonlar orijinal Japon seslendirmesinde "İruze" diye verirken kanalın okunuş hatasına düşüp Elise'yi İruze şeklinde seslendirmesi çok garipti. Ayrıca ne de olsa çizgi film sadece çocuklar izler mantığı da devam ediyorken yetişkinlerin beklentileri ve ayrıntılara dikkat edebileceği gerçeği de her zamanki gibi galiba gözardı edilmişti. Herhalde birileri bu konuda bilgi sahibi de değildi. Aynı dönem Kanal 7, Gakuen no Alice'i, şimdilerde yayın hayatında yer almayan TNT ise yine bir Pokemon türevi gibi gözüken Bakugan'ı izleyicisine sunmuştu. Bu süreçte TRT ise eskiden yayınladığı bazı animeler için lisans antlaşması yapıp bazılarını yeniden yayınlayacağını duyursa da bu sözler laftan öteye gidemedi.


        Yayın hayatına başlayan KIDZ-ANIMEZ kanalı Heidi gibi bazıları hariç Deltoro Request, Full Metal Alchemist & Brotherhood, D.Gray-man, Death Note, Ghost in the Shell: Stand Alone Complex, Bleach, Basilisk, Naruto gibi birçok animeyi orijinal dilinde ve Türkçe altyazılı olarak izleyiciye sunarken gelecekte kült yapımlar görmeyi bekleyen izleyiciye umut vadediyordu. Ancak ne yazık ki Ay Savaşçısı (Sailor Moon) ya da D.Gray-man gibi uzun bölümlü animeleri ilk sezonlarıyla sınırlaması büyük bir kayıptı. Özellikle diğer kanallarca yayınlanma ihtimali pek de mümkün gözükmeyen uzun soluklu serileri bu ekranda görebilmeyi umuyordum. Ancak o da silindi gitti. Yanılmıyorsam uyduda paralı şekilde devam ediyor.


         
         2000'Lİ YILLARIN İLK ÇEYREĞİ SONA ERERKEN  TÜRKİYE'DE ANİME
         
        Yıl 2025. Dünyada İnternet tabanlı paralı platformlarla yeni bir dönemece girildi. Her alanda yaşanan içerik üretimi sıkıntısı anime sektörüne cansuyu bir çözüm sundu ve "remake / yeniden yapım" kavramını beraberinde getirdi. 70’lerden başlayarak üretilen pek çok animeye, kaynağını aldığı mangalardan (Japon çizgi romanı) bağımsız özgün konu + bölüm uzatan hikayeler ekleyebiliyordu. Yapım şirketleri bunu çok iyi değerlendirdiler. (Kim zamanında akıllık edip bu yolu izlemişse tebrik etmek lazım.) Böylece eskimiş animeler günümüz teknolojisiyle bezenip aslına sadık kalacak şekilde yeniden yapılmaya başladı. 
         
        Legend Of The Galactic Heroes (Ova) Ve Legend Of The Galactic Heroes: New Thesis (Remake)

        Remake örneklerinin sayısı günümüzde artarak devam ediyor (Legend Of The Galactic Heroes: New Thesis, Full Methal Alchemist: Brotherhood,  Berserk: The Golden Age & (Squel 2016-1017), Fruit Basket, Dororo, Anne Shirley, Yu Yu Hakusho, Ranma, Sailor Moon Cryistal, Rebuilt of Evangelion, Helsing Ultimate, Battleship Yamato, Cardcaptor Sakura: Clear Card-hen vb... Uzun liste için tıklayınız.) Ancak Candy Candy, Marmalade Boy, Hana Yori Dango gibi bir devrin beğeniyle izlenmiş kimi yapımlarına bu yönde girişimler olmaması üzücü. Bir diğer üretim yöntemiyse kahramanların çocuklarıyla devam eden "ikinci nesil" hikayeleri. Naruto / Boruto, Dragon Ball, InuyashaYashahime: Princess Half-Demone bu türe örnek verebileceğim aklıma gelen üç tanesi. Artık anime evrenindeki her yapıma göz atacak zaman lüksüm yok. Bu türe katılan muhtemelen başkaları da vardır.
         
        Yashahime: Princess Half-Demon

        Türkiye'de ise artık televizyonlarda anime yayınlanmıyor. Prime Time'ı neredeyse üç saat süren yerli diziler işgal ediyor. Gündüz kuşakları saçma yemek programlarına ve çeyiz sergisi eşliğinde senin evin mi şık benim ki mi yarışı yapan yaratıklar eşliğinde sunulan saçmalıklara ya da karısını kocasını aldatanların rezilliklerini servis eden acayip programlara ayrılmış. Zaten gelişimi sınırlı halkın beyni "kasıtlı biçimde" iyice aptallaştırılıyor. (Eh beyni geliştirmeye talep de yok! İzleniyor ki yayınlanıyor değil mi!!!!) 
         
        Anime: Violette Evergarden

        Sonny Channel yayın hayatına başladığında çok mutlu olmuştum. En azından CNBC e kapandıktan sonra orada kaliteli yabancı dizi örnekleri görebilmiştik. Sonra neden bilmem yayın hayatı sona erdi. Ardından gelen Life Time ve TLC de bu bağlamda umutlarımı yeşertmediler. Son olarak Cnbc-e geri döndü dönmesine de en izlenir saate en saçma yayını "Bilmem ne Talent'ı" koyup düzgün dizileri yayın akışında sunmayınca arada yayınlanan sinemaları için uğradığım kanal oldu. Şöyle zevkle oturup sonuna kadar izlemeye değer ne dizi ne de film olmuyor ekranlarda.  
         
        2025 ylının başında Spacetoon / Stoon'un uyduda kendine yer bulduğunda ve anime yayınladığını duyduğumda belki nu kez iyi birşeyler yayınlanır ümidi eşliğinde arama yapıp eklesem de aynı gün rafa kaldırdığım son kanal oldu. Seçimlerindeki vasatlıktan anlaşıldığı üzere Naruto, Doraemon, İnazuma Eleven, Beyblade X, Kuroko no Basket gibi çoğu tekrar ve kalitesiz animelerden oluşuyor. Seslendirmeler de ayrı eleştiri konusu. Pardon ama sokaktan mı topladınız? Kanalın kanımca ömrü de uzun olmaz diğerleri gibi.
         

        En azından neyse ki internet çağının sunduğu nimetler "anime" beklentilerimizi bir nebze olsun karşılamamızı sağlıyor. Üstelik sayısı her geçen gün artan, anime severlerin fansub / altyazı çalışmaları sayesinde kitleler sanal ortamında birçok seriyi Türkçe alt yazılı izleyebiliyor. Ancak günümüzde artık o eski konu ve yapım özeni ne yazık ki yok. Üstüne Kore ve Çin sektöre el attıktan sonra içerikler iyice niteliksizleşti ve kalite berbatlaştı. Üretim çöplüğünün içinde her yıl bir elin parmaklarını geçemeyen sayıda izlenebilir anime bulursanız şanslısınız.