13 Ağustos 2020 Perşembe

X 1999 (Movie) (1996) ve X (2001) (TV Serisi) Remake

Editörden Giriş: Eğer Clamp yapım şirketine aşinaysanız ve karakter tasarımlarındaki Bishounen tarzını da biliyorsanız benim gibi tüm diğer işlerinin de peşine düşersiniz. Bir kesimin bu filmi ve tv serisini kılıçların doğma şeklinden başlayarak saçma bulduğuna dair yorumlara denk geldim. Bence onlar 2010 sonrası animelerin daha saçma olduğunu herhalde farkında değiller. Dahası neredeyse her dönemden serilere göz atmış biri olarak 80’ leri, 90’ları ve bi miktarda 2000’lerin ilk yarısını animenin altın çağı olarak kabul edenlerdenim. Evet 90’lar aynı zamanda bolca abuk subuk ova ve sinema filmini de içinde barındırıyor. Yine ne yazık ki +18’lik yapımlarda bu dönemde patlamıştır. Ama şu günlerde ortaya konan işler kesinlikle eskileri mumla aratıyor diyebilirim. Eğer şanslıysam eskilerden yeniden çevrim işler çıkıyor ve ufak dönüşler yapabiliyorum.

Öncelikle bu nasıl bir anime adı demeyin. Adı bu 😁. Yapım 90’larda Clamp elinden çıkma bir sinema filmi ile serüvenine başladı. 2002’de ise 24 bölümlük bir tv serisi ve bir de ova ile karşımıza remake (yeniden yapım) olarak geldi. Gelelim konuya: Kamui Shiro 6 yıl önce ansızın terk ettiği Tokyo’ya geri döndüğünde pençesine düştüğü kaderi de onu izler. Sahip olduğu güçler için bir seçim yapması gerekecektir. Ya Cennetin Ejderhası ya da Dünya’nın Ejderhası olarak dünyayı yıkıma götürecek ya da onu kurtaracaktır. Ancak bu tercihi değer verdiği iki insanı yaratacağı tehlikenin dışında tutarak yapması mümkün müdür? Ne yazık ki Çocukluk arkadaşı Fuuma ve onun bir içim su kız kardeşi Kotori de aynı kader çemberine dahildir. İki grubun savaşında kayıplar kaçınılmazdır.


Editörden Notlar: 

- Tv serisi bir remake olsa da Sinema ile birlikte alternatif iki sona sahiptirler. İzleyecekler olanlar lütfen Youtube Musik videolarından uzak dursunlar. Bu seri ve film spoiler ile harcanmayacak kadar harikadır.

- X 1999 Sinemasının kapanış şarkısı "Forever Love" şarkısı muhteşemdir.

- Tv serisinin arka fon müziklerinden "Sadame" anime müzikleri arasında başyapıt diyebileceklerimden biridir. 


22 Kasım 2019 Cuma

Fate Serisi (2006-?)


Sağlam konulu animelere hasret biri olarak uzun bir geçmişi olan bu seriyi şimdiye dek izlememiş olmama kendim de şaşırdım. Açıkçası ara ara indirdiğim yapımlara bakıyorum ve çoğunu da yarım bırakıyordum. Şimdi fate için aramalara girişmiş ve eksik serilerin peşine düşmüş haldeyim. Hikaye dallanıp budaklanmış ve öncesi, sonrası yan serilerle başını alıp gitmiş durumda. Netteki izleme listelerine karşın ben yapım yılına göre izlemeye karar verdim. Bakalım Fate ne kadar kalıcı olabilecek.  Şu kadarın söyleyebilirim ki hikaye 4 ana seri ile yerli yerine oturuyor diyebiliriz. Ancak birbirini takip ederek izlemeye başlayınca diyebilirim ki biraz boğuldum ve hikayelerin bazısı keyif almaktan uzaktı. Ki bu başlayıp derli toplu bir şekilde bitireyim diyerek yola çıktığım 3. deneme oldu.
 
Fate Neyi Anlatır?
Hikaye, geçmişi Hristiyanlığın doğduğu dönemlere uzanan ve elde edenin dilekleri yerine getirebilecek güce sahip Kutsal Kase'yi bulma mücadelesini merkeze alır. Buna göre önce genellikle ünlü büyücü ailelerinden gelen 7 büyücü seçilir. Bunlar kendilerine tarihten gelen kahramanlarının ruhunu taşıyan bir hizmetkar çağırır. Sonrasında bu 7 hizmetkar arasında Kutsal Kase Savaşı olarak adlandırılan ölümüne bir savaş meydana gelir ki hayatta kalmayı başaran kutsal kaseyi kazanmış olur.
 
1. Fate/Stay Night  (2006): İlk seridir. Dolayısıyla çok da eleştirilir eksikleri açısından.

2. Fate/Stay Night: Unlimited Blade Works : Herkes asıl seri bu yukarıdaki değil dese de bunu da sevdim diyemem. Bunda hissetiğim bezginliğin ve ve farklı son olayının da etkisi olabilir.
 
3. Fate/Stay Night Heaven’s Feel Film Üçlemesi: Yetişkin öğeler içeren yapım yukarıdaki ilk iki serinin film  versiyonu olarak kabul edebiliriz sanırım. Benim en tuttuğum yapım bu oldu.

Geçmişte ya da farklı evrenlerde geçen diğer yapımlar:

4. Fate/Zero. (Prequel'dir. Olayların 10 sene öncesini, 4.Kutsal Kase Savaşını anlatır.)
 
5. Fate/Apocrypha (2017): 
 
6. Fate/Grand Order: 
 
İkiye ayrılıyor. 
 
a. Fate/Grand Order: First Order (2016): Bana göre dikkate değer. Ancak tamamen farklı bir yapısı var. Yukarıdakilerle bağlantısı yok. Yarım kalmış. Devamı olacak mı bilmiyorum.  
 
b. Fate/Grand Order: Zettai Majuu Sensen Babylonia (2019): Hikaye geleceği düzeltme adına geçmişe gidilmesi üzerine kurulu. Babil ıralı Gılgamesh, İsthar gibi tarihsel kişiklerin renklendirdiği iyi sayılabilecek bir konusu var aslında. İzlenebilir. Ancak bana biraz biraz kopuk hissettirdi.
 
7. Fate/Grand Order The Movie: Divine Realm of the Round Table: Camelot Wandering; Agateram:  Ülkemiz sinemalarında da gösterime giren filmin isminin uzunluğuna bakınca kaçasınız geldi mi bilmiyorum:) Hikaye MS 1273'te çöle dönen kutsal toprakların merkezi Kudüs'te aüç büyük güç birbiriyle savaşmaktadır. Gezgin şövalye Bedivere ve beraberindekiler Chamelot şehrine uzanan maceraya atılır. Yuvarlak masa şövalyeleri ve Kral Arthur farklı bir biçimde karşımıza çıkar.

Bilgi Kaynakları:

Fate Stay Night (2006):
 
 
24 bölümlük diziye bir girizgah yapalım. öğrencisi Shirou Emiya, küçükken ailesini kaybetmiş ve koca bir şehri yutan büyük bir yangının ardından hayatta kalan tek kişi olarak gözlerini açtığında Kiritsugu Emiya tarafından evlat edinilmiştir. Dünyada uzun zamandır belli aralıklarla tekrar eden yedi büyücü ve onların yedi hizmetkarı arasında gerçekleşen Kutsal Kase (Holy Grail) Savaşı'ndan habersiz sıradan bir hayat sürmektedir. Günün birinde hizmetkar Saber çağrısı ile dünyaya geldiğinde efsaneye gerçeğe dönüşür. Savaşta yer alacak yedi büyücü ustasından biri olduğunu öğrenir. Hayatta kalıp kazanırsa, efsaneye göre dileği gerçekleştiren Kutsal Kase'ye sahip olacaktır.


Notlar:
* Hikaye büyücü Merlin ve Kral Artur efsanesinden izler taşır
* Aynı kaynaktan geliyor olsa da Shingetsutan Tsukihime ile karıştırmayın. Benim yaptığım gibi. 
 
 

7 Kasım 2019 Perşembe

Violet Evergarden (2018)

Violet Evergarden (2018) Konusuyla değil belki ama şu görselliğin içine girip yaşayabilsem, hikayesini beğendiğim ama çizimlerinden yana isyan bayrağı çektiğim keşke her animede şu tasarımı görebilsem dediğim yapımdır. Alternatif bir dünyada geçer. (1.Dünya Savaşı devri atmosferi hakimdir.) Bana göre göz alıcı muhteşem görsel ziyafeti ve kırılgan hikayesiyle uzun zamandır izlediğim en iyi seriyi tanıtmak için aslında çok geç kalmışım. Ancak hayat koşuşturması içinde izledikten sonra nedense unutup gitmişim. Sinema filmleri İnternete düşünce yazı paylaşmadığımı fark ettim.
 

Büyük Savaş dört yıllık uzun bir çatışmanın ardından bittiğinde Telesis kıtasında hayat normale dönmeye başlamış gibidir. Çocuk yaşta bir savaş silahı olarak eğitilen ve askeri geçmişe sahip soylu bir ailenin büyük oğlu tarafından eve getirilen Violet, O'nun erkek kardeşi Binbaşı Gilbert'ın himayesine bırakıldığında adı bile olmayan, duygudan yoksun, bir insandan çok yabani bir yaratık gibidir. Binbaşı Gilbert verilen emire karşı gelemeyeceğinin ve kızın başkaları tarafından çizilmiş kaderini değiştiremeyeceğini farkındadır. Hatta zaman zaman kıza yaptırmak zorunda kaldığı dehşet verici şeyler kendi ruhunu da yaralamaktadır. Öte yandan Violet için kendisini bir araç ve silah dışında insan yerine koyan genç adam anlamlandıramadığı bir duygu eşliğinde dünyasının merkezi kaline gelmiştir. Ne var ki  nihayet savaşı bitirecek son çatışmalardan birinde Violet ağır saldırı altında vurulan binbaşıyı kaybeder ve ciddi şekilde yaralanır. 
 

Haftalar sonra bir hastane odasında uyanır. Uzun bir iyileşme sürecinden sonra Gilbert’in yakın arkadaşı Albay Hodgins, O'nu alır. Binbaşının son isteğini yerine getirerek koruyucusu olacak ailenin yanına, Evergarden'lara götürür. Ancak Violet orada kalmak istemez. Sözleri sert, yalın ve hatta biraz duygudan yoksun gibidir. Aslında bu daha çok normal bir insan gibi yaşamayı bilmeyişindendir. Onu gördüğü son gün Binbaşı Gilbert'in söylediği ve ne kastetiğini bilmediği sözlerin anlamını çözmek zorundadır. Bu nedenle Evergarden'larla yaşamak yerine Albay Hodgins'in şirketi CH Postahanesi'nde çalışmaya seçer. Burada insanların düşüncelerini ve duygularını daktilo yardımı ile kağıda aktaran bir "Otomatik Anı Kuklası" olarak çalışmaya başlar. (Bizdeki karşılığı mektup yazmanlığı olarak düşünülebilir.)
 

Hikaye bahsi geçen şehir ve ülke adlarından yola çıkarak fantastik bir dünyada kurgulanmış görünse de bana daha çok 1. Dünya Savaşı'na alternatif bir evren tasarlanmış hissini uyandırdı Yavaş tempoda ilerleyen ancak duygusal yoğunluğu ağır basan bir tarafı var. Açıkçası ilk izlediğimde öyle göklere çıkartıldığı kadar "wow" dedirmemiş hatta bu kadar güzel görselliği varken hikaye ne garip, harcanmış demiştim. Ve ilk izlenimimi ikincisinde değiştiren pek animeye de denk gelmem. Bu anime o nadir örneklerden biri oldu benim için. Konulara ince dokunuşlar yapan sağlam bir duygu akışı sunuyor izleyiciye. Dönem hikayelerini seviyorsanız ve duygusal modda bir şeylere kaymak isterseniz tam da size göre olabilir.


Not: Seri hatırı sayılır bir izleyici kitlesi bulunca iki devam filmi geldi. İlki Violet Evergarden Gaiden Light Novel'de alınmış. İkinci film final niteliğinde ve birçok soruya cevap bulmamızı sağlıyor. Ancak bence bu filmden önce bir Gaiden serisi yapılmalıydı. Hikayenin devam etme durumu kalmadı.

Filmler hakkında bilgi almak için editörü olduğum sitedeki yazdığım tanıtımlara göz atabilirsiniz.
 


Rainbow Nisha Rokubou no Shichinin (2010)

Orijinal Adı: Rainbow: Nisha Rokubou no Shichinin / RAINBOW 二舎六房の七人

İngilizceRainbow: The Seven from Block 2, Cell 6

İlk Yayın Yılı: 2010

Tür:  TV Serisi

Bölüm Sayısı : 26

Türkiye'de Yayınlandı mı? : Hayır

 Orijinal Eser :  Naoya Abe (Yazar Adı: George Abe / Manga Çizeri: Masasumi Kakizaki

        Firma :Madhouse

Tür:  Dram, Gündelik Yaşam, Trajedi, Şiddet

Konusu hayli rahatsız edici bir gerçeklikle sarsıcı biçimde insanı kendine saran bir dönem hikayesi. Tanıdık yönleriyle dikkat çekiyor. 1955 yılı. Savaşın izlerini ve sefaleti iliklerine kadar hisseden ülkede bir gurup çocuk işledikleri suç sonrası hapishaneye düşer ve burada şiddeti, işkenceyi ve istismarı yaşarlar. Onların o mekanda ayakta kalabilmelerini sağlayan yetenekli ve göz kara Sakuragi Rokurouta ise cehennemden çıkabildiklerinde bu kez hayatları için hesaplaşma sürecinde yol göstericileri ve liderleri olur.
 

Hikaye bana Brad Pitt'in en iyi rollerinden birini izlediğim Sleepers (Kardeş Gibiydiler) filmini  anımsatmıştı.

Ek Bilgi

Yazar  Naoya Abe (Yazar Adı: George Abe) gençken, Ando-gumi yakuza ailesinin bir üyesi oldu ve daha sonra Koganei-ikka tarafından işe alındı. 1986'da yakuza hayatını bıraktıktan sonra, Fuchū Cezaevi'ndeki zamanını anlattığı Hei no Naka no Korinai Menmen adlı bir roman yazdı. Bu roman çok satanlar listesine girdi ve filme uyarlandı. Abe, 2 Eylül 2019'da, 82 yaşında, zatürre nedeniyle hayatını kaybetti.

14 Ağustos 2018 Salı

Ranma ½ (1989)


 
Animenin Adı :Ranma_½ 
Yayın Tarihi: 1989-2008
Bölüm Sayısı: 166 (7 Sezon) (1989-2002)
Oav Bölüm: 6+6
Özel Bölüm: 2+3+1
Sinema : 3 Tane
 

Nedendir bilmem izlediğim dönem oldukça sevdiğim (Ancak bölümler ilerledikçe aynı şekilde hissetmediğim) bu seriye dair kaliteli bir versiyonunu  nette tesadüfen bulana dek burada bir şeyler yazmak aklıma gelmemiş. Rumiko Takahashi'nin aynı adlı mangasından uyarlanan hikaye 7 sezonla göz dolduruyor. Ayrıca Oav ve sinemaları da var. Manga ve anime yayınlandığı dönem geniş bir izleyici ve okuyucu kitlesi edinmiş.


Konu iki aile etrafında şekillenmeye başlıyor. İlki Tendo ailesi. Tendo Akane babasının dövüş okulunu miras almaya kararlı dövüş sanatlarıyla ilgilenen erkek gibi bir kızdır. Ancak, babası mirasını bir erkeğin alması gerektiğine inanmaktadır. Zaten bu kişiyi de çoktan seçmiştir: Akane'nin müstakbel eşi Sautome Ranma. Aile kararı ile olası bir evliliğe evet demeyecek kadar çetin ceviz olan kızımız her daim Ranma'ya kök söktürür. Akane'nin annesinden kalma kolyesi bu işin anahtarıdır.

Sautome Ranma aile arası kararlaştırılan evlilik hakkında ne düşündüğü gizemini korurken babası ile olağan dövüş sanatları eğitimi için diyar diyar gezmektedir. Kazara düştüğü pınar onun kıza dönüşmesine neden olur. Bu durumun her suya dönüştüğünde tekrarladığını fark edince çaresiz kendisini normal bir adama dönüştürecek "saklı pınarı" aramaya koyulur.
 
 
Editör Yorumu:

Hikaye görüldüğü üzere çok uzun ve ne yazık ki manga artisti tarafından nedendir bilmiyorum ama tam bir sonuç olmadan yarım bırakılmış. Yani 38 Cilt yazıp (1987-1996) adamakıllı bir son hazırlamamak nedir? Klişe olmasın mı demiş? Kusura bakmasın!!! Hangi akılla bu yönde bir iş yapmış anlayabilmiş de değilim. Halbuki özellikle gerek manga gerekse anime yapıldığı dönem zevkle takip edilmekteydi. Kendisi bir diğer sevdiğim yapım İnuyasha'nın da yazarıdır. Zaten dikkat edilirse tarz olarak anımsatır.
 
Ranma_½ bana göre "beğenilince" suyu çıkarılan türe iyi bir örnektir. Konu ortaya çıkan bir sürü tuhaf ve sinir bozucu karakter arasında boğucu ve sıkıcı bir hale geldi. Bölümler ilerledikçe bir şekilde beni saramadı nedense. Şimdiye kadar kaç kez sonuna kadar izlemeyi denediysem de başarılı olamadım. (ki izlediğim şeyleri yarım bırakmam, sevmem de.)  


Editörden Ek Bilgi: 
 
* 2024 yılında Ranma ½'ya bir remake yapıldı ve popüler bir dijital platformda yayınlanmaya başladı
 
Açılış Şarkıları:


#1: "じゃじゃ馬にさせないで" (Jaja Uma ni Sasenai de) by Etsuko Nishio (eps 1-18)
#2: "Little Date" (リトル★デイト) by Ribbon (eps 25-31)
#3: "思い出がいっぱい (Omoide ga Ippai)" by CoCo (eps 42-63)
#4: "絶対! Part 2 (Zettai! Part 2)" by Yoshie Hayasaka (eps 64-87)
#5: "地球オーケストラ (Chikyū Orchestra)" by KUSUKUSU (eps 88-117)
#6: "もう泣かないで (Mō Nakanaide)" by Azusa Senou (eps 118-135)
#7: "ラヴ・シーカー CAN'T STOP IT (Love Seeker CAN'T STOP IT)" by VisioN (eps 136-161)
 
 
Kapanış Şarkıları:
 
#1: "プラトニックつらぬいて (Platonic Tsuranuite)" by Kaori Sakagami (eps 1-13)
#2: "EQUAL ロマンス (Equal Romance)" by CoCo (eps 14-18)
#3: "ド・ン・マ・イ来々少年〜Don't mind lay-lay Boy〜" by Etsuko Nishio (eps 19-30)
#4: "乱馬ダ☆RANMA (Lambada☆RANMA)" by The Ranma 1/2 Operatic Troupe (eps 42-56)
#5: "プレゼント (Present)" by Tokyo Shounen (eps 57-72)
#6: "フレンズ (Friends)" by YAWMIN (eps 73-87)
#7: "ひなげし(Hinageshi)" by Michiyo Nakajima (eps 88-117)
#8: "POSITIVE" by Miho Morikawa (eps 118-135)
#9: "虹と太陽の丘 (Niji to Taiyō no Oka)" by Piyo Piyo (eps 136-161) 
 
 
Insert song:

"Little☆Date" (リトル☆デイト) by Megumi Hayashibara & Noriko Hidaka & Rei Sakuma (ep 43)

Kaynak:Tıklayınız
 
 

5 Temmuz 2018 Perşembe

Slam Dunk (1993)

Ekim 1990’da Weekly Shōnen Jump dergisinde yayına başlayan Takehiko Inoue’nin basketbol odaklı manga serisi Slam Dunk serisini Show Tv'de izleyen nesilden biri olarak geriye dönüp bakınca ne çok zaman geçmiş diyor musunuz siz de? Gerçekten inanılmaz.  Yayını sanırım 1  sezonla ile sınırlı kalan ve o zamana değin ekranda Aoiki Densetsu Shoot, Ahita e Frikik, Goal hariç futbol türü dışı Koş Hanny sonrası denk geldiğim ikinci animedir. 
 

Hikaye uzun bölümlü maçlar yüzünden bazen içinizi bayabilir. Karakterlere dair hikayeler iğnenin deliğinden geçirircesine sunulur. Ama hatırladığımda bugün bile yüzümde bir gülümseme oluşturur.  Eh orijinali 101 bölüm ve 4 sinemadan oluşuyorken sanırım bu uzunlukta bir yapımın tamamını verebilmek her zamanki gibi TRT dışındaki diğer kanalların harcı değildi. O zamanlar ki TRT'den bahsediyorum elbette şimdikinden değil.


70'lerin punk tipleri arasından fırlamış kızıl saçlı Hanamichi Sakuragi tanıştığı ya da vurulduğu hiçbir kızdan aşkına karşılık bulamayan, tam bir kaybeden adamıdır. Buna rağmen liseli ergen adamımız çok çabuk bir başka aşka da yelken açabilmektedir. Günün birinde uzun boyu dolayısıyla basket oynayabileceğini söyleyen Haruka isimli kıza da anında tutulur. Onun beğenisini kazanabilmek adına okulun basket takımı Shoku'ya girmeye karar verir. 
 

bu işi öğrenmeye soyunduğunda işler beklediği gibi gitmez.. Ayrıca sakarlığı ve beceriksizliği ile tam bir ümitsiz vakadır. Öte yandan hoşlandığı kız da dahil okuldaki her hatun Kaede Rukawa adlı yıldız oyuncunun adını haykırırken kıskançlık alevleri saçması durumunu değiştirmez. Elbette gün be gün her biri ayrı bir tel olan ekibin bir parçası olur. Takımdaki bu bir grup genç adam için dostluk sadakat ve arkadaşlık kavramlar daha büyük ve değerli bir anlama bürünür.


Hikaye bu denli uzun işlenmesine karşın tam bir son sunarak bizi mutlu etmiyor ne yazık ki. Bu yüzden manga çizerine de gıcık oldum doğrusu. Bir iş yapıyorsanız ve böylesine uzunken hikayeniz adam akıllı sonuç vermelisiniz. Takipçilerinize saygısızlık olmuyor mu bu biraz?
 
First Slam Dunk Movie (2022)
 

 
2022'de The First Slam Dunk adı ile yeni bir Slam Dunk Filmi ekrana taşındı. 17 yaşındaki Ryota Miyagi'nin ağabeyini çocukken kaybettikten sonra onun basketbol yıldızı olma hayalini gerçekleştirmek için mücadele eden yo hayatına odaklanıyor. 
 

 
 
 
NOTLAR:
 
- Türkiye'de vizypn tarihi Temmuz 2023 olarak duydruldu




27 Ocak 2018 Cumartesi

Little Princess Sara (1985)

 

 
7 yaşındaki Sara Creve'ın hikayesi, 1. Dünya Savaşı'na katılmak üzere kendisini zengin aile çocuklarının devam ettiği yatılı okuluna bırakan maden sahibi varlıklı babasından ayrılmasıyla başlar. Londra'daki kabul edildiği bu okul genç hanımefendiler yetiştirmektedir. Ancak orduya katıldıktan bir süre sonra tam da Sara'nın doğum gününde babasının öldüğü haberi ulaşır. Paragöz okul müdiresi Bayan Minchin, taksitleri ödenmediği bahanesiyle Sara'nın okulda derslere girmesine izin vermez ve borcunun karşılığı olarak onu hizmetçi olarak çalışmaya zorlar. Başından beri kendisini kıskanan Kötü kalpli ve kıskanç tavırlar sergileyen Lavinia ona sürekli sorun çıkarır. Hayatı peri masalından kibritçi kız hikayesine dönüşen Sarah için yoksul hayata alışmak başlangıçta hiç de kolay olmaz. Ancak iyi kalpli ve sevecendir. Babasının döneceğine dair her zaman içinde taşıdığı umut zorluklara da göğüs germesini sağlar.

Çocukken okuduğum Kemalattin Tuğcu kitaplarından mıdır neden bu tür yapımları zevkle izlerdim. Sonraları bir çoğunun kitapları olduğunu öğrendiğimde sevindiğimi hatırlıyorum. O zamanlar şimdiki gibi gibi kitaplar kırpılıp kuş haline getirilerek yayınlanmıyordu. Orijinal hali ne uzunlukta ise okuyabiliyordunuz. Şimdi çocuklar okusun diye basılan kitaplar da kitap olmaktan çıkıyor. Bu yüzden halen arada sahaf gezip eski basımları bulurum umuduyla rafları tararım

 

Notlar:

- TRT'nin tatil ekranı kuşağında yayınlanan serinin aynı zamanda 1936 tarihli ve küçük oyuncusu Sherly Temple'ın yer aldığı bir sinema filmi de vardır. 1995'te bir kez daha beyaz perdeye aktarılmıştır. Yazarı; Frances Hodgson Burnett olan Sara'nın hikayesi ilk kez St. Nicholas Magazine'nde 1888'de yayınlanmıştır. Yazarın bilinen diğer eseleri yine bir anime uyarlaması Little Lord Fauntleroy (Küçük Lord)  ve Secret Garden (Gizli Bahçe)'dir

- Shoukoujo Sara / A Little Princess Sara, "World Masterpiece Theater"ın bir parçasıdır.

Saiunkoku Monogatari (2006)



Saiunkoku Monogatari yayınlandığı dönemde keyifle izlediğim bir yapımdı. Hatta en sevdiğim listesinde üst sıralara koymuştum. Ancak ikinci sezonu beklerken seriden bir şekilde soğuyuverdim. Ana karakterin bıcır bıcır konuşan gürültücü ve çocuksu dublajına dayanmak bir diğer katlanılmaz şeydi benim için. Sadece Seiran'ın geçmişindeki gizem nasıl çözülecek ve esas kız kime kalacak diye merakımdan animenin peşine düştüm ve yeniden izledim. Ancak ilki kadar zevk aldığımı söylemem zor.


Saiun İmparatorluğu'nda geçen hikayede; Kou Shuurei, asil bir aileye mensup bir kızdır. Ancak babasının kazancı oldukça azdır ve bu yüzden Shuurei, evin ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli yerlerde çalışmaktadır. Ona, evin bakımında ayrıca Seiran da yardım etmektedir. Birgün, İmparatorun danışmanlarından biri Shuurei'nin evine, bir teklifle gelir. Yapacağı işin karşılığında 500 altın alacağını duyunca Shuurei hiç düşünmeden kabul eder. Teklife göre; Shuurei, İmparatorun karısı olacaktır ve İmparatoru, ülkeyi iyi yönetmesi için eğitecekdir. Seiran da, Shuurei ile birlikte askeriyeye katılır. İmparator, ülke işlerine hiç karışmamaktadır. Danışmaları bile onu, çoğu kez bulmakta zorlanmaktadır. Hele ki bir de İmparator'un gay olduğuna dair bir söylenti vardır ki bu Shuurei'nin içini rahatlatan tek şeydir. Çünkü; İmparator gay olduğu için kendisine dokunmayacaktır. 

Not: Tanıtım alıntıdır.

24 Şubat 2017 Cuma

Otoyomegatari (Manga)