23 Ağustos 2023 Çarşamba

Watashi to Watashi: Futari no Lotte (1991)


Çocukken Hollywood'dan çıkma sinema versiyonunu izledikten sonra tesadüfen animesi olduğunu keşfetiğim Watashi to Watashi: Futari no Lotte 80'lerde ve 90'larda sıkça gördüğümüz kitap uyarlamalarından biridir.

Bir yaz kampında tesadüfen karşılaşan Lottie and Lisa şaşırtıcı derecede birbirlerine benzediklerini fark ettiklerinde hem onlar hem de herkes şaşkına uğrar. Bu tuhaflıkla başlayan iletişimleri de dostane biçimde gelişmez. Ancak zamanla karşısındakini tanımayı ve sevmeyi öğrendiklerinde benzerliklerinin bir tesadüften ibaret olmadığını keşfederler.

NOTLAR

 
- Anime "World Masterpiece Theater"ın parçasıdır.

- Yazı Alıntıdır. Alıntı yapılan siteye blog yazarı tarafından eklenmiştir. 

- Orijinal hikaye Alman yazar Erich Kastner'in 1942'de basılan Çift Lotte adlı romanına dayanmaktadır. (Das doppelte Lottchen, "The Double Lottie")

- İlki 1950'de ana vatanında olmak üzere bir çok kez sinemaya da uyarlanmıştır.

 

Yıllara Göre Uyarlanan Filmler (Kaynak): 

1950: Two Times Lotte (Das doppelte Lottchen, Germany), screenplay and narrator Erich Kästner

1951 Hibari no komoriuta (ひばりの子守唄, literally "Hibari's Lullaby") (Japan Movie)

1953 Twice Upon a Time (UK film)

1961: The Parent Trap (Disney with Hayley Mills (United States)

1965: Kuzhandaiyum Deivamum (India, Tamil)

1968: Do Kaliyaan (India, Hindi)

1994: Charlie & Louise (Germany)

1986: The Parent Trap 2

1989 The Parent Trap3

1989  Parent Trap: Hawaiian Honeymoon (Squel)

1998: The Parent Trap with Lindsay Lohan (United States)

2001: Kuch Khatti Kuch Meethi (India)


Kareshi Kanojo no Jijou (1999)

Yapımın ülkesinde ekrana geldiği 1999 benim açımdan bilgisayar ve İnternetin ilk kez eve girdiği, ülkem açısındansa en derin acılardan birinin, 17 Ağustos Gölcük / Marmara Depremi'nin, o büyük kabuslarından birini yaşandığı yıldı. O nedenle bana farklı hisleri yaşatır. Animeyi Marmalade Boy sonrası aynı tarzda başka seri yapılmış mı arayışı sonrası keşfetmiştim. Konusu izlenir olsa da kimi bölümlerine manga kareleri serpiştirilerek geçiştirilip adeta harcanan bir yapım tarzı benimsenmesi nedeniyle sevemedim. Aslında bir açıdan sanatsal bile sayılabilir. Bana göre çizimleri pek güzel değil. Hikayesi yoğun insani duygular ve romantizm barındırır ve bunu da oldukça iyi biçimde işler. Animenin yarım kalmışlık hissi sonrası alelacele mangasının peşine düşmek zorunda kaldım. Neyse ki bulabildim.

Yukino Miyazawa, aldığı yüksek notlar ve kusursuz dış ve iç güzellik sergileyen ile mükemmellik abidesi, örnek öğrenci ve hanımefendi imajıyla okulundaki hemen herkes tarafından kendisine gıpta edilen bir lise öğrencisidir. Ancak bu görünümünün altında evinde bambaşka bir kişiliği vardır. İkincil yaşamını korumak için hiç üşenmez. Sürekli ders çalışır. Dış görünümü için ne gerekiyorsa ihmal etmez. Çünkü herkes tarafından takdir edilme, beğenilme, göklere çıkarılma, imrenilme arzusu onun en büyük tutkusudur. Miyazawa'nın bu ikili düzeni kendisi gibi mükemmel bir imaj ve not ortalamasına sahip Soichiro Arima tarafından alt üst edilene kadar her şey istediği gibi gitmektedir! Görünürde delikanlıya karşı herkese gösterdiği nezaketi gösterse de iç sesinde tam bir cadalozdur. Bir akşam tamamen tesadüfen ev halleri ve karakterini sergileyerek dışarı çıkma bahtsızlığı yaşadığı o gün tüm yaşamı alt üst olur ve Soichiro onu görür. 

Ertesi gün okula giderken foyasının meydana çıktığı düşüncesiyle korku içindedir. Ancak düşündüğü manzarayla karşılaşmaz. Kimsenin bir şeyden haberi yok gibidir. Acabalara fırsat vermeden doğrudan çocuğa sebebini sorduğunda ise delikanlı net bir cevap vermez. Ancak sanki sakladığı sır için onu kullanmaya meyillidir. Bu durum kızı iyice öfkelendirir. İkilinin rekabet olarak başlayan ilişkisi, birbirlerinin gerçek yüzlerine tanık olmaları ile birlikte günden güne derin bir yakınlaşmaya doğru yol alır.

 

8 Ağustos 2023 Salı

Rokushin Gattai God Mars (1981)

Yayının Diğer Adı: Six God Combination God Mars

Yayın Yılı: 1981-1982

Bölüm Sayısı: 64

God Mars: The Movie : 97 Dakika (Yapım Yılı 1982)

Türkiyede Yayınlandı mı? : En azından sineması yayınlanmış olabilir diye düşünüyorum.

Yaklaşık üç aydır blogları askıya almış gibiydim. Ne izleme ne de yazma isteği yoktu. Eskileri genelde daha çok tercih etsem de başlık açtığım bu anime gibi pek çoğunun devrin teknolojik imkansızlıkları doğrultusunda, izlenirlik bağlamında pek zevk vermediğini düşünüyorum. Türkiye'de de 80'li yıllardan itibaren ve 90'ların başlarına değin devam eden Robot / Macha animelerden furyasının uzantısı Rokushin Gattai God Mars (1981), keşfettiğim sitede izlenir ve indirilebilir olunca göz atmaya karar verdim. Eskilerin animelerinde uzun bölümler yadırganan durum değildi. (Şimdinin tüketici toplumlarında sabretme kavramı da pek yok. Dikkat ederseniz yeni yapımların çoğu tek sezon 13 ya da 24-26 bölüm.) Hal böyle olunca konuyu toparlayabilmek için en az 10-15 bölümü tamamlamam gerekti. Gelelim hikayemizin ne anlattığına:

Dünya dışına açılan insanoğlu 1999 yılında Şeytani İmparator Zule'un önderliğindeki Gishin Gezegeni'nin istila tehditiyle karşı karşıya kalır. 17 yaşındaki Takeru Myojin Dünya Savunma Birliğinin oluşturduğu  Crasher Squad'a katılan pilotlardan biridir. Takeru dünya için kendini feda edecek ölçüde ona bağlı iken kendisi hakkında öğrendiği gerçekle dünyası altüst olur. Adı Mars'tır. Gishin'e mensuptur ve bu istila sürecinin bir parçası olarak bebekken dünyaya yollanmıştır. Telepati dahil birçok özel güce sahiptir. Bunlardan en önemlisi Gaia olarak adlandırılan robotu çağırıp kullanabilmesidir. Farklılığı çok geçmeden ekip arkadaşları tarafından fark edilir ve bu durum aralarında güvensizlik tohumları ekilmesine yol açar. Ancak Takeru ne Gishin İmparatoru'nun hain planının bir parçası olmak ne de doğup büyüdüğü gezegene zarar vermek niyetindedir.

İmparator Zule, Takeru'yu öldürmeyi ve süper robot "Gaia"nın içine gizlenmiş Dünya'yı yok eden bombayı patlatmayı amaçlarken Gishin'de onun gölgesinde yaşayan Takeru'nun ikiz kardeşi Marg telapeti yoluyla kardeşine yol gösterir. Ancak kendisi ne yazık ki bir çeşit tutsaktır. Yakeru / Mars da ölümüne savaşmak zorunda kalmadan önce Zule'un zihin kontrolüne karşı koyabilecek için çabalar ama başarılı olamaz. Ayrıca ne içinde bulunduğu durumdan ne de altı süper robotunun, evrendeki en güçlü robot Tanrı Mars'ı oluşturmak için birleşmesi gerektiğinden habersizdir. Sonuçta kardeşlerin karşı karşıya gelmesi de kaçınılmazdır.

İmparator Zule'un sayısız sadık hizmetkarı Takeru'nun elinde acı birer yenilgi tadarlar ki onlardan biri de Rose isimli kızdır. Sonrasında dünyaya karşı yapılan şeylerin yanlışlığını fark edip taraf değiştiren kızımız Takeru ile romantik ve belki biraz da zorlama sayılabilecek bir romantizm sürecine girer.

7 Temmuz 2023 Cuma

God Mazinger (1984)

Animenin Adı: Space Adventure The Deity

Bölüm Sayısı: 23

 Yayın Tarihi: 1984

 Türkiyedeki Yayın Adı: Deity (Kanal 6)

Tür: Mecha,  Bilimkurgu

23 bölüm olarak ekrana gelen God Mazinger, Mazinger serisi olarak niteleyebileceğimiz dört ayrı yapımın son halkasıdır. Trt'de ve 90'ların ortasında Kanal 6'da Deity adıyla yayınlanmıştır. Yine bir kesim HBB'de yayınlandığını söylese de bana göre göre bu bilgi doğru değildir. Aksini iddia eden bir zahmet warsa gazete küpürü vs göstermedikçe de uydurma demeye devam edeceğim

Sıradan bir okul öğrencisi olan Yamato Hibino, gizemli bir çağrıyla birlikte farklı bir zamana yolculuk yapar. Mu ülkesine gelir. Dinazor ordularına sahip Dragonia İmparatorluğu ülkesini kontrolü altına almak amacıyla kendisine direnen Kraliçe Aira (Alia)'nın yardım isteğine kayıtsız kalamaz. İmparator Dorado ve oğlu Prens Eldo`nun işgal planlarına karşı tek umut, Mu ülkesinin efsanevi kurtarıcısı taş halindeki dev bir robot yani God Mazinger`dir. Yamato yegane kurtarıcı olarak onu canlandırıp kraliçeye yardım edecektir.

 

NOT: 

- God Mazinger mangasında Prensesn Alia çok da erotik çizilmiş olup görüntüsü Mısır kraliçelerini andırmaktadır. Karakter ayrıca Shin Seiki Den Mars animesinde de karşımıza çıkar ve tam da mangadaki gibidir.

- Japon animelerinde Mu Uygarlığı çevresinde dönen animelerden biri de bu yapımdır. (Hatırladığım diğer ikisi Dorvack (Ülkemizdeki yayın adıyla Dolbuk) ve White Whale Of Mu ) 


- Bu yazı anime.gen.tr sayfasından alınmış olup o internet sitesine de blog yazarı tarafından eklenmiştir. Burada yer alan not bilgisi ise bana ait değildir. Site tarafından editör yazı denetiminde eklenmiştir.

23 Nisan 2023 Pazar

Death Note (2006)


Bölüm Sayısı: 37 + İki Sinema Filmi

Yayın Yılı: 2006:

Yapım Şirketi: Madhouse

Orijinal Hikaye: Manga (Takeshi Obata & Tsugumi Ohba)

Death Note anime dünyasının kült yapımlarından biri olarak artık yeni kategorisinde de yer almıyorken benim gibi yıllar önce izleyenler için nostalji grubuna dahil edilebilir kıvama geldi. Yapıma o zaman ki ününe rağmen büyük beklentilerle başlamamıştım ama ilk bölümün ardından aynı gün ve gece eğer uykuya yenik düşmesem herhalde sabahlayıp devam edecek ölçüde heyecan verici bulmuştum. Halen de eskimeyecek klasiklerden olacağı düşüncesindeyim.


Hikayemizin ana karakteri Yagami Ligt (Mamoru Miyano) okulda örnek ve başarılı bir öğrencidir. Eğlence ya da başka birşeyin yer almadığı sıkıcı sayılabilecek günleri okul, ev, kurs üçgeni arasında mekik dokuyarak geçip girmekte yaklaşan üniversite sınavlarına hazırlanmaktadır. Dünyadaki şiddet ve ölümün dozu her geçen gün artmakta, suçluların sonu gelmeyecek gibiyken sadece seyirci olmaktan sıkılmıştır ama elbette bu noktada dünyayı değiştirecek gücü yoktur. Taki günün birinde sınıfta ders dinlerken gökyüzünden ansızın yere düşen bir şey görene kadar. Ders sonu ne olduğunu anlamak için o yöne yürür ve üzerinde Ölüm Defteri (Death Note) yazan kara kaplı bir defter bulur. Kapağının İç kısmında kısaca nasıl kullanıldığı anlatılmaktadır. Oraya ismi yazılan kişinin kesinlikle öleceği söylenmektedir. Okuduklarına gülen Light defteri aldığı yere bırakıp uzaklaşır ama... merakına yenik düşmesi kaçınılmazdır. Ağır adımlarla evin yolunu tutarken yaptığına kendi de inanamaz.

Annesi  ulusal sınav sonucunu görmek için kapıda beklemektedir. İlk sırayı alması artık alışılagelmiş bir durumdur. Odasına çıkıp çalışacağını söyler. Haberleri dinlerken deneme yapmaya karar verir ve o sırada bahsi geçen bir suçlunun adını yazar. Dakikalar sonra şaşkınlık içinde adamın intihar ettiğini duyar. Dehşete düşse de iç sesindeki mantık çerçevesinde bunun sadece basit bir tesadüf olabileceği ihtimalini gözardı edemez. Ders süresince aklı defterdedir. Bu kez seçimini sınıfta zorbalık yapan, okul çıkışı marketten çıkan bir kadına sokak ortasında taciz edecek kadar pislik serseri tipten yana kullanır. Adam olay yerinde belirlediği süre içinde kamyon çarpması sonucu ölünce artık defterin doğruluğuna ikna olur. Beş gün sonra hiç beklemediği bir misafir, defteri insan dünyasına düşüren tuhaf ve ürkütücü bir görünüme sahip ölüm meleği (shinigami) Ryuk tarafından ziyaret edilene kadar sayfalarca isim yazmış haldedir. 

İlk karşılaşmanın yarattığı şoku çabucak atlatır. Şu ana kadar yaptıklarının bedeli olarak hakkında verilecek en kötü cezayı, öleceğini düşünürken de soğukkanlıdır. Ancak beklediğinin aksine defterin kullanım hakkı ona bulana aittir ve Ryuk daha çok çevresinde dolanan izleyici gibidir. Light dünyayı istediği biçimde adil hale getireceğine duyduğu inancın büyüsüne kapılmış haldedir. Elbette ilerde anlaşılacağı üzere herşey bu kadar basit değildir. Yüzden fazla suçlu insan kalp krizinden ölmüşken (ölüm sebebi belirtilmemişse bu şekilde gerçekleşmekte) ulusal güvenlik (ICPO) ve polis teşkilatının durumu garip bulması da kaçınılmazdır. Öte yandan Light tam da olmak istediği şekilde ülke çapında ölümlerin ardındaki adalet sağlayıcı Kira adıyla ünlenir. (Kira katil kelimesinden geliyor.)

Hikayemizin ikinci ana karakteri gölgelerde yaşamayı seçen ve gerçek kimliğini kimsenin bilmediği, tavan yapan mükemmel bir zeka ile doğmuş ancak kimsesiz büyümüş L (Kappei Yamaguchi). Gerçek adı bilinmiyor Polise söylediği ise Ryuzaki. Beş yaşına kadar İngiltere'de yaşamış. Interpol'un başı sıkıştığında yardım istediği, ele alığı her karanlık olayı çözmeyi başarmış bir deha. Olayları ilk günü itibariyle mercek altına alan ve suçlu için olası bir profil çıkaran L canlı yayında oyun oynayıp yaşadığı yeri deşifre edip ve büyük olasılıkla öğrenci olabileceği sonucuna vardıktan sonra ona karşı ilk savaşı kazanır. Tuhaf duruşu, her daim şekerli şeylere aç hali, gölgelerde yaşayışının getirdiği sağlıksız soluk teni ve gözlerinin altındaki morlukları insanı düşündürüyor. Bana bu karakteri nasıl tanımlarsın diye sorsaydınız Otizimli ama zekası tavan yapan türden derdim. Çünkü takıntılı, tekrar eden davranışlar sergilemekte.

 Death Note'un Adaleti

Yagami Light penceresinden kurguyu düşündüğümüzde aklımıza en çok takılan şeyler şunlar olmuştur herhalde. Adalet nedir? Kişi adaleti sağlamak adına kimin ölüp kimin ölmeyeceğine karar verme ve ölümüne hükmetme hakkına sahip midir?  Eninde sonunda Kira adalet sağlayan biri mi yoksa kendi için kolayca birilerini öldüren bir katil mi? Light Yagami tıpkı iyiden kötüye dönüşen Eren Yeager gibi anime tarihinin en etkileyici Protoganist/Anti-kahraman kişiliklerinden biridir.

Death Note'a Layık Görülen arıza Kadın Karakter "Misa Amane"

Bu hikayede en salak ve gereksiz karakter kimdi derseniz, size hal ve tavırlarıyla beş yaşındaymış gibi aptal aşık modlarda dolanan ve bezelye beyinli bir yaratık olarak karşımıza çıkan bu hanımefendiyi söyleyebilirim. Dublaj sesi de kendisi kadar gıcıktı.

Death Note Kuralları (Aşağıdaki Liste Alıntıdır)

* Deftere adı yazılan kişi ölür. Ancak İsmi yazan kişi, yazdığı kişinin adını ve soyadını, yüzünü bilmesi gerekiyor. Eğer deftere ismi yazan kişi ismi yazılan kişinin yüzünü bilmiyorsa o kişi ölmez, bu kural sayesinde aynı ismi taşıyanlar etkilenmez.

* Deftere adı yazılan kişi en az 40 saniye sonra ölür.

* Eğer ölüm nedeni belirlenmezse, kişi basit bir kalp kriziyle ölür.

* Ölüm şekli yazıldıktan sonra detayları 6 dakika 40 saniye içinde yazılmalıdır.

* Defter eğer yere 1 defa değerse o zaman dünyanın malı olur.

* Sadece defterin bir parçasına değen kişi Ölüm Meleğini (Shinigami) görür ve sesini duyar.

* Ölüm Defteri'ni kullanan kişi cennete veya cehenneme gidemez.

* Ölüm Defteri'ne dokunan her insan Ölüm Meleğini görür ve sesini duyar. 

* Eğer defterin orijinal sahibi ölürse, defter Ölüm Meleğine ait olur.

* Defterin sahibi defteri kullandıktan en geç 39 gün sonrasında Ölüm Meleğini görür.

* Defterin orijinal sahibi olan Ölüm Meleği prensipte defterin sahibi olan insana yapacağı hareketlerle yardım etmemeli ve zarar vermemelidir.

* Ölüm Meleğinin defterin nasıl kullanılacağı ve içeriği hakkında insan sahibine açıklama yapma zorunluluğu yoktur.

* Ölüm Meleği ölüm defterine isim ekleyerek ölen kişinin fazla yıllarını alıp kendi hayatını uzatırken insanlar uzatamazlar.

* Ölüm Defteri'ni kullanan kişi kalan hayat süresinin yarısını Ölüm Meleğinin gözüyle takas edip kendi hayatını kısaltabilir. Bu gözle karşısındaki insanın yaşam süresini ve gerçek adını görür.

* Ölüm melekleri bilindik yöntemlerle ölmezler. Ancak bir insana aşık olup onun hayatını kurtarmak için ölüm defterini kullanmakla ölürler.

* Deftere yazılan ve fiziksel olarak mümkün olmayan ölüm şekilleri sonuçta basit bir kalp krizine dönüşür.

* Defterden koparılan çok küçük bir parça bile tam etki gösterir.

* Deftere yazılan tüm mümkün ölüm şekilleri ve detayları ancak okunabilir bir şekilde yazılırsa gerçekleşir.

* Defterin orijinal sahibi olmayan bir kişi bile defteri tam etkisiyle kullanabilir.

* Defter, 780 günden küçük kişileri etkilemez.

* Yazılan kişinin adı 4 defa yanlış yazılırsa defter o kişiyi öldürmez.

* Defter çalınır veya kaybolursa 490 gün içinde geri alınmadığı takdirde sahipliği yitirilir.

* Deftere 490 gün boyunca dokunmayınca (herhangi bir parçasına sayfasına) Defterle olan anılar silinir hafıza kaybı yaşanır. Fakat Deftere dokunduğunda her şeyi geri hatırlar.

* Bir ölüm defterine ismi yazılan kişinin ismi başka bir deftere yazılsa da 2. defter işlev görmez.

* Ölüm meleğinin gözlerine ve defterine sahip olan kişi başka ölüm defterine sahip olan kişinin sadece ismini görebilir. Ölmek için ne kadar zamanının kaldığını göremez.

* Eğer dünyada 6 taneden fazla ölüm defteri varsa sadece ilk 6 ölüm defteri çalışır. 7. ölüm defteri ilk 6 defterden herhangi birisi imha edilmedikçe veya bir ölüm meleği tarafından melekler diyarına götürülmedikçe çalışmaz.

* Ölüm defterini kullananlar 1 yıl içerisinde hareketlerinde ve göz renginde değişikler oluşur.

* Eğer deftere yazılan kişinin hemen ölmesini isterseniz 'Sakujo' demeniz yeterli olacaktır.

* Deftere yazılar kan gibi şeylerle yazılsa bile kabul olur.

Sahte kurallar

Bu kurallar sahte olup L'i kandırmak için Light'ın Ryuk'a söylemesiyle yazılmıştır. Bu kurallar gerçek değildir.

* Eğer Ölüm Defterinin sahibi defteri 13 gün boyunca kullanmazsa defterin sahibi ölür.

* Eğer Ölüm Defteri yanar ve hasar görürse, o vakte kadar ona dokunmuş tüm insanlar ölür.

 

Death Note Müzikleri: Attack on Titan'dan Rumbling'i dinlerken anime müziklerinin bunca yılın ardınan geçirdiği evrimi düşünürüm. Death Note'un açılış ve kapanış şarkıları da keskin ve sert ezgiler taşır. Böylesi iyi bir yapım için akılda kalıcı seçimler olmamış. Daha iyisini hak ediyor. Harcanmış ne yazık ki...

 

18 Nisan 2023 Salı

Crest of the Stars & Banner of the Stars (1999-2001)


Crest of the Stars (Seikai no Monshou )

Bölüm Sayısı: 13

Yayın Yılı: 1999

Yayım Şirketi: Sunrise

Orijinal Hikaye: Üç Ciltlik Roman (Hiroyuki Morioka)

Dusalyo liderliğindeki Abh İnsan İmparatorluğu Hyde Yıldız Sistemi'ni istila eder. Başkan Rock Lynn tarafından yönetilen Martine burada yer alan gezegenlerden biridir. Abh'ın ani saldırıs karşısında sınırlı askeri güçlerin işe yaramayacağına karar veren yönetim kayıtsız şartsız teslim olmayı seçtiğinde halkın nefretini kazanır. Kuşatma gece başkanın oğlu 10 yaşındaki Lin Jinto sekreter tarafından yaşadığı konuttan alınıp ülkeden çıkarılır. Yedi yıl sonra evine döndüğünde Abh'ın verdiği kontluk ünvanına tam yetki ile sahip omadan önce sistem ve onlar hakkında yedi yıl boyunca eğitim almış durumdadır. Yine de o süre boyunca hologram ve ekranlar dışında işgalci Abh toplumundan kanlı canlı kimseyi görmemiştir. Uzay limanına vardığında çocukluk arkadaşlarından sadece biri onu karşılamaya gelmiştir. Aslında burası asıl rotası olacak başgezegene yolculuğunda kendisini götürecek olan Gosroth sancak gemisine bineceği yerdir. Bir Abh gibi giyinerek alandaki  pek çok insanın nefret dolu bakışlarına hedef olur ama tüm bunları görmezden gelmeyi seçip eski dostuyla ayak üstü sohbeti sürdürür. Satır aralarında insanların gözünde bir hainin oğlu olduğunun farkındadır. Ya bunu sineye çekmeyi öğrenmiştir ya da gerçekten durumun o yönü kendisi için önemli değildir. 

Birazdan refakat için birisi gelecektir. Dakikalar sonra adı ve ünvanıyla kendisini selamlayan Lafiel ilk kez karşılaştığı Abh mensubu bir genç kızdır. Kendilerini ana gemi Gosroth'a götürecek olan küçük bir mekiğe binerler. Yolculuk çok fazla uzay seyahati olmayan Jinto için zorlayıcı geçse de yol arkadaşından hoşlanmıştır. Ancak delikanlı kaptan Lexshue Wef-Robell Plakia komutasındaki Gosroth'a ulaştığında refakatçisinin sıradan bir Abh mensubu değil şuan  yönetimde bulunan kraliçenin torunu, prenses Abriel Nei Debrusc Borl Paryun Lafiel olduğunu öğrenir. Her şeye rağmen Lafiel ünvan ya da başka şeylerin kendisi ve diğer insanlar arasında yarattığı uçurumdan hoşnut değildir. Jinto'nun kimliğini bilmeden kendi konumunu öne çıkarmayıp gösterdiği arkadaşça yakınlıktan mutluluk duymuşken bunu kaybetmek istemez. Yolculukları rutin seyirde devam ederken uzay sektörünün bilinmeyen bir noktasında açılan giriş sonrası 10 kadar gemi ortaya çıkar. O andan itibaren Lafiel ve Jinto için yolculukları bilinmezliğe doğru uzanır.

Banner of the Stars (Seikai no Senki)


Bölüm Sayısı: 1. Sezon: 13 Bölüm / 2. Sezon: 10 Bölüm

Yayın Yılı: 2000 - 2001

Lafiel ve Jinto başkente ulaşmış Avl'ların imparatoriçesine durum raporu verdikten sonra Gosroth'un başına gelenleri öğrenirler. Dört diğer insan ırkının Abh'lara karşı oluşturduğu ittifak ve Gosroth'a yapılan saldırı savaş sebebi sayılır. Böylece iki tarafın da büyük kayıplar verdiği bir mücadele silsilesi birbirini izler. Nihayetinde taraflar toparlanabilmek için karşılıklı ateşkese karar verir. Lafiel ve Jinto üç yıl sonra bu kez Lafiel'in komuta statüsünde yer aldığı aynı gemide yine birliktedir.

Banner of the Stars (Seikai no Senki) Oav

Bölüm Sayısı: 2 (Oav)

Yayın Yılı: 2000 - 2001



Editör Notları:

Abh'lar ve Kökeni: İnsanlığın uzaya açılmasından sonra bir bölümü uzak noktalara gitmiş burada teknolojinin ulaştığı nokta sayasinde fiziksel değişimler geçirmiştir. (Ömrün uzaması, diğer insanların benzetimiyle elfler gibi dikkat çekici güzellikte olmaları, üremenin yapaylaşması (anne rahmi dışında oluşum ve gelişim, aynı cinsten iki kişi ile oluşturulan döllenme gibi... !?)) Ancak temelinde insan ırkı vardır. Bu nedenle Abh İnsan İmparatorluğu olarak adlandırırlar. Evrenin neredeyse yarısına hakim durumdadırlar. Asalete dayalı bir sitemin yerleşmesiyle monarşi benimsenir.



Göze Batanlar:

- Hikaye 2000'lerin başı anime yapımış ancak roman hangi yıllara ait bilemiyorum. Araba içi eski ahizeli telefonlar ya da chavrolette tarzı araçlar dikkati çekiyor. Yani yapımın teknolojisi ileriye dönük vizyon sahibi değilmiş.
 
- Bütün Abh'lar mavi saçlı herhalde ama hepsi Lafiel gibi elf-vari kulaklara sahip değiller galiba.






5 Mart 2023 Pazar

Nil Admirari no Tenbin (2018)

İngilizce Adı: The Scales of Nil Admirari ~The Mysterious Story of Teito~

Bölüm Sayısı: 12

Yayın Yılı: 2018

Yeni bir anime bulana kadar  eskilerle devam edecek gibi görünüyordum. Orta derece seyirlik sunan ancak çizimleriyle bunu biraz daha olası kılan Nil Admirari no Tenbin'i internette karşıma çıkan resimleri sayesinde keşfettim. Bir dönem dizisi olması fark etmemde önemli bir etkendi. Türkçe çevrilmiş paylaşımı da bulunca arşivdekini onunla değiştirmeye karar verdim. Daha uzun, derin ve güzel bir sonla bitseydi sanırım izlenirlik ve kalite ölçütüm artardı. Yine de artık animelerde aradığı keyfi bulamayan biri olarak bir dereceye kadar önerebilirim.

Alternatif bir zaman diliminde Japonya'daki Taisho devri 1936'da sona ermektedir. (Gerçekte 1926) Tsugumi Kuze babasının uygun bulduğu bir ailenin oğlu ile evlilik arefesindedir. Kendisine düşkün 14 yaşındaki erkek kardeşi Hitaki haberi duyduğunda bunun altında ablasının iyiliğinden çok mali nedenler yattığını düşünür. Bu yüzden karşı çıkar. Üstelik ablası kendisine o ana değin konuyla ilgili hiç bir şey söylememiştir. Kuzu davranışını uygunsuz ve biraz da fazlaca şımartılmış olarak görse de yine de gönlünü almaya karar verir. Alışverişten dönerken sevdiği pastalardan getirir. Çay saatinde kapısını çalar. Hizmetkarı da yanındadır. Yanıt alamayınca endişelenir. İçeri girer. Delikanlı "tüm bunlar sona ermeli..." diyerek tutuşturduğu elindeki kibriti yere bırakır. Kuzu'yu dehşete düşüren bakışları arasında tüm bedeni alev alır. Neyse ki buna rağmen hayatta kalır ama yanıkları nedeniyle hastaneye kaldırılır.

Koridorda uşağı ile doktor muayenesinin bitmesini beklerken yanına yaklaşıp "İmparatorluk İstihbarat Yönetim Bürosu" mensubu olduğunu söyleyen iki kişi olay hakkında bilgi almak istediklerini söyler. Konuşma evde devam eder. Adamlardan Yutaka Nabari "o sırada bir kitap var mıydı dı?" diye sorar. Kuzu bir an düşünür ve onaylar. Kitabı görmek isterler. Uşağını küçük hanımın isteğini yerine getirmek için ayrılır. Çok geçmeden dönmüştür ki genç kız çığlık atıp "alevleri söndürün!" diye bağırır. Oysa ondan başka bunu görebilen yoktur. Görevliler "bunu görebiliyor musunuz?" diye sorarken şaşkındır? Sonrasında durumu açıklarlar. Okuyucusunu etki altına alan "Maremono" Lanetli Tomo olarak bilinen ve genellikle eski tip basım Japon kitapları buna neden olmaktadır. Görünüşe göre kardeşinin dahil olduğu o olayla birlikte Kuzu "Aura"ları görme yeteneği kazanmıştır. 


Yutaka Nabari evden ayrılırken genç kızın şaşkın bakışları arasında kolunu tutar ve "seni istiyorum" der. Sonra özür dileyip ekler. Çalıştıkları birimine katılmasını kast etmiştir. Kuzu geride kuzgun tüyü bırakarak kitapların peşine düşen karanlık gurubun niyetini anlamak ve amaçlarına ulaşmasını engellemek için yapılan teklifi kabul eder ve "İmparatorluk İstihbarat Yönetim Bürosu"da çalışmaya başlar.


Editör Notları:  

- Hikayenin söz edilen Taisho devrinin geçtiği asıl yıllar 1912-1926'dır.

7 Ocak 2023 Cumartesi

Kimagure Orange Road (1987)

Adı: Portakal Yolu / Capricious Orange Road 

Yapım Yılı:1987-1988

Türkiye'de Yayın Kanalı: TRT 1  (Sanırım 1991 yada 1992)

Bölüm Sayısı: Tv Serisi (48) + Oav (8 Bölüm)

Sinema Filmi 1: Kimagure Orange Road: Ano Hi ni Kaeritai (1988)

Sinema Filmi 2: Shin Kimagure Orange Road - Soshite, Ano Natsu no Hajimari  (1996)

Manga: İzumi Matsumoto

Trt 1'deki 90'ların tatil ekranı kuşağını hatırlar mısınız? İçinde mutlaka iyi bir anime çocuklar için yapılmış yabancı filmler ve değişik programlar olurdu. Portakal yolu adı ile yayınlanan seriyi orada keşfetmiş ancak yaz sezonu ile sınırlı olunca tamamını izleme şansım olmamıştı. Muhtemelen zaten yarım kalmıştı. İnternetle tanışmamıza daha 7-8 yıl varken animelere ulaşmak ne denli zordu herhalde tahmin edersiniz. Ablam sayesinde Otdü'de dünyayı keşfedebildiğimiz web'le tanışmam ve aradan geçen zamana rağmen açılış şarkısında geçen "take me the sumer side" sözleriyle aratıp bulabilmemizin de mucize olduğu düşünürüm. Muhtemelen birileri şarkı sözlerini paylaşmıştı. Böylece seri hakkında birkaç görsele ve bir sürü yazılı bilgiye ulaşmıştık. Tabii o zamanlar web'de izleme imkanımız da yoktu. (Nerde izlemek? Animeye ait bir resmin açılması için 20 dakika beklemiştim. O zamanın internet hızı. Birde düşünün. Ev ortamı değil. Türkiye'ye İnterneti getiren ilk mekandır burası:)

Gelelim hikayesine: Kasuga Kyosuke, iki kız kardeşi Kurumi ve Manami, babası Takashi ve kedileri Jingoro ile birlikte yaşayan sıradan bir lise öğrencisidir. Kimsenin bilmediği ise Kasuga ailesinin çocuklarının vefat eden annelerinden gelen pisişik güçleri sahip olduklarıdır. Bu nedenle zaman zaman yaşanan karmaşalar sonrası taşınmak zorunda kalmaktadırlar. Üçü arasındaki ilişki Kyosuke'nin güçlerinin etkisiyle karmaşık bir hal alır. (Bilgi alıntıdır.)

Kyosuke şehri tanımak için çıktığı yürüyüşte oldukça fazla basamaklı bir yola girer. Onları birer birer sayarken sıcaktan bunalmıştır. Neyseki hoş bir rüzgarla serinler ve tam da o sırada havada süzülen kırmızı hasır bir şapka görüş alanına girer. Son anda yakalayabildiğinde kendisine iltifat eden güzeller güzeli bir kızla tanışır. İlk görüşte etkilenen delikanlı zaten başında kavak yellerinin eseceği bir dönemde 15 yaşındadır.

Kimagure Orange Road (Manga)

Ertesi gün yeni okulunda gün hızlıdır. Öğrencilerden biri çete-vari tavırlar sergileyen bir gurup tarafından sıkıştırılır. Pek çokları gibi delikanlı da olayın seyreden tarafıdır. Derken ortaya çıkan dünkü kız tüm adamları pelteye çevirerek döver. Sonrasında bir de sigara yakar (!?) Anlayacağınız kendisi de tam bir belalı tip gibidir. Dünkü hoş hanımın yerinde yeller esmektedir. Dahası Kyosuke'ye de kaba davranır ve O'nu tanıdığına dair bir izlenim uyandırmaz. Madoka Ayukawa okulda dikkat çeken bir kızdır. Ancak görünüşe göre kavgadan vs. çekinmeyen kaba saba olmaya meyilli bir yapısı vardır. Çok iyi saksafon çalmakta ve müziğe ile duymaktadır. Kurtardığı Hikaru ise başından itibaren Kyosuke'nin dibinden ayrılmayan sülükvari bir kızdır. (Açıkçası seslendirmesi de dahil bu kızın varlığına katlanmak zordu!)


Animenin biraz tuhaf sayılabilecek 8 extra Oav bölümü var. Ayrıca yetişkinlik dönemlerine evrilen devam filmleri ile aslına uygun biçimde finali yapıldı. O dönem için türünün en iyi yapımlarından bir olduğunu söylemem gerek. Çünkü özellikle 80'li ve 90'lı yıllarda animeler yarım kalabiliyor ya da farklılık olsun diye orijinal hikayeden farklı biçimde sonlandırılabiliyordu.

Kimagure Orange Road Movie

Notlar:

Kimagure Orange Road, Izumi Matsumoto'nun 1984 yılında Fresh Jump dergisinde yayınlanmaya başlayan 18 ciltlik manga serisinden uyarlanmıştır. Yine Izumi Matsumoto tarafından yazılan 3 adet Shin Kimagure Orange Road kitabının yanı sıra çok sayıda müzik albümü bulunmaktadır. Şarkıları da bir o kadar dinlenilmeyi hak eder. (Bilgi alıntıdır.)


Jeanie with the Light Brown Hair (1992)


Orijinal Adı: Kaze no Naka no Shoujo Kinpatsu no Jeanie

İngilizce: Jeanie with the Light Brown Hair 

Bölüm Sayısı: 52

Türkiye'de Yayınlandı mı? Evet (Kanal D 1990'lar)

Yapım Yıl: 1992

1838’de, Pennsylvania’nın küçük bir kasabasında yaşayan Jeanie MacDowell, altın sarısı saçlarıyla güzel ve hayat dolu bir kızdır. Babası; kasabanın doktoru, annesi ise O'nun aynı zamanda hemşiresidir. En iyi arkadaşları, kendisi gibi müziğe düşkün ve çok iyi armonika çalan Stephan ve banjo oyunu konusunda becerikli siyahi bir çocuk olan Bill`dir. Ne yazık ki Jeanie`nin toz pembe yaşamı annesinin ani ölümü ile gölgelenir. Babası da bir süre sonra gelen yeni yardımcısıyla evlenince Jeanie’nin hayatının bir daha eskisi gibi olmaz. Kendini hasta insanların acılarını dindirmeye adayacak şekilde geliştirmeye karar verir. Yolculuğu sırasında yaşadığı serüven ona hayatının aşkını keşfetme imkânını da sağlayacaktır. 


Notlar:

 

* Serinin ana karakterlerinin gerçek hayattan alındığını ekleyelim. Stephan Foster ünlü bir besteci ve çocuk şarkıları yazarıdır ve büyük aşkı Jeanie MacDowell la evlenmiş olup eşi için 1854’de “Jeanie with the Light Brown Hair” adlı şarkıyı bestelemiştir. 

* Dizi ülkemizde 90'larda Kanal D'de yayınlanmıştır.

* Yazı alıntıdır. Alıntı yapılan siteye de blog sahibi tarafından eklenmiştir.

* Kinpatsu no Jeanie adlı 1979 tarihli 13 bölümlük bir anime serisi daha vardır. Konu tamamen farklıdır.